Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tarihçi Prof. İlber Ortaylı yeni Anayasa’dan ümitli değil. 20 yılda bir Anayasa değiştirmenin de “bir zaruretten değil daha çok dünyayı kurma megalomanisinden kaynaklandığını” söylüyor

        Yeni Anayasa konusu çok can sıkacak sanki.

        Hiç karışmayacağım. Beni ilgilendirmiyor. Eski bir millet ve eski bir devletin, tarihte organizasyon yeteneğini defaatle göstermiş bir memleketin ikide bir Anayasa diye ortaya çıkmasını ciddi görmüyorum. Bunlarda zaruretten daha çok dünyayı kurma megalomanisi görüyorum. Bunu 60’larda da, 80’de de gördük. Şimdi 2012’de de görüyoruz. “Dünyayı ben değiştiririm” diyor. Hayır, Anayasa’yla değiştiremezsiniz.

        “Bu kadar sık Anayasa yapılmaz” diyorsunuz?

        Hiçbir şey ifade etmez. Örflerinizi, âdetlerinizi yerine oturtmanız lazım. Bir kere konuşmasını bilmiyorsunuz. Kimse bana 50-60 sene evvelinden bahsetmesin, o zaman Meclis’te tartışma yoktu zaten. Parti grubu toplantılarının zabıtları fragmanlar halinde yayımlandı. Halk Partililer kendi zabıtlarını tutamayan insanlar. Meclis reisine vermişler, odasından herkes almış gitmiş. Kendi partilerinin tarihlerini koruyamayan adamlar. 20 yılda bir Anayasa yapma ihtiyacı duyulursa insanlar bıkar. Bıkarak rey verirler. Ben de bıktım, farklı değilim. Benim için ilginç bir olay değil. Gene bir sürü adam Anayasa taslağı yazıyor. Bir sürüsünün hukuki metin yazma kabiliyeti de yok. Coşkun Kırca’nın bu işi bildiğini biliyorum. Şimdi Coşkun Kırca dedim diye “Aa faşist bu” diyeceklerdir. Ona buna saldırmadan önce hukuk ve Türkçe öğrenin.

        “Meclis’tekiler konuşmayı bilmiyor” demiştiniz?

        Konuşmayı bilmiyor, üslup bilmiyor. Millet olarak kavga çıkarmaya müsaitiz. Sokaktaki insan ağız dalaşına giriyor, iki cümle sonra da levyeye sarılıyor. Parlamentoda farklı bir üslup bekleyemezsin. “Elit insanları alıp öbürlerini atalım” da diyemezsin, parlamento bu!

        ‘82 ANAYASASI’NIN TÜRKÇESİ BOZUK’

        Yeni bir Anayasa nasıl yapılır?

        Anayasa dediğin bir anane, âdetler birikimidir. Kanuna itaat alışkanlığıyla oluşur. Bunu Hindistan’daki bilir de “Alamanya”daki onun kadar bilmez. Demokrasinin 20’nci yüzyıl tarihinde Weimar meclislerinde ve Reichstag’ın çok partili dönemlerinde, 1948’den sonraki Hindistan parlamentosundan daha üstün olduğunu bana kimse ispat edemez. Bak; Duma hiçbir zaman namusuyla toplanan bir meclis değildir, ama çok bilgili adamlardır. Demek ki bilgi de yeterli değil.

        Yeni Anayasa’dan beklentiniz ne?

        1924 Anayasası’nı alırsın, çünkü Cumhuriyet’in Anayasa’sı odur. Üzerinde mantıki tashihler yaparsın. Bildiğim en makul, kendini en iyi yetiştirmiş ve Karadeniz’den çıkan nadir hukukçu Tahsin Bekir Baltacı’dır. Hocamızdı. Bu büyük hoca, bizim siyasal takımı gönüllü olarak 1961’de Anayasa hazırlarken müdahale etti. “1924 Anayasası kalsın, bunu tashih buyurun” dedi, çünkü adam tarihe sadık bir adam. Ne diye boyuna Anayasa yapıyorsunuz, kaldı ki hiçbiri birbirinden daha iyi değil.

        Bir Anayasa romantizmimiz mi var; “Anayasa değişecek her şey iyi olacak” gibi?

        Midhat Paşa’dan bu yana Anayasa yapmaya meraklıdır bu Türk milleti. Midhat Paşa’nın hayranlıkla portrelerini yapan rahmetli Tarık Zafer Tunaya’nın lafıdır “Anayasa romantizmi” Midhat Paşa’nın komisyona verdiği taslağı en çok tenkit eden de odur. Çünkü o Anayasa filan değildir. Adam Anayasa yazdığını zannediyor, Cevdet Paşa’yla da müthiş kapışıyorlar. Cevdet Paşa zaten Anayasa’ya toptan karşı, onda bir kelam ruhu var. Britanya Anayasası’nı, daha doğrusu anayasal mekanizmayı savunur ve şöyle der: “Kelamın geldiği bir toplumda öyle bir ruhla olur, yoksa kâğıtla bu iş gitmez.” Türkiye’de böyle bir eğilim var. Fransız bir yaklaşımla “Biz Anayasa yazarız” diyorlar. Bu arada hiçbir Anayasamız da 1961 Anayasası’nın diline sahip olamaz, çünkü onu yapanlar müthiş Türkçe biliyordu.

        Simdiki Anayasa’nın Türkçesi nasıl?

        82 Anayasası’nın Türkçesi sınıfta kalır. İş sadece Türkçe değil tabii. Kimse bu toplumu inşa etmeye kalkmasın, müsait değildir. Bu toplum ancak mevcut ananeyi ve yapıyı iyi gözleyip ifade eden ve ona biat eden insanların olabilir. Öyle bir millet görmüyorum şimdi. Öyle bir elit, öyle bir hukukçu elit görmüyorum. Maalesef Türk hukukçuları fevkalade kötü yetiştirildiler. Bizim mahkemelerde doğru kararlar alınır, hiç şikâyet etme! Birtakım tedbirler üçüncü dünyaya filan benzemez, ama bazı konulara geldiğin zaman “stop!”

        ‘HUKUK EĞİTİMİ ISLAH EDİLMELİ’

        Hangi konular onlar?

        Yolda devrilen bilmem ne memleketinin tırına gayet güzel ihtiyat uygulanır da karı boşamada, zina davalarında rezalet çıkar. Siyasi davalarda abuk sabuk kararlar alınır. Bu kaçınılmazdır, çünkü memlekette hukukçu tarih incelemeye alışmamıştır. Hukuk eğitiminin ıslah edilmesi lazım. Hukuk okulları açıyorlar. Ortayı çoklukla dolduracağına, nitelikle doldur. Atatürk hukuk devrimi yapmadan ona göre bir hukuk mektebi açtı, adam yoktu, yürümedi. Bunu yapamadılar. I Anayasa’yı hazırlamak için 1 yıl uzun değil mi? 1 ayda hallederler, sonra bir Anayasa daha düşünmeye başlarlar. 1924 Anayasası yeter diyorum ama böyle bir niyeti yok kimsenin.

        Anayasa’nın değişmez maddeleri kalkabilir mi?

        Dilini değiştiremezsin, biter Türkiye. Mesela, İngilizce mi konuşacağız? Anayasa’ya “Dilin Türkçe olması şart değildir, financially support’unu kimin karşılayacağına bakalım” diye madde mi yazacağız? Yönetim şeklini de değiştiremezsin, kendine ihanet olur. Saltanatı isteyen varsa söylesin. Tavsiye etmem ama!

        Diğer Yazılar