Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bedri Baykam’ın son sergisi New York’ta açıldı. Biliyorsunuz sergide Baykam’ın 7 tane boş çerçevesi duruyor. Bir tanesi 125 bin dolara Murat Ülker’e satıldı bile. Şimdi soru şu: ‘’Bu sanat mı?’’

        Bedri Baykam, New York'ta açtığı serginin adını böyle koymayı uygun görmüş: "Duchamp kıskançlıktan çatlardı". Serginin öncü şiddetinde gelen haberi: Boş bir çerçeve. The Proposition Gallery'deki sergisinde Baykam'la buluşuyoruz. Sandığım gibi değil: Galeride yedi çerçeve, hepsi boş. Kıskançlık duygusu alınmış bir insan olduğumdan hislerim nötr, lakin bu çerçevelerin çok tartışılacağı kesin. Boş çerçevelerin ve ufacık bir galeride hiçliğin ortasında duruyoruz.

        'SUÇLARIM ÇOK BİRİKTİ'

        Serginin adından başlayalım. Gerçekten Duchamp görseydi kıskanır mıydı? ''Bu işlerime bakıp, içinden gülüp 'Bunları ben de yapabilirdim' diyebileceğini aklımdan geçirdim" diyor Baykam. "Gerçeği hiçbir zaman öğrenemeyiz, ama Duchamp gibi orijinal bir sanatçının tepkilerini ancak tahmin edebiliriz. Belki de '100 yıl sonra bu hat üstünden varabildiğimiz yer bu mudur' diye kinayeli bir sitemle sorardı.''

        Çerçevelerin biri de Murat Ülker tarafından 125 bin dolara satın alınmış. Dolayısıyla belki Duchamp hayatta olsa evet bunu kıskanırdı. Baykam sitemkâr. "Bıçaklandığımda bana harıl harıl her koldan saldıracak malzeme üreten Türkiye sistemi, böyle bir boş çerçeveyi sattığım zaman bana bu sefer kaç koldan ve dereden tepeden saldıracak merak ediyorum" diye soruyor. "Ben bunu biliyordum, biraz müstehzi bir edayla gülümseyerek izliyorum. Bıçaklandığımda 'Niye ölmedin' diye hesap soran insanlar için şimdi Bedri Baykam yeni bir suç işledi. Orada suçum ölmemekti burada da suçum kavramsal sanat yapmak. Ve yine başarılı olup bir şekilde bunun sergileniyor ve satılıyor olması yüzünden suçlarım çok birikti!''

        ÇERÇEVELERİN İÇİ BOŞ

        Baykam, 50 yıldır uluslararası düzeyde sergi açtığını, lakin bu sergisinin bugüne kadar açtığı 125 kişisel sergiden çok farklı olduğunu anlatıyor. "Sanat tarihsel olarak ne yapacağımı bir yazıya sığdırmak zor. İçerikli gerekçelerini öğrenmek isteyenler sergi kataloğuna ulaşabilirler'' diyor. Zira katalogda çok önemsediği iki makale var. Biri Amerikalı Robert C. Morgan'a diğeri de Hasan Bülent Kahraman'a ait. Baykam, "Kahraman'ın İngilizce olarak kaleme aldığı yazı, bence Türk sanat eleştirisinin uluslararası seviyede bir mihenk taşı olarak hatırlanacak. Konuya felsefi, sanat tarihsel ve benim tarihçem açılarından yaklaşmış'' diyor. Galerideki çerçeveler, yedi adet çift taraflı, tavandan asılmış. Dolayısıyla kendine resimlerini çekip de gönderen ve daha evvel de bu yapılmıştı diye boş çerçeve fotoğrafları atanlara gülüyor. Baykam'ınkiler duvara asılı değil, tavandan asılı! 180x120 veya 150x150 cm civarında birbirinden farklı çerçeveler. Anlatıyor Baykam: "İlk bakışta bu çerçevelerin içi 'boş'.Yani resim yok, fotoğraf yok, kağıt yok, video yok. Bu çerçevenin içinde hiçbir şey yok da denebilir, hiçlik kavramının varlığı da sözkonusu olabilir. Öte yandan aslında dikkat edersen bu çerçevenin içi boş değil, dolu. Çünkü içine, arkasında ne varsa, onun görüntüleri giriyor.'' Peki herkes "Böyle sanat olur mu? Bu ne saçmalık'' diye sormayacak mı? Baykam'ın da hedefi bu. "Bu soruyu sordurabiliyorsam ne mutlu bana. Bir kere bunu soruyorlarsa 3-0 başlıyorum maça. Fenerbahçe 3 – Lazio 0. Bunu yapamayan hiçbir sanatçı sanat tarihinde bir kapı açamaz, açamadı da.''

