Çadır Tiyatrosu
Dışarıdan biri merak edip şöyle bir araştırsa bu Türkler futbolu nasıl yönetiyorlar diye... Gördüğü manzara karşısında inanıyorum ki ağzı bir karış açık kalır. 3 Temmuz’dan bu yana yaşadıklarımızı bu sütunlardan defalarca yazdık. Ancak geldiğimiz nokta işi nasıl içinden çıkılmaz bir hale getirdiğimizin en açık göstergesi. Şöyle bir bakın halimize ortada ne futbol federasyonu kalmış nede bu krizi çözüp bizi düzlüğe çıkaracak bir irade...
El birliği ile alkışlarla tam destek ve güvenle göreve getirdiğimiz Mehmet Ali Aydınlar federasyonunu 7 ay gibi kısa bir sürede küstürüp bıktırmayı başardık. Federasyon içindeki değerli isimleri hiç çekinmeden harcayıp kurtlar sofrasına yem ettik. Şimdi de ne olacak halimiz diye dövünüp duruyoruz. Açık söyleyeyim bu kafayla bir yere varacağımız yok. Dün ak dediğine bugün kara diyenler kendi çıkarlarını Türk futbolunun çıkarlarından önce düşünenler varken biz bu krizin içinde daha çok çıkış yolu ararız.
27 Şubatta yeni bir olağanüstü genel kurul yapacağız. Burada yeni bir yönetim seçip onların bu kaosu son erdirmesini bekleyeceğiz. Ancak bu hiç de öyle kolay bir iş gibi gözükmüyor. Öncelikle bu şartlar altında kim nasıl sağlıklı bir karar verecek onu kestirmek güç. Gelen kim olursa olsun. Bu karışık durumu çözmekte hayli zorlanacaktır; burası kesin. Şu anda tam bir çadır tiyatrosu görünümündeki futbol dünyamızın parçalanmışlığı ve gruplaşması da işin ayrı bir boyutu. Biz el ele verip bu sıkıntıyı nasıl aşarız diye düşüneceğimize birbirimizle kavga edip daha beter bu çamura bulanalım diye düşünüyoruz galiba. Baksanıza suçlamalar, çekişmeler her geçen gün artarak devam ediyor. Bir sağ duyu sahibi de çıkıp ‘beyler kendinize gelin’ diyemiyor. Diyenlerin sesi ise bu kargaşa ve gürültü içinde kaybolup gidiyor. Sizin anlayacağınız 3 Temmuz’dan bu yana bir arpa boyu bile yol alamadık. UEFA’ya FIFA’ya karşı dik duramadık. İç çekişmelerimize yabancıları alet ettik ve adeta bizim yerimize kararları onların alıp Türk futbolunu onların yönetmesini istedik.
Geldiğimiz bu noktadan sonra işlerin düzene sokup Türk futboluna itibar kazandırmak için önümüzde oldukça uzun bir yol var. Bu yolda liderliği kim yapacak, herkese eşit mesafede durup uluslararası arenaya ‘sen bizim işimize fazla karışma’ kim diyebilecek. Şu anda böyle bir isim bulmak gerçekten güç herkesin gönlünde yatan Şenes Erzik haklı olarak bu zor durumda görev almak istemiyor. Açık söylemek gerekirse çok fazla aday da yok. Böyle sıkıntı ve zorlu durumları çözebilecek deneyimli isimlerden biri olan Mehmet Atalay’ın adı biraz ön plana çıkıyor. Atalay bu zor yükün altından kalkmasına kalkar ama ona ciddi ve koşulsuz destek vermekte şart. Dibe vurmuş bu halimizden kurtulmak için aklıma başka çare de gelmiyor.
***
İlginç dedikodu
Bu yıl olimpiyat yılı. Bilindiği gibi her olimpiyattan sonra federasyon seçimleri yapılır, kimileri görev teslimi yapar kimileri de güven tazeler. Hemen hepsi özerk olan olimpik spor federasyonlarımızda bu yıl da seçimler gündeme gelecek. Ancak bu noktada kulislerde duyduğum bazı dedikodulara dikkat çekmek istiyorum . Ankara çevrelerinde özerkliğin bir süre için askıya alınacağı ve seçimlerin erteleneceği dedikodusu kulaktan kulağa dolaşıyor. Bu ne kadar doğru şimdilik bilemiyorum . Ancak verdiğimiz özerkliği ve aldığımız mesafeleri kaybetmek istiyorsak hemen bunu uygulayalım. Böyle bir uygulama içerisine girersek birçok uluslararası federasyonun buna onay vermeyeceğinden adım gibi eminim . Böyle bir uygulama içerisine girersek Türk sporunun yine eski sıkıntılı günlerine döndürürüz; bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın . Yapılacak iş, zorlukla ulaştığımız bu demokratik spor anlayışının devamını sağlamaktır. Aksi takdirde hem itibar hem de çok değerli olan zamanı kaybetmiş oluruz. Ben bunun sadece ortalığı karıştırmak isteyenlerin ürettikleri bir dedikodu olduğuna tüm kalbimle inanmak istiyorum .
***
İşimiz zor
Basketbolumuz bu sezonu da Avrupa’da başarıyı hedefleyerek başladı. Öyle ya, Türk Hava Yolları Avrupa Ligi’nde dörtlü final bu yıl Türkiye’de oynanacak ve burada en az bir takımımızın olması hepimizin büyük hayali. Ancak şu gün geldiğimiz noktada, bu hayalimiz de bir başka bahara kalacak gibi gözüküyor. Büyük paralar harcayıp büyük hedefler koyan Avrupa temsilcilerimiz ne yazık ki beklenen forma ve ritme bir türlü ulaşamadılar. Şimdi 3 takımımız birden son 16’dan çıkamama tehlikesi ile karşı karşıya. Bu noktaya daha önce dikkat çekmemize karşın korktuğumuz başımıza geldi. Özellikle hedef ve kilit maçlarda yapılan büyük hatalar ve alınan beklenmedik sonuçlar hepimizi üzdü. Ancak Mayıs ayındaki finallerde bir Türk takımı göremez ve kendi evimizdeki bu önemli organizasyona seyirci kalırsak asıl o zaman üzüleceğiz. İnşallah son derece zor olan kalan maçları alır ve yolumuza devam ederiz. Ama şimdi bulunduğumuz noktadan bu duruma bakınca işimizin hayli zor olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.