HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Elif Şafak

Elif Şafak

Alevi komşuma dokunma

09 Mayıs 2013 Perşembe, 10:38:35Güncelleme: 13:37:27

NİCEDİR görsel ve yazılı basında çıkan, alttan alta kanayan ama buna rağmen ısrarla görmezden geldiğimiz bir toplumsal yara var: Alevilere yönelik ayrımcı söylemler ve tutumlar. Kalıplaşmış, kireç tutmuş önyargılar. Yeterince yazmıyoruz bu konuda, duyarlı davranmıyoruz.
İstanbul Maltepe'de Alevi ailelerin ikamet ettiği evler işaretlendi. Bazılarının üzerlerine "ölüm" yazıldı. Mahalleli tedirgin, üzgün, diken üstünde. Yaşlılarda gençler de. Kadınlar da erkekler de. Şeffaflık ve sisteme güven, adalet ve hakkaniyet beklentisi azalırsa bir yerde, orada hemen komplo teorileri üretilir.
Böyle ortamlarda herkes birbirinden ve illa ki birilerinden şüphelenir. Şu anda da bunlar yaşanmakta. Diyebilirsiniz ki "Bu ve benzeri vakalar birkaç kendini bilmezin Alevi kimliğine yönelik önyargılarının dışavurumudur". Yahut diyebilirsiniz ki "Yok, aslında mesele daha çetrefilli; birileri durup dururken suları bulandırmak, barış sürecini baltalamak istiyor". Öyle ya da böyle.
Hükümetin, siyasetçilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve biz vatandaşların bu konuda sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. Şayet Aleviler, bilhassa Alevi-Kürtler kendilerini "ikinci sınıf yurttaş" hissediyorlarsa, can ve mal güvenliklerinden endişe ediyorlarsa ve dertlerini, meramlarını bir türlü Alevi olmayanlara anlatamıyorlarsa, bu ayıp hepimizin demektir.

*

Bilgisayar ekranımda bir fotoğraf karesi duruyor. Bakıyorum bir kadının suretine. Kimimizin teyzesi olabilir, kimimizin annesi. Öylesine tanıdık çehresi. Başörtüsünü geleneksel biçimde bağlamış; aradan görünen saçları beyazlaşmış. Duvara yaslamış kafasını, düşünceli, çaresiz. İşaretlenmiş bir evde oturmanın yükünü taşıyor omuzlarında.
Biz bu resmi tanıyoruz aslında. Çünkü gördük daha önce kimbilir kaç defa. Aynı güvercin tedirginliğini, aynı burukluğu, aynı incinmişliği seyretmedik mi "öteki" ilan edilen nice kardeşimizin yüzünde? Gün oldu Ermeni bir teyzenin bakışlarında; gün oldu "Çingene" diye damgalanan bir çocuğun suskunluğunda; gün oldu Yahudi diye aşağılanan bir sanatçının kırgınlığında; gün oldu bir Kürt ninenin buruk tebessümünde görmedik mi daha evvel?
Azınlıkların "kimlik duygusu" çoğunluğunkinden daha fazla hafızaya bağımlıdır. Zira incinmişlerin hafızası daha derin, daha yaralıdır. Bugün yaşanan ve belki bize "basit ya da fevri" gibi görünen bir hadise, kök salmış eski korkuları ve kaygıları canlandırabilir.
Maraş katliamını, Koçgiri'yi, Dersim'i ve tabii Sivas'ı yaşadı Aleviler. Nasıl hatırlamasınlar? Ne yazık ki gerek Osmanlı tarihi gerek Cumhuriyet boyunca büyük acılara maruz kaldılar ve dalga dalga ayrımcılık ve önyargıya hedef oldular. Kimi zaman art niyetle kimi zaman "iyi niyetli cehaletle"; kâh önyargılı konuşarak, kâh açıktan hedef alarak hep kırdık, öteledik, öteki ilan ettik. Bunların izleri duruyor insanların yüzlerinde ve hafızalarında. Çünkü böyle bir şey azınlık olmak, az olmak.

*

Bugün Alevilerin hükümetten duyarlı bir açıklama, her partiden siyasetçilerden ortak bir vicdan ve bizlerden çok daha eşitlikçi bir yaklaşım beklediklerini ve bu beklentilerinde haklı olduklarını düşünüyorum.
Cemevlerinin ibadethane sayılmamasını üzücü buluyorum. Cemevlerini ibadethane olarak görmek ne bizlerden bir şey eksiltir, ne camilerin önemini azaltır.
Önemli, yapıcı bir barış sürecinden geçiyoruz. Onarılmayı bekleyen çok kırık kalp var Türkiye'de.
Bir söylemle değişir her şey, güzelleşir, iyileşir. Ve iki basit kelimeyle gelir bazen en taze bahar ve en kalıcı barış: "Komşuma dokunma."

Diğer Yazıları

Türkler ağaçlara öyle hürmet ederler ki...

  • Yayın Tarihi: 30/05/13 10:20
  • [javascript protected email address]
KANIKSADIĞIMIZ için düşünmüyoruz ama aslında dilimizdeki en eski kelimelerden biridir "ağaç". Yüzyıllar boyunca bu kadar çok değişim geçiren bir dilin içindeki en kadim ve en köklü sözcüklerden. Ağaç dediğin mübarekti eskiden. Şimdi inanması zor gelse...
Devamını Oku

Hatunlar ve romanlar

  • Yayın Tarihi: 26/05/13 11:34
  • [javascript protected email address]
Konuşma yapmak üzere çağrıldığım Uluslararası PEN edebiyat etkinliğinde salona bakıyorum dikkatlice. Londra'da bir konferans merkezi burası. Seyircilerin yüzde 85'i kadın. Farklı yaş gruplarından ve mesleklerden gelmekteler. İngiliz, İrlandalı, İskoç,...
Devamını Oku

Anadilde eğitim hakkı

  • Yayın Tarihi: 23/05/13 10:51
  • [javascript protected email address]
UNESCO'nun önemle altını çizdiği evrensel bir ilke var. Bir çocuk en iyi anadilinde okuyarak ve yazarak öğrenmeye başlar. 21 Şubat bu gerçeği vurgulamak için Anadilde Eğitim Günü ilan edildi; Doğu-Batı her yerde kutlanmakta.Aynı zamanda şunu da biliyoruz...
Devamını Oku

Babalarının günahlarını oğullar mı sırtlar?

  • Yayın Tarihi: 19/05/13 09:40
  • [javascript protected email address]
Bir arkadaşım vardı, bundan nice zaman evvel. Babası sert, asabi, asık suratlı bir adamdı, asla tebessüm etmeyen. Ona buna bağırdığına, ileri geri konuştuğuna ve bir seferinde küfrederek birinin üzerine yürüdüğüne şahit olmuştuk; karısını ve...
Devamını Oku

Irkçılığın takımı var mı?

  • Yayın Tarihi: 16/05/13 10:43
  • [javascript protected email address]
ÖNÜMDE The Guardian Gazetesi... Didier Drogba ve Emmanuel Eboue'nin, İstanbul derbisinde maruz kaldıkları hakaretlerle ilgili yorumları okuyorum. Hem İngiliz, hem dünya basını hadiseleri yakından takip etti. Drogba, Facebook sayfasından güçlü bir yanıt...
Devamını Oku
Tüm Yazıları