        Renoir'la da, Matisse'le de, Andy Warhol'la da dalga geçildiğini anlatıyor Baykam ve bunu dedirtemeyen hiçbir şeyin de yüksek sanat olmadığını söylüyor. Şaşırıyor mu? Hayır. Çünkü Baykam Türk sanat dünyasında sırayla beş-altı devrim yapmış bir sanatçı olduğunu ekliyor ve "Bunun değerine tarih karar versin" diyor.

        Usta ne diyor bu hususta?

        Baykam, ömür boyu dikdörtgenlere bakıldığını, bu çerçevelerin içinde resimler görüldüğünü anlatırken ekliyor, "Herhalde dünyada bu dikdörtgenlerden en fazla yapan ve her türlü içini doldurmuş bir insanım. Bu yepyeni bir şey. Ben zamanın ve mekânın sonsuzluğunda hiçbir şeyim ve her şeyim.'' Çerçevelerin hepsini özenle kendisi seçmiş Bedri Baykam. İki tanesinin üzerine kendi mottolarını yazdırmış. Bir tanesinde "I set the standards" yani "Standartları ben belirlerim" yazıyor. Sanatta ebatları da o büyütmüş, rengi de o getirmiş, multimedyayı da, siyaseti de... "Herkes biliyor zaten" diyor. "This has been done before" da bir başka çerçevenin üzerinde yazıyor. Çerçeveleri kendi çatmamış, onları yapan İstanbul'da her zaman çerçevelerini aldığı ustaların elinden çıkma. Belki de bir başka yazının konusu: "Usta ne diyor bu hususta?''

        Ülker 4 resim aldı

        Gelelim Murat Ülker'le olan bağlantısına. Kendini Kemalist, Atatürkçü, Fenerbahçeli, CHP'li olarak sert bir biçimde tanımlayan Baykam, hayatta yanıtını veremeyeceği hiçbir sorunun olmadığını vurgulayarak başlıyor söze. Murat Ülker'le ilişkileri ise bir sanatçı ve son yıllarda adı duyulan bir koleksiyoner ilişkisi olarak bir dostlarının aracılığıyla başlamış. Baykam davet üzerine gitmiş ve görüşmüşler, her iki taraf için de bu davetin gurur verici olduğunu söylüyor. Murat Ülker, Baykam'ın galerisine ve daha sonra Tarihin Röntgencisi sergisine gitmiş. Ülker Baykam'ın sergisinden bir eser, daha sonra bir İstanbul manzarası, bir Fenerbahçe tablosu ve meşhur timsahlı işini almış. "İlginç 4 adet seçim yaptı Murat Bey'' diyor Baykam. Baykam "Türkiye'nin yaşadığı demokrasi krizi ve insani dramlara dair tavrımda bir değişiklik olmadı. Dolayısıyla bu çerçeveli işi alan ilk insanın Murat Ülker olması, böyle bir yeniliğin ilk koleksiyoneri olması, enteresan bir şeydir''diyor. Murat Ülker'in koleksiyonuna kattığı "Siyah Kutu" (Black Box) adını taşıyan yapıt yere dayalı, tavandan da sağlama alınmış. Sergiyi gezenler çerçevenin içinde pozlar veriyor, fotoğraflar çektiriyor. Güzel bir anı olduğu kesin, güzel bir yatırım olup olmadığını ise zaman gösterecek.

        Diğer Yazılar