Hayatımdaki enerji vampirlerini temizledim'
Harun Kolçak, 6 yıl aradan sonra 'Yeniden Doğuyorum' adlı albümüyle hayranlarının karşısında! 10 şarkıdan oluşan albümünü, yaklaşık 2 yıl önce kaybettiği annesine ithaf eden Kolçak, "Bu albümün bendeki yeri çok özel. Yıllardır biriktirdiğim duyguları yansıtıyor. İlk albümüm gibi kokuyor. O yılların tınılarını ve kalitesini taşıyor" diyor. Esen Entertainment etiketiyle piyasaya sürerlen albümde, Harun Kolçak'ın söz ve bestelerinin dışında; Fatih Erdemci, Garo Mafyan, Mert Ekren, Furkan Işıldar gibi müzisyenlerin de imzaları bulunuyor. Prostat kanserine karşı verdiği mücadeleyi kazanmayı başaran ve 'Yeniden Doğuyorum' diyerek hayata meydan okuyan Kolçak'la yeni albümünü konuştuk...
ARTIK 'ÖNCE BEN' DİYORUM
Albüm çıkarmadığınız 6 yıl sizin için çok zor bir dönemdi...
Evet. Son albümümden sonra biraz müzisyenliğimi yaşamak istedim ve bir grup kurup rock barlarda sahne aldım. Bir süre sonra annem vefat etti. Bu üzüntüyle boğuşurken prostatımla ilgili çok ciddi bir rahatsızlığa yakalandığımı öğrendim. Tedavisi annemin ölümünün getirdiği travmadan çıkmamdan çok daha uzun sürdü. Bu iki olayı paralel yaşamak, hayatımı iyice zorlaştırdı. Gerçekten çok zor, çok çalkantılı bir dönemdi benim için. Çok üzüldüm ama çok da büyüdüm, adam oldum.
Acılar insanı olgunlaştırıyor tabii...
Gerçekten çok bütüyor acılar insanı. Artık dünyaya çok farklı, çok olumlu bakıyorum. Hiçbir şeye kızmaya, üzülmeye değmeyeceğini anladım. Biraz illüzyon olarak bakıyorum artık dünyaya. Pek de hafife alır gibi bir havam yok gibi görünse de hafife alıyorum. Birileri beni kızdıramıyor ya da üzemiyor.
"Her işte bir hayır vardır" denir ya... Sizin için en büyük hayır bu oldu herhalde bu dönemin...
Tabii, tabii... Çevreme vurdumduymaz gibi görünüyorum artık. Aslında o kadar da değilim ama belli bir dozda öyle oldum. Eskiden beni çok etkileyen ve üzen şeyler artık etkilemiyor. Artık "Önce ben" diyorum. Önce ben ayakta durmalıyım. Akışa teslim olmayı da öğrendim. Hayata ve akışa teslim olduğun zaman her şey çok yolunda gidiyor zaten.
'BENİ ADAM ETTİLER'
Akışa teslim olmak dünyanın en zor işi bence. Hele ki acılardan geçerken... Nasıl başardınız bunu?
