Terim'in savaşı
GALATASARAY'DA yaşanan yönetim içi çekişmeyi örten iki gerçek var. Birincisi ve en önemlisi, tabiiki Fatih Terim'in başarısı...
İkincisi ise, aylardır Türk futbolunun üzerine çöken ve Galatasaray'ı gündemden düşüren kaos ortamı...
Eğer Fatih hoca ve öğrencileri şu an ligin zirvesinde olmasaydı, çok daha değişik bir tabloyla karşı karşıya kalmamız hiç de sürpriz olmayacaktı. Ama, yönetimin bir kanadı tarafından planlı şekilde yapılan ve zaman zaman başkan Ünal Aysal'ın da göz yumduğu 'Bizans oyunları'na karşı başarılı sonuçlarla ayakta durmasını bilen Terim, aynı zamanda hiç olmadığı kadarda sakin kalmayı başarıp müthiş bir kriz yönetimi sergiledi.
Peki savaş bitti mi ? Bence henüz bitmedi... Sadece zorunlu bir ateşkes yapıldı...
Şimdi Terim'i bekleyen çok kritik bir 8 haftalık süreç ve hemen ardından da bir play-off dönemi var. İşte bu dönemde, şimdilik başkanın talimatıyla geri plana çekilen o kişiler, en ufak bir bir sarsıntıyı depreme çevirebilmek için yeniden sahne alacak ve ellerinden geleni yapacaklardır, eminim... Eğer Fatih Terim bu süreçten de başarıyla ayrılıp şampiyonluğu getirirse, asıl savaşı işte o zaman kazanır. Kaybederse, ne yazik ki bu savaşta sadece o değil, destek veren G.Saraylılar da mağlup olur.
Sakın yapma hoca!
Kulağıma sezon sonu için senaryolar geliyor... "Fatih Terim sezon sonunda istifa edecek...Takımı şampiyon yapsa da, yapmasa da" diye... Eğer doğruysa, hocanın amacı tabii ki güvenoyu almak ya da sezon içinde yapılan haksızlıkların hesabını sezon sonunda görmek olabilir... Ama ben bu filmi bir kaç kez daha görmüş biri olarak, Fatih hocayı açıkça uyarıyorum... Aman hoca, bu kez aynı hatayı sakın yapma! Çünkü daha önce de hem Galatasaray'da hem de milli takımda yaptığın gibi, güvenoyu almak için yine istifa edersen şayet... Önce rahmetli Özhan Canaydın'ın, sonra da Mahmut Özgener'in yaptığı gibi, internet sitesinden verdiğin hizmetler için bir teşekkür yazısı okursun. Hepsi o kadar!
Sonra da "Güvenoyu almak için istifa etmedim" diyerek en fazla beni yalanlarsın olur, biter.. Biz küçüğüz... Bir kez daha kırılır, tamir oluruz, dert değil... Ama bu kez Galatasaray için sakın yapma hoca... Karşılaştığın onca zorluğa rağmen, ilk kez müthiş bir öfke ve kriz yönetimi sergilerken, bu kez onların istediğini yapma! Varsın, sezon sonunda biten sözleşmenin opsiyonu konusunda ne yapacaklarını, onlar oturup düşünsünler!
Son kararınız mı?
Mersin deplasmanı öncesi Ali Gürsoy'un 3 gazeteciyi uçağa aldırmamak istemesiyle başlayan kriz, sonrasında Adnan Öztürk'ün uçağı açtırması ile devam etmiş, ardından da yine yönetim toplantısı sonrası bu kez özel uçağın tamamen tüm basına kapanmasıyla son bulmuştu. Tahmin edeceğiniz gibi o 3 gazeteciden biri benim. Doğruları yazdıkça sinirlenip beni böyle cezalandırdıklarını sanıyorlar. Sansınlar! Parasını ödeyerek bindiğimiz uçağa bizi alıp almamanız önemli değil, tarifeli uçakla da deplasmanlara gideriz de... 2 günde 4 kez karar değiştirmek nasıl bir yönetim anlayışıdır çözemedim. Bu kez emin misiniz peki? Son kararınız mı?