Üşengeçler birleşin!
Bir oda dolusu insan. Kimbilir o gün oradaki kaç kişi, kaç kez aklından geçirdi: “Şu konferansa gitmesem ne kaybederim?” Konferansın konusu şu: “Neden her şeyinizi yarına, olmadı öbür güne, olmadı öbür haftaya erteliyorsunuz? Neden üşeniyorsunuz?” Başlığı da tatlı bir çeviriyle şöyle: “Bi dur bakalım hele, halinden kurtulun!”
Konferansı veren, yaşam koçu Liz Wolfe. “Şu an burada bulunmayanlar tam da bu yüzden burada değiller. Erteledikleri ve aslında üşendikleri için. Şu anda Facebook’ta ya da Twitter’da dolanıyorlar. Sizi tebrik ediyorum” diye konuşmasına başlıyor.
Ve ilk sorusu şu: “Neden içki içmeyi ya da uyuşturucu kullanmayı ertelemiyorsunuz? Çünkü en önemli işiniz bu değil mi?”
Konferansa gelenler çılgınca alkışlıyor. Katılımcılardan biri “Onlarsız yaşayamayız, mahvoluruz” diyor. Konferansa gelenler kim mi? Hepsi de “bugünün işini yarına bırakanlar” ve aslında bundan kurtulmak istiyorlar!
“Bugünün işini yarına bırakma” denir ama bırakırız. Çünkü her şeyi ihmal etmemiz için tonla caydırıcı sebep var
İYİLEŞME İHTİMALİ YOK
Bu musibet, çağın hastalığı olarak adlandırılıyor. Hakkında yazılmış kitaplar, araştırmalar var. İngilizce adıyla “procrastination”, meali “erteleme, öteleme, geciktirme”. Wolfe, yapmadığımız şeylerle üzerimizin örtüldüğü bir mezarın içinde yaşadığımızı söylüyor; çünkü üşeniyoruz. “Bu bir ruhsal durum. Eğer şu anda kitap okuyorsanız, aslında çamaşırları yıkamayı ertelediniz. Çamaşır yıkıyorsanız belki de maillerinize cevap vermiyorsunuzdur. Çünkü size göre hep, öteki daha mühim gibi bir algı yaratıyorsunuz” diyor Wolfe. Peki bu hastalığın iyileşme ihtimali var mı? Wolfe’un yanıtı: “Ancak listeler yaparak ve topluluklar, kalabalıklar önünde sözler verip ‘Şunu şunu yapacağım’ diyerek kurtulabilirsiniz.”
Wolfe, “Ben en iyi sabaha karşı üretken oluyorum” diye bir şey de olmadığı kanaatinde. “Hayatlarında gündüz çalışmadıkları için kendilerini gece üretken sanıyorlar” diyor. İhmalkârların en büyük sorunu ne peki? Wolfe’un tarifinden benim anladığım, aslında üşengeçler akıllı ama tembel insanlar. “İhmalkârlar, üşengeçler aslında neyi neden ertelediklerini çok iyi bilen insanlar. Çocuğuyla ilgilendiği için saçını boyamayan kadının hep bir bahanesi var. Ya da master tezini yazmak yerine televizyonda saçmasapan bir dizi seyreden de neyi ne için feda ettiğini biliyor.”
ERTELEME, BAĞIMLILIK YARATAN BİR ÖDÜL
Peki gerçekten tembellik yüzünden mi erteliyoruz, yoksa ertelediğimiz için mi tembeliz? Aynı konuda çalışan Neil Fiore, “Şimdi Hastalığı” adlı kitabında durumu tarif ederken “Ertelemenizin sebebi tembel olmanız değil, aslında bu psikolojik bir durum. Tamamen kendinize güvenle alakalı. Herhangi bir işi yapmak için gösterdiğiniz direnç, göstereceğiniz performanstan endişe etmenizden kaynaklanıyor” diyor. Dolayısıyla yapacağı işi erteleyen insan kısa bir süreliğine de olsa ruhunu yatıştırıyor, geçici bir iyileşme gösteriyor ve o “hata yapma” baskısından kurtuluyor. Yani kendini ödüllendiriyor. Dolayısıyla bu ödül de bir bağımlılık yarattığı için insanlar her şeylerini erteleyebilecek noktaya geliyor. Neymiş? Hak edilmemiş ödül ödül değilmiş!
HEYECAN BAĞIMLILARI
Wolfe ertelemenin, bu çağın hastalığı olduğunu söylüyor. “Eski çağlarda insanlar avlanmak ve bir şeyleri keşfetmek zorundaydı. Tekerleği bulmayı ertelemeyezlerdi ya da bir aslanı yakalayıp yemeyi, hayatta kalmak zorundaydılar. Şimdi Twitter ve Facebook’ta vakit geçirsek de hayatta kalabiliyoruz” diyor.
Peki bir üşengeç bütün gün her şeyi ertelemekten başka ne yapar? Wolfe bir üşengecin asla hiçbir şey yapmadan durduğuna inanmıyor, hatta bayağı iyimser: “Aslında çok üretken üşengeçler de var. Bir şeyi erteleyen insan, muhakkak başka bir şey yapıyordur. Ya çocuğuyla ilgileniyordur ya da annesini babasını arıyordur.” Üşengeçlerin son teslim etme tarihlerine bağlı yaşayan, heyecan peşinde koşan insanlar olduğunu düşünüyor. Çünkü çoğu insan işini erken bitirip ortalama bir iş teslim etmek yerine son dakikada daha yaratıcı bir şeyler üreteceğine inanıyor.
ADSIZ ÜŞENGEÇLER
Wolfe’a göre bir üşengecin en çok kullandığı ifadeler şöyle: Tembelim, yetersizim, disiplinsizim, üretken değilim, motivasyonum yok, keyfim yok, ben mükemmeliyetçiyim. Bu kelimeleri lügatlerden atıp yerine “Hayır benim bir sorunum yok. Çok iş var ve aslında disiplinsiz değilim, sadece önceliklerimi belirlemem gerekiyor” demesi lazım. Bu arada dünyadaki tüm üşengeçler için açılmış bir web sitesinin belki de işe yarayacağını söylüyor. Sitenin adresi: www.procrastinators-anonymous.org. Üyeleri buraya girip o gün ne yapacaklarsa yazarak bir çeşit “Bunları bugün bitireceğime yemin ediyorum” diyor ve yaptıkça da işlerinin üzerini siliyorlar. Adsız alkolikler gibi değil mi?