İstanbul'un sonu gösterimde
İstanbul'da yaşanan kentleşme sürecini anlatan "Ekümenopolis, Ucu Olmayan Şehir" adlı belgesel dün, yazıyla iki, rakamla 2 sinemada gösterime girdi. Film, bir gün hepimizi yutacak sistemi anlatıyor
980 yılında, yani ilk metropolitan ölçekli İstanbul planı yapıldığında kentin coğrafyasında en fazla 5 milyon kişinin sağlıklı ve insanca yaşayabileceği tespiti yapılıyordu. Bugün kent nüfusu 15 milyon. Böyle devam ederse 15 sene sonra 25 milyon olacak.
Ferhan Şensoy'un oyunuydu. Adı: "İstanbul'u Satıyorum." Fatih Sultan Mehmet rolündeki Münir Özkul'un da repliğiydi: "Korkarım ki İstanbul'u yeniden fethetmem gerek" diyordu. İstanbul'u tarihiyle pazarlayan adam "Bir tane alana bir tane bedava, hepinize göre değişik İstanbullarım var, gerekirse yakarak satıyorum, annesiyle, tarihiyle birlikte" diye çalıp söylüyordu. İstanbul'un nasıl satıldığının; bir mega kentin, İstanbul'u nefes alınamaz hale getiren sistemin filmi yapıldı. Bu film hiç alışık olmadığınız türden, hiç de görmek istemeyeceğiniz B İstanbul'u anlatıyor. Film: "Ucu olmayan bu şehir sonunda hepimizi yutacak" diye başlıyor. Zira İstanbul'daki ekolojik eşikler, nüfus eşikleri, ekonomik eşikleri çoktan aştık ve filmin sorusu da şu: "Peki bunun sonu nereye gidecek?"
ÖDÜLLÜ BELGESEL
"Ekümenopolis" 1967'de Yunanlı şehir plancısı Constantinos Doxiadis tarafından ortaya atılan, günümüzün kentleşme ve nüfus artışı hızları göz önüne alındığında, gelecekte dünyadaki bütün kentleşmiş alanların ve megapollerin kuşaklar halinde birbirleriyle birleşeceği ve tek bir şehir oluşturacağı fikrini temsil eden bir terim. "Polis" şehir demek. Büyüğü "Metropolis", daha büyüğü "Megapolis". Skalanın en tepesindeyse kâbus ve korku şehri "Ekümenopolis" var. Kanserli bir kentin tarifiyse şu: Nüfusu 30 milyonlara dayanmış, her tarafı
betonlanmış, havası, yeşili, suyu tükenmiş, yaşanması çile olan, hastalanmış... Saraybosna Film Festivali'nden İnsan Hakları Ödülü'yle dönen, SİYAD En İyi Belgesel ödüllü "Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir," İstanbul'u bitiren sistemin ilmek ilmek nasıl örüldüğünü anlatıyor.
1980 yılında, yani ilk metropolitan ölçekli İstanbul planı yapıldığında kentin coğrafyasında en fazla 5 milyon kişinin sağlıklı ve insanca yaşayabileceği tespiti yapılıyordu. Bugün kent nüfusu 15 milyon. Böyle devam ederse 15 sene sonra 25 milyon olacak. Yani coğrafyasının kaldırabileceğinin 5 katı. Kontrolsüz kentleşmenin en büyük örneklerinden biri olan İstanbul'da adına "Kentsel dönüşüm" denen projeler, yüzlerce yıllık mahalleleri yerlebir ediyor. Kent bir tarafta Bolu'nun, öteki tarafta bütün Trakya'nın suyunu çekiyor. Kuzey ormanları gözle görülür şekilde tahrip olurken 3'üncü köprü ve "Kuzey İstanbul" projeleri son kalan orman ve su havzalarını tehdit ediyor.
KİTLESEL FONLAMAYLA ÇEKİLDİ
Çarpıcı görselleriyle "Kentsel dönüşüm"ü, küresel kent iddiasını, yaklaşan emlak krizini, TOKİ'nin icraatlarını, mahalleleri, AVM'leri, ormanları, Marmaray projesini, gökdelenleri, yani İstanbul'u mercek altına alan Ekümenopolis; Ali Ağaoğlu'dan, Ayazma sakinlerine, mimar Oktay Ekinci'den şehir planlamacısı Mücella Yapıcı'ya ve ekonomist Mustafa Sönmez'e kadar pek çok önemli isme yer veriyor. Dünyada ve Türkiye'de birçok film festivalinde, üniversitede, mahallede ve BM Habitat Ajansı gibi kentleşme üzerine birçok sempozyumda gösterilen yapımın yönetmenliğini İmre Azem, yapımcılığını Gaye Günay üstleniyor. Türkiye'de ilk defa "kitlesel fonlama" (crowd-funding) yöntemiyle, yani filmin samimiyetine ve niteliğine inanan insanların bireysel katkılarıyla dağıtımı gerçekleştirilen eser, belgesel sinemanın etkisi üzerine de çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Filmin animasyonları, grafikleri ve müzikleriyle İstanbul'a yeniden bir tepeden bakacaksınız; bu İstanbul'u sevip sevmeyeceğiniz ise size kalmış... Lakin filmi seyrettikten sonra bu çarpıklığa belki seyirci kalmamak hepimizin elinde.
Yönetmeni İmre Azem anlatıyor
İmre Azem, bir şehir plancısı, mimar ya da aktivist değil. Ancak insanların yaşadığı şehirle ilgili söz söylemesi gerektiğine inanıyor. "Ekümenopolis" 1980'lerde başlayan neoliberal dalganın, finans-kapital merkezli yeni nesil kapitalizmin şehirlerimize biçtiği rolle başlıyor ve devamında konunun uzmanları ve taraflarının röportajlarıyla birlikte zengin bir canlandırma ve görsel malzeme sunuyor. Özellike gündemde önemli yer teşkil eden 3. köprünün ne olduğunu, neye hizmet ettiğini, ve bundan etkilenecek büyük kitlelerin başına neler gelebileceğini hayli aydınlatıcı ve bir yandan da şok edici gerçeklerle anlatıyor. "Ekümenopolis" projesi 2.5 yıllık bir çalışmanın ürünü. Film, izleyenlerin "projemefon.com" adlı site üzerinden toparladıkları maddi destekle Ankara'da Kızılırmak Sinemaları ve İstanbul Beyoğlu Majestik'te vizyona giriyor. Azem, şehir planlamasının en önemli insan haklarından biri olduğunu, Dünya Sağlık Örgütü'nün şehir planlamasını insan sağlığı için bir numaralı etken olarak ilan ettiğini anlatıyor. Türkiye'de belediye başkanlarının trafiğe yeni katılan araba sayısıyla övündüğünü belirten Azem, ulaşımın kentlerin en büyük sorunlarından biri olduğunu söylüyor.