SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Anlamın manası: Ahmet'ten SDP'ye bir vapur

13 Nisan 2011 Çarşamba, 10:06:57 Güncelleme:10:06:57
Ece Temelkuran

Ece Temelkuran

[javascript protected email address]

BELKİ de bir şehir hattı vapuru kiralamalıyız, bir otobüs veya bir helikopter. Hrant'ın duruşmasından çıkıp Ahmet Şık'ınkine, oradan çıkıp "Devrimci Karargâh Örgütü" suçlamasıyla yargılanan SDP'lilere, oradan çıkıp Nedim Şener'in açık görüşüne Silivri'ye, oradan KCK davasının duruşmalarına... Belki şehirde böyle dört dönmemizi istiyorlar. Ne yana dönsek başımızı, başka bir yerde bir acayiplik patlaması... Ne bileyim. Anlamın bile bir manası kalmadı.

YAZILMAMIŞ KİTAPLARIN HESABI
Anlamın manasını bırakmadılar. Ahmet, henüz yazmakta olduğu kitap ve muhtemelen aklından geçmiş olduğunu varsaydıkları fikirler yüzünden yargılanıyor. Nedim kendi kitabı için değil başkasının yazmış olduğu bir kitap için yargılanıyor. Bütün bunlar için "Biz onları kitapları yüzünden yargılamıyoruz" deyip sadece kitaplarıyla ilgili bir sorguya maruz kalıyorlar. Dayanakları ise bir yazarın kendisine hatırlatma için aldığı notlar ve bir başkasının gönderdiği elektronik posta. Bunun anlamının manası nedir şimdi?

AMANIN ŞEMAAA!
Anlamın içindeki manayı soğurdular. SDP'liler, Hanefi Avcı ile aynı örgüte üyelikten yargılanıyor. Yasal olan parti SDP'nin genel başkanının aslında bir örgüt üyesi olduğu ve genel başkanlığının bir "kamuflaj" olduğu iddia ediliyor. Öyle ki Genel Başkan Rıdvan Turan'ın bütün hayatı kamuflajmış. 7 aydır tutuklu olan sosyalistler için kanıtlar ise şöyle:
Parti üyeleri birbiriyle yemek yemiş! Parti üyeleri birbiriyle telefonla konuşmuş! Çarpıttığımı, abarttığımı sananlar olabilir. Çok isterim bana inanmayıp iddianameyi bir okusunlar, okuduklarından utansınlar. Delilleri görüp şaşırsınlar. Ah! Pardon tabii bir de ŞEMA var! ŞEMA! Son zamanlarda birkaç ok çizip altına üstüne birkaç isim çiziktirebilen bir mekanizma durmadan ŞEMA üretiyor. SDP'lilere ait şema ise şöyle:
İsimler yazılıyor, hooop bir ok çekiliyor ve karşısına Ergenekon ya da Devrimci Karargâh Örgütü yazılıyor. Devrimci Karargâh Örgütü de öyle bir şey ki bütün sol örgütler orayla bağlantılı ve bütün o örgütlenmelerin menşei bu Karargâh! Ne karargâhmış ama! Bütün Türkiye Sol'unu içine alıyor. Ya da bütün Türkiye Sol'unu içeri "aldırtabiliyor"! Aynen böyle! Umarım bu yazdıklarıma inanmayanlar gidip iddianamede yer alan bu şemaya bakarlar. Anlamın manasının nasıl yok olduğunu görürler dilerim.

ÇEK KAPTAN!
Ahmet Şık'ın Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yazdığı "Ergenekon'u Anlama Kılavuzu" kitabı için açılan davanın 4. duruşması yapılacak. Ahmet, tutuklandıktan sonra ilk kez dışarı çıkacak. 14 Nisan Perşembe günü Kadıköy Adliyesi'nde toplanacağız bu yüzden. Ondan bir gün önce Beşiktaş Özel Yetkili Mahkeme'de de SDP'lilerin duruşması var. Bir gün sonra da var. Yani 13-15 Nisan günleri Beşiktaş'ta, 14 Nisan'da da Kadıköy'de olacağız. O yüzden diyorum bir şehir hattı vapuru mu kiralasak diye.
Bir şehir hattı vapuru kiralasak. Çıksak Boğaz'dan Ege Denizi'ne doğru gitsek, oradan Akdeniz'e açılsak. Ahmet çıksa, Nedim çıksa, içeride politik tutuklu kalmasa, SDP'liler çıksa, sevgililerine ve çocuklarına kavuşsalar. Bir şehir hatları vapuru kiralasak, "Bas" desek kaptana, "Tek hedefimiz Akdeniz!" Öyleyim yani bugünlerde. Öyleyiz. Anlamın manası kalmayınca...

DİĞER YAZILARI