Psikolojisi bozuldu
-2 derecelik bir havada, kar yağışı altında ve kaygan zeminde, bırakın sahada futbol oynamayı tribünden maçı izleyip yorumlamak bile inanın zor... Bu zorlu koşullarda futbol oynamaya çalışan her iki takım oyuncularını da kutlamak gerekir. Gerçekten de büyük bir mücadele örneği sergilediler ve sonuç ne olursa olsun alkışı; hakettiler.
Ama bir de madalyonun öbür yüzü var tabiiki... O da Galatasaray'ın son haftalarda büyük bir düşüş içine girdiği gerçeği...
9 maç üst üste kazanan takım, son 4 maçta, 2 beraberlik, 1 galibiyet ve 1 mağlubiyetle toplam 5 puan toplayabilirken, 7 puanı da kaybetti. Üstelik kaybedilen son iki puan, sahaya çıkan kadrosu ile İstanbul'a 1 puan için geldiği çok belli olan bir Antalyaspor önünde verildi... Kendi evinde ve bu kara kışta kendisini yalnız bırakmayan taraftarının da desteğiyle oynayan bir Galatasaray'ın, bu kadar kolay bir şekilde beraberliğe razı olması, affedilemez bir hata olarak görülebilir.
Fatih Terim'in maça başlarken düşündüğü tercihlerini, 55. dakikaya girilirken yaptığı Riera - Baros ve Gökhan Zan-Sabri değişiklikleri ile düzeltmeye çalışması ve ardından Çek golcünün gördüğü gereksiz kart ile takımını 10 kişi bırakması tüm planları bozsa da... Takım aynı takım, hoca aynı hoca ama bir yerlerde bir terslik olduğu ortada !
Yoksa, şampiyonluğun en büyük adayı olarak gösterilen bir takımın kenetlenerek hedefe doğru emin adımlarla yürümesi gereken haftalarda, başkanıyla, yöneticisiyle ve hocasıyla başka konulara konsantre olmaya başlaması, gerçekten anlaşılır bir şey değil !
Maçlar oynanılır, kazanılır ya da kaybedilir. Ancak saha dışında yaşanan olayların, iyi giden bir takımı ve formda olan bir hocayı oldukça etkilediği açıkça anlaşılıyor... Yumurta kapıya dayanınca yapılmaya çalışılan son dakika transferleri, ilginç bir şekilde gönderilen Kazım'ın durumu, yine ilginç bir şekilde son anda transfer edilen Necati Ateş'in getirdiği hareketlilik, skandala dönen Shaqiri transferinin yapılamayışı, yönetim içindeki köstebek avı, başkanın bu durumu eğlenceli bulması ve önüne uzatılan her mikrofona konuşup televizyonlarda boy göstermesi, Fatih Terim'e verilen transfer sözlerinin tutulmaması, Terim'in yapılmayan transferler için gösterdiği tepki ve bütün bunları şaşkın bir şekilde Florya'da seyreden futbolcuların durumu...
Tüm bu etkenleri, yaşanan bu düşüşün fiziksel etkenlerinden çok psikolojik etkenleri olarak sıralayabiliriz. Öyleki bu etkenler , maçın sonunda acaba bu sonuca kim üzülür ya da kim sevinir ? diye ne yazık ki üzülerek düşündürtüyor ! Ve iyi gider bir takım, ne yazık ki Bizans oyunlarını bile aratmayan içten yıkım operasyonlarıyla darbe alıyor.