Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        FUTBOL dışında her şeyi yaşayıp bunaldığımız bir sezonun sonunda, Bükreş'e kaçıp canımız Ardamızı Atletico Madrid formasıyla Avrupa Ligi finali oynarken ve o kupayı kaldırırken görmek nasıl güzel geldi anlatamam... iki ispanyol takımının mücadelesini izlerken ister istemez 2000 yılı ve o muhteşem zafer aklıma geldi.

        Falcao'nun attığı gollere tıpkı Hakan Şükür atıyormuş gibi sevinmek, kaleci Courtois'in yaptığı kurtarışlarda tıpkı Taffarel kurtarıyormuş gibi derin bir 'oh' çekmek, Arda'nın yaptığı asistle basın tribününde çılgınlar gibi sevinip yine Arda'nın yüzünde patlayan topta canınız açıyormuş gibi hissetmek gerçekten çok anlamlıydı.

        Futbola susamış gözlerimiz 90 dakikalığına da olsa meşin yuvarlağın büyüsüne doyarken, 12 sene sonra G.Saray'dan çıkmış bir Türk futbolcusunun tekrar o kupayı kazandığı ana tanıklık etmek çok güzeldi.

        2000 yılında G.Saray'da ağabeyleri o kupayı kazanırken, Arda henüz 13 yaşlarında onların posterlerini odasına asan bir çocuktu... Ama o çocuğun bir hayali vardı; bir gün o kupayı kendiside kaldıracaktı. Ve o çocuk, kafasına koyduğu bir hayalini daha gerçekleştirdi. G.Saray'la olmasa da A.Madrid formasıyla bu sevinci doyasıya yaşadı. Hem bir Türk olarak göğsümüzü kabarttı hem de Avrupa'ya gitme kararında ne kadar haklı olduğunu ispatladı. Teşekkürler Arda... Bize bu güzel geceyi yaşattığın için...

        Diğer Yazılar