Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        O Ermeni, öteki Kürt diye aklımızın köşesinden geçirmediğimiz, bunun ayırdında olmadığımız günlerden arkadaşım Karin Karakaşlı. “Ermeni Yalanına Son” billboard’larının arasından geçerek, okulumuzun muhitinde, yıllarca vapura bindiğimiz iskelenin önünde, huzursuz, güvensiz ama yine de bu memleketi terk etmeye niyeti olmayan iki arkadaş olarak dertleştik. Kusuruma bakmayın, sorularımı “sen” diye sordum. “Harflerin kardeşliği” deyin ve geçin! I “Son zamanlarda hep bir maruz kalma ve güvensizlik duygusu içinde yaşıyorum” diye yazdın geçenlerde. Bir yanıyla o büyük politika denen şeyin hepimizin bu küçük hayatlarına bu kadar, neredeyse gıyabımızda tecavüz etmesiyle ilgili bir süreç... Normal bir ülkede sadece günlük dertler konuşulur, geçimden, aşkından bahsedebilirsin ama esnafa selam verdiğinde büyük politikadan söz açılıyorsa, “N’olacak bu ülkenin hali”nin kaçıncı kuşak nutkunu dinliyorsan orada bir araz var. Yalnızlaştırıcı, güvensizlik duygusu veren bir atmosfer. Yakıştıramıyorum, cıvıl cıvıl bir memleketiz bir yandan da...

        Hrant Dink’in 5’inci yıl anmasında AGOS’un balkonundan sen konuştun. O günü nasıl yaşadın?

        Ocak ayını bir travma olarak yaşadım. 5 yıl öncesine ışınlandım. Cinayet o gün yeniden yaşanmış gibiydi. Gazetede geçen zamanlarımı da düşündüm. Ara yılları şifalanmak için harcamıştık, yas tutmuştuk, bir davanın peşinden gidiliyordu; kayıpla yaşamaya alışılmıştı. O zaman acı çekme boyutunda kalamıyorsun, akıl sağlığından şüphe etmeye başlıyorsun. Dink cinayeti o kadar belirleyici ki, devletin tutumu gelecek kuşakların nasıl yaşayacağını belirliyor.

        ‘ÇOK BÜYÜK ADIMLARDI BUNLAR’

        Devlet Denetleme Kurulu bir rapor yayınladı. Cümlelerin üzeri bantlıydı. O bantların sende yarattığı his ne?

        O raporlar malumun ilamı. O bant çıktığında altta ne olacak? Orası vakum gibi, hepimiz o siyah bantların içine düşeceğiz.

        Eskiden Ermeniler iyi topik yapardı, şimdi siyaset yapmalarını bekliyoruz. Ermeni’nin hangisi makbul? Topik yapanı mı, siyaset yapanı mı?

        Cinayetin arkasından gelen ortam bir girdap yarattı ve o girdap herkesi ister istemez ve yine gıyabında dönüştürdü. Ben Ermeni olmayı, siyasi sözüyle de ön plana çıkmayı kendi rızamla seçtiğim zamanlar bir mesele yok. Ama bir edebiyat fuarında Türk edebiyatının bir parçası, Türkçe yazan bir yazar olarak durmak isterim. Bir kadın günündeysek kadın kimliğimle oturmak isterim. Bu doğallıklar olmadığı zaman o kimlikler kapana dönüşüyor. Ama dramatize edecek de bir şey yok Elif, ne yapalım böyle oldu! Türkiye toplumu da çok sancılar çekti. Sen düşünebilir miydin yüz binlerce insanın çıkıp Türk düşmanı ilan edildiği için öldürülen bir gazetecinin arkasından “Hepimiz Ermeni’yiz” diye yürüyeceğini. Çok büyük adımlardı bunlar, birlikte evrilindi.

        Topik yapan Ermeni komşularımız ise mazide kaldı galiba...

        Çok fazla güzel topik yapan büyüklerimiz maalesef pek kalmadı. Zor bir mezedir biliyorsun. O insanlar gitti ve burası da fukaralaştı işte...

        ‘Ermeni olmanın yüklerine alıştım’

        Çok kimliğin var. Kadınsın, gazetecisin, akademisyensin, yazarsın, Ermeni’sin. Hangisi en ağır gelen?

        Ermeni olmanın yüklerine alıştım. Sanki Ermeni olmak buymuş gibi hissediyorum. Bu kadar kadın cinayetinin olduğu bir ülkede kadın olmanın kendi içinde yeterince ağır bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Neredeyse bir şeylere rağmen kadın oluyorsun. Kadın olup, Ermeni olup söz söylediğin anda tüm olumsuzluklar ikiyle çarpılıyor. Edebiyatta zorlanıyorum bu kargaşanın içinde. Çocuk kitabı yazabiliyorum en fazla, çünkü o masumiyeti, ihtiyacım olanı geri çağırıyor.

        Ermeni kimliğinin ağır geldiği zamanlar oluyor mu?

        Tasarı zamanlarında yoruluyorum. ABD Başkanı ne diyecek, Fransa’da parlamentoda ne denecek diye konuşulduğu vakitlerde senin de muhakkak bu konuda fikir beyan etmen gerekiyor. O sırada memlekette daha mühim bir mesele olsa dahi memleketin ya Türkiye, buna fırsat bulamıyorsun. Buna alıştım, öbür türlüsünü unuttum.

        Ders kitaplarında azınlıklara dair kullanılan dil için ne düşünüyorsun?

        Allah rızası için, o tarih kitaplarıyla nereye gitmeyi umuyoruz? Milli Eğitim’de düzenleme yapmak bu kadar mı zor? Bu dile rağmen çocuklar okullarda birbiriyle arkadaş kalabiliyorsa bu Allah’ın bir mucizesidir.

        Özlediğin bir Türkiye tarifin var mı?

        Olmak zorunda, burada yaşamaya devam ediyorum. Seviyorum tuhaf bir şekilde. Gerekçe koymuyorsun, nedensizce seviyorsun. Severken de kahrederek yaşayamazsın. Ekmeğim acılaşır, suyumun tadı kalmaz. Sürekli ensemde bir nefes olarak bir şeyleri tarifsiz hissetmediğim, irkilmediğim bir memleket istiyorum. Böyle bir memleket seni görünmez kılıyor.

        Diğer Yazılar