• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Ercan Kumcu

Ercan Kumcu

[javascript protected email address]

Yastık altındaki servet

08 Şubat 2012 Çarşamba, 10:05:27

Rivayet muhtelif. Kimilerine göre, Türkiye'de yastık altında tutulan servet (altın ve döviz) 250-300 milyar dolara ulaşıyor. Yarım trilyon doları aştığını iddia edenler dahi var. Yastık altındaki servetin gerçek boyutu tam olarak bilinmese de çok büyük olduğu kesin. Bu boyuttaki bir ekonomik kaynağı kullanılabilir hale sokmak elbette çok önemli. Ama, nasıl?
Bu soru geçmişte de çok soruldu. Çeşitli öneriler gündeme geldi. Bazı öneriler uygulamaya da konulmaya çalışıldı. Sonuç değişmedi. Bazı ekonomik birimler servetlerinin önemli bir bölümünü yastık altında tutmak istiyorlar. Onları bu kararından caydıracak bir teşvik mekanizması da bulunabilmiş değil. Sorun böyle bir teşvik mekanizması üzerinde çalışanların yetersizliğinden değil, galiba servetini yastık altında tutmak isteyenlerin tercihlerinin katılığından kaynaklanıyor.

DEVLETE VE SİSTEME GÜVEN
Neden bu birimler servetlerini ille de yastık altında tutmak isterler? Bu konuda çeşitli fikirler öne sürülebilir. İlk akla gelen nedenlerden biri, bazı ekonomik birimlerin kayıtdışında kalma isteği. Bu birimler servetlerinin başkaları tarafından bilinmesini istemiyor. Devletin gücünden çekiniyorlar. Vergi mevzuatının hoyratça kullanılmasından korkuyorlar. Önlerinde bu korkularının çok da anlamsız olmadığını gösteren örnekler de var. 1940'11 yıllarda uygulamaya geçen servet vergisi ve 1999 yılı sonunda devlet iç borçlanma senetleri üzerinden kazanılan faizlerin geriye yönelik vergilendirilmeleri gibi örnekler bazı ekonomik birimlerin kayıtdışında kalmalarını haklı çıkarıyor. Kısacası, "Devlet el koyarsa?" korkusu bazı ekonomik birimlerde hâkim.
Ekonomik birimlerin bazıları bankacılık sistemine de güvenmiyor. Bankacılık sektörünün devletin bir uzantısı olduğu düşünülüyor. "Devlet ne derse bankalar onu yapar" gerçeğinden hareketle bankalardan gelecek 3-5 kuruşluk getiriden kolayca vazgeçebiliyorlar. Potansiyel getiriden vazgeçmenin de tarihsel nedenleri var.
Altın uzun dönemde reel alım gücünü koruyan bir yatırım aracı. Döviz de aynı şekilde. Altın da, döviz de 3-5 yıl bir şey kazandırmayabilir. Ama belli bir dönem sonra, kayıplar geri alınabiliyor. Dolayısıyla, vergi vermeden, el konulabilir korkusu yaşamadan yastık altındaki servetin getirisinden bazı ekonomik birimler memnun.
Piyasa hareketlerinden aslında tüm ekonomik birimlerin korkuları var. Yedi yıldır geçici zıplamalar haricinde yıllık enflasyon tek hanede gezdiği halde, bankalardaki mevduatların ortalama vadesi yüksek enflasyon yaşanan dönemlere göre fazla değişmedi. Çünkü, ekonomik birimler son yedi yıldır gözlediklerinin önümüzdeki yedi yıl da devam edeceğinden şüphe duyuyorlar. Bu anlamda, bankalardaki paralarını ortalama 40 gün vadeyle tutan ekonomik birimler ile servetlerini altın ve döviz cinsinden yastık altında tutanlar arasında fazla bir fark yok. İki grup ekonomik birim de ekonominin ileriki dönemlerde istikrarlı olacağından şüpheli.

YILLAR ALIR
O halde, servetleri yastık altından çıkarmanın yolu parasal teşvik ya da yaratıcı yatırım araçları sunmak olmayabilir. Uzun dönemde ekonomik istikrarın korunabileceğine yönelik ekonomik birimlerin ikna olması gerekiyor. Devletin korkulan bir oluşum olmaktan çıkarılması gerekiyor. Vergi mevzuatının hoyratça kullanılmasının önlenmesi gerekiyor.
Bütün bunlar bir günde ya da birkaç onyılda çözülebilecek sorunlar değil. Yüzyılların yeşerttiği yatırım biçiminin kısa dönemde tersine çevrilmesi beklenemez. Eski hataların bundan böyle tekrarlanmaması ve ekonomik istikrarın kalıcılığına ekonomik birimlerin ikna edilmesi en geçerli çözüm gibi görünüyor.
Bir başka açıdan bu konuyu irdelemeye devam edeceğim.

Diğer Yazıları

Tahmin hataları ve piyasalar

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 09:29
  • [javascript protected email address]
Finans piyasaları "haber" üzerine hareket eder. Her yeni haber ekonomik birimlerin ileriye dönük beklentilerini değiştirir. Değişen beklentiler ekonomik birimlerin arz ya da talep duruşlarının güncellenmesine yol açar. Sonuçta, piyasada dengeler...
Devamını Oku

Hem kemer sıkma hem de büyüme

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:31
  • [javascript protected email address]
Avrupa'da liderler krizle mücadelede başarısız oldular. Bundan sonra da başarılı olabilecekleri yönünde en ufak bir işaret vermiyorlar. Doğal olarak seçmenler, lider değişikliğine gidiyor. Fransa'daki iktidar değişikliği "borç krizi" çıktığından bu yana...
Devamını Oku

Bankalar ekonominin aynasıdır

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 09:48
  • [javascript protected email address]
2010 ve 2011 yıllarındaki yüksek ekonomik büyüme sonucunda artan cari işlemler açığının tetikleyicisi olarak banka kredilerinin çok hızlı arttığı görüldü. Banka kredilerindeki artışla cari işlemler açığının milli gelire oranı arasındaki ilişkiden yola...
Devamını Oku

Enflasyon, büyüme ve riskler

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 09:43
  • [javascript protected email address]
Ekonomik büyümenin yavaşladığı, buna karşılık enflasyonun yükseldiği bir dönemdeyiz. Bu yılın ilk üç ayı için en iyimser tahmin ekonomik büyümenin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3'ün altında olacağı yönünde. Kötümser tahminler sıfıra kadar gidiyor....
Devamını Oku

Dış ticaret haddi

  • Yayın Tarihi: 17/05/12 09:39
  • [javascript protected email address]
Geçenlerde bir yazımda dış ticaret haddi konusuna değinmiştim. Dış ticaret haddi ihraç edilen malların ortalama fiyatının ithal edilen malların ortalama fiyatına bölümüdür. Dış ticaret haddi lehimize geliştiğinde ihraç fiyatlarının ithal fiyatlarından...
Devamını Oku
Tüm Yazıları