Kanatlarına sağlık ALİ POYRAZOĞLU!
Hep söylerim; tiyatro en etkili kişisel gelişim yöntemidir. Sahneye kalbiyle bakan seyirciye, mutlaka ihtiyacı olanı verir. İyi bir oyun seyircide farkındalık yaratır ve farkındalık hayatta fark yaratmanın başlıca anahtarıdır. Önceki akşam, 18. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, Kenter Tiyatrosu'nda sahnelenen 'Asi Kuş' adlı oyunu izleyenler, bu anahtarı usta tiyatrocu Ali Poyrazoğlu'ndan teslim aldılar.
USTALIĞINI COŞTURDU
Poyrazoğlu, Fransız besteci Georges Bizet'nin Carmen Operası'nı, çeşitli yorumlarından barkovizyon görüntülerini ve kendisinin uzun soluklu araştırmalar sonucunda edindiği bilgileri harmanlayarak seyirciyle buluşturdu. Seyirciye 80 dakikalık bir şölen sundu. Asi, çapkın ve boyun eğmez kişiliğiyle opera sahnesinden geçen en aykırı kadın karakter olan, operada devrim yaratan Carmen'in hikâyesi aracılığıyla, seyirciye; "Kendinizi gerçekleştirmekten korkmayın. Kendi hayatınızda başrolü kimselere bırakmayın. Yaşamın hakkını verin, kendi hayatınızın kahramanı olarak yaşayın" dedi.
Seyirci kâh kahkahalar atarak, kâh gözleri dolarak ama en çok da derinlere dalarak izledi Carmen'i. Güzel söz söyleme konusundaki ustalığını bir kez daha kanıtlayan Poyrazoğlu'nu dinlerken iç dünyasının derinliklerinde buldu seyirci kendini.
DERİNLERE YOLCULUK
Onu yakinen tanıma fırsatını yakalamış şanslı insanlardan biri olarak söylüyorum; Ali Abi böyledir işte! Hırçın dalgalara sahip bir okyanus gibidir. O dalgaları aşmayı başarırsanız, derin sularında derin bir yolculuğa başlarsınız. Hiç bitmesin istediğiniz bir yolculuk... Sizi sizle buluşturan, öğreten, eğlendiren... Özünüzle buluşturan; içinizdeki çocukla ya da önceki akşam yaptığı gibi varlığının farkında olmadığınız veya kullanmaya cesaret edemediğiniz 'Asi Kuş' kanatlarınızla...
Kendi adıma en derin mesajı, Ali Abi, Carmen Operası'ndaki sözleri "Aşk hiçbir zaman ehlileştirilemeyen asi bir kuştur" diye akan şarkıya atıfta bulunurken aldım. Carmen şarkıyı söyledi, Ali Abi "Aşk iki kişilik devrimci bir örgüttür. Âşıklar, akıl ve gönül arasında denge kurarak bir trapezin üzerinde yürür. Herkes onları düşürmeye çalışır ama onlar ne kadar sallanırlarsa sallansınlar korkmazlar çünkü aşk iki kişilik bir meydan okumadır" dedi. Benim gözlerimden iki damla yaş süzülüverdi...
UÇURDU!
Kollarımdaki bir süredir küs olduğum 'Asi Kuş' kanatlarıma baktım ve Mevlânâ'nın kendisine "Aşka uçma kanatların yanar" diyen şaire verdiği yanıtı hatırladım: "Aşka uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar?" Oyunu izleyenler salondan Carmen aracılığıyla kendini daha iyi tanıyan, tiyatro aracılığıyla operayla sarmaş dolaş olan ve Ali Abi sayesinde kanatlarının farkına varan 'Asi Kuş'lar olarak ayrıldılar. Hayatın, aşkın ve hayallerinin peşinden düşme pahasına da olsa uçmaya hazır şekilde... İşte bu, birilerinin ısrarla kıymetini bilmezden geldiği tiyatronun insanlığa sunduğu hediye! Kanatlarımın vargücüyle alkışlar Ali Abi'ye!!!
Ağzımızla kuş tutsak oyun yine sahnelenir mi?
Poyrazoğlu'nun Verona Opera Festivali'nde 35 bin kişilik bir seyirci topluluğuyla birlikte izlediği Carmen Operası'ndan feyz alarak sahneye koyduğu, açılışını da bu operadan bir sahneyle yaptığı 'Asi Kuş'u izleyemeyenler çok şey kaçırdı. Carmen sadece opera sahnesindeki değil; Susam Sokağı'ndan Walt Disney'e kadar her yerdeki izdüşümleriyle seyirciyle buluşturan Poyrazoğlu, bu şöleni öyle güzel anekdotlarla süsledi ki... 1888 yılında Türkiye'ye gelen Carmen kuklasını onu canlı sanıp kaçıran fotoğrafçı Nick'in hikâyesi ve 1925'te Mustafa Kemal'in Eskişehir Tren Garı'nda yarattığı Carmen mucizesi bunlardan sadece birkaçı. Detay vermeden yazıyorum çünkü işin büyüsü kaçsın istemiyorum. 'Asi Kuş', bugüne kadar sadece 4 gösterim yaptı, şimdilik devamı gelmeyecek gibi görünüyor. Ağzımızla kuş tutsak da, Ali Abi'yi 'Asi Kuş'u sezonda da seyirciyle buluşturmaya ikna etsek diyorum. Tiyatroseverler adına elçilik görevini üstlenerek kendisinden bunu ısrarla talep ediyorum.
Trapezde birlikte sallanmak gibisi yok!
‘Asi Kuş’ta âşıkların trapez üzerindeki hallerini anlatırken, konuyu tiyatroya da bağladı Ali Poyrazoğlu. “Biz tiyatrocular kendi trapezimizden seyircilere doğru atlarız. Onlar bizi bileklerimizden tutar ve birlikte sallanırız. Farkı birlikte yaratırız” dedi. Poyrazoğlu’nun kendi adını taşıyan tiyatrosu tam 40 yıldır ayakta! Seyircisi hep birlikte sallanmış onunla! İşte tiyatronun layık olduğu muamele! Özelleştirmeye, ötekileştirmeye, yok etmeye çalışanlara inat; hep böyle sahip çıkmalıyız tiyatromuza! Çünkü birlikte aşkla sallananları, hiçbir kuvvet sallayamaz!