Benim kontrolümün dışında hayatımda çok büyük dalgalanmalar olduğunu idrak ettim. Benim dışımda bir kontrol mekanizması var ve o ne derse o oluyor. Sen müdahale etmeye çalıştığın sürece işleri daha da çok yolundan çıkıyor. Ben her şeyi akışa bıraktım. Artık kendimi derenin üzerinde kayan bir yaprak gibi hissediyorum, öyle imgeliyorum. O dere bazen sakin aktı, bazen çok çalkantlıydı, bazen bir dala takıldım ama arkadan gelen çok büyük bir dalga beni o daldan kurtardı, böylelikle kendiliğinden teslimiyet duygusu oluştu bende. Sonrasında da teslimiyet kendiliğinden tavrım haline geldi. Bu albümü hazırlarken hiçbir şeye müdahele etmedim mesela. Mert Ekren ve Tufan Taşdemir'le çalışmayı düşünmüyordum ama onlarla çalıştım ve tam istediğim gibi bir albüm oldu. Özgür Aras beni Esen Müzik'le buluşturdu. Yönetmene hiç karışmadım ama en sevdiğim yönetmen arkadaşım Giray Dalkıran karşıma çıktı. Siz müdahale etmediğiniz zaman aslında olacak şey en doğru ve düzgün şekilde oluyor. Ben artık hayata müdahale etmiyorum, hayatla kavga etmiyorum. Boşu boşuna kendimi ya da başkalarını yıpratmıyorum. Çok şey ayıkladım hayatımdan. Tüm enerji vampirlerini temizledim. Enerji vampileri kan değil enerji emiyor ve siz onlardan çok zarar görüyorusunuz. Onların hepsini bazılarının da yüzüne kırgınlıklarımı söyleyerek hayatımdan çıkardım. Bana tek başıma ayakta kalmayı öğrettiler. Allah razı olsun! Kızdığım kırıldığım çok insana sonradan içimden çok teşekkür ettim. İyi ki böyle yaptılar da beni adam ettiler.
Albümünüzün adı gibi yeniden doğdunuz yani...
Evet. Çok anlamlı bir isim oldu. Ciddi bir rahatsızlık geçirdiğim için her anın değerini bilerek yaşıyorum artık. Çıkmayı becerebilirsen yerin dibi o kadar da kötü bir yer değilmiş.
'Önce içimdeki Tanrısal güce sonra babama tutundum'
Annenizi kaybetmeniz babanız Eşref Kolçak'la ilişkinizin boyutunu değiştirdi mi?
Çevremdeki insanların değerini daha iyi bilmeme vesile oldu anneciğimin vefatı. Annemin değerini bilemeden yaşadığım yılların açığını, şimdi babamın değerini bilerek kapamaya çalışıyorum. Babamla sürekli beraberiz. Göremediğimde mutlaka halini hatrını soruyorum. Acılardan geçerken önce kendi özümdeki Tanrısal güce, sonra babama, sonra da hayata tutundum. Hayat bizi hiç ummadığımız anlarda hiç ummadığımız şeylerle sınıyor. Önemli olan sınandığının farkına varmak ve "Niye böyle?" diye isyan etmek yerine, "Neden bunları yaşıyorum?" diye sormak. Ben bunu yapmayı başardım ve yaşadıklarımdan çok önemli dersler çıkardım.
'Şarkı sözü' deyince aklıma Mazhar geliyor
Albüm yapmadığınız 6 yıllık süreçte hayatta yaşanan dejenerasyon müziğe de yansıdı mı sizce?
Elbette! Birçok güzel duyguyu kaybettik ve bu ister istemez müziğe de yansıdı. Benim albümümde kaybettiğimiz tüm duygular var, ben başka türlüsünü yapamam. Her zamanki gibi yine ortaya duygumu koydum, beni dinleyen herkes kendi duygularıyla buluşsun istiyorum. Bu arada, bence müzikteki kirlenme yaşanması gereken bir süreç. Ayaklarını vurup yeniden yükselebilmek için zaman zaman dibe vurmak şart! Ben popüler müzikteki dejenerasyonun ve erozyounun rock müziğin yükselmesini sağladığını düşünüyor ve bunun için çok seviniyorum. Ben de bir rock'çıyım, çok sıkı rock'çı arkadaşlar çıktı piyasaya. Onların sayesinde renklendik, keyifle dinliyorum şarkılarını.
Söz yazan biri olarak şarkı sözlerinin durumunu nasıl buluyorsunuz?
Türkçe şarkı sözü yazmak çok zordur. Bu ülkeden Aysel Gürel gibi alternatifi olmayan bir isim geçti. Sözleri kendisine ait olan 'Bir Gün' adlı parçayı özellikle koydum albümüme. Gençler, bu ülkeden onun gibi bir çınarın geçtiğini bilsin istiyorum. Şarkı sözü deyince aklıma gelen ilk isimlerden biri de Mazhar Alanson. Onun yazdıklarını beğeniyorum.