Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Gerçekten ilginç bir milletiz. İşimiz gücümüz pireyi deve yapmak üzerine kurulmuş. En olmadık zamanda en olmadık olayları tartışmakta kimse elimize su dökemez. Hele tartışma konusu sporsa çeneleri tut tutabilirsen.

        Sezon başından beri şöyle olacak, böyle olacak diye tartıştığımız play off bu kez Süper Final adıyla geldi, çattı ama biz şimdi bu süper maçlarda ne oluru değil, incir çekirdeğini doldurmayacak başka şeyleri tartışıyoruz.

        Galatasaray üzerinde yoğunlaşan bu tartışmaların zamanlaması da bana hayli ilginç geliyor. Öncelikle Manisa'da Muslera'nın penaltı atması konusunda başlatılan tartışmaya bir anlam veremediğimi hemen söylemek istiyorum. Neymiş efendim, Galatasaray küme düşen bir takıma karşı kalecisine penaltı attırarak rakibini küçük görüp, alay etmiş. Geçin bunları.

        Öncelikle Fatih Terim'in olduğu yerde böyle bir konunun gündeme bile gelmeyeceğini herkes kafasına sokmalı. Bu sadece dünyanın her yerinde yapılan basit bir futbol fantezisidir. İlk 11 'de oynayıp gol atmayan tek kişi olan Muslera'ya seyircinin de isteği ile penaltı attırılmış ve tarihe geçmesi sağlanmıştır. Bunun arkasında bir art niyet arayıp, çeşitli yorumlar getirmek öküz altında buzağı aramaktan başka bir şey değildir. Dünyada penaltı atan bir sürü kaleci varken, bu konuyu tartışmanın hiçbir anlamı yak gibi geliyor bana.

        Gelelim ikinci tartışma konusuna... Galatasaray'da Melo ile Riera'nin tekme tokat birbirine girmesinin doğrusu Sarı-Kırımızılı kulübe yakışan bir yanı yok. Ancak bu zaman zaman takım sporlarında görülmemiş bir durum değil. Üstelik bu konuyu Fatih Terim ve Galatasaray kulübü kapatmayıp, kamuoyu ile de paylaşmış ve iki sporcuyu da bir süre kadro dışı bırakmıştır. Daha sonra arkadaşlarının da arayı girmesi ile iki sporcu af edilmiştir.

        İşte bu karardan sonra niye affedildikleri konusunda da bir sürü gereksiz tartışmanın yeniden alevlendiğini görüyoruz. Beyler Galatasaray, belki de çok yakın olduğu şampiyonluğun son virajına girerken niye en önemli oyuncularından birini kaybedip rakiplerine avantaj tanısın. Üstelik bu oyuncuya dünya kadar para ödenmişken.

        Bekara karı boşamak kolay gelir derler. Sizin de ceza isteğiniz, aynen bu atasözünü doğruluyor. Ceza oyuncuyu kaybederek değil, ona ağır para cezası kesilerek verilir. Böyle kritik bir dönemde önemli bir oyuncuyu yok sayarsanız cezayı ona değil takımınıza vermiş olmaz mısınız? Fatih Terim'in bu konudaki tutumu en başından sonuna kadar doğrudur.

        Böylesi önemli sınavlar öncesi gereksiz polemikler ve tartışmalar yaratarak, gündemi germek hiç kimseye yarar getirmez. Ne olur ayrıntılarda boğulmayıp, fotoğrafın bütününe bakmayı biraz öğrenelim.

        Nur içinde yat Erdoğan

        Bir bir eksiliyoruz. Sporumuzun önemli figürleri bizleri gözü yaşlı bırakıp, göçüp gidiyorlar. Son acı haber de sevgili Erdoğan Arıca'dan geldi. Yeşil sahalardaki hırsı, enerjisi ve futbola renk katan oyunculuğu ile tanıdığımız Erdoğan Arıca'nın teknik adamlık döneminde de hepimizde ayrı bir yeri olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İyiler nedense çabuk gidiyor bu dünyadan. 'Acelen neydi be Erdoğan!' demekten başka söyleyecek laf bulamıyorum. Nur içinde yat sevgili kardeşim. Mekanın cennet olsun. Arıca'ya Allah'tan rahmet, tüm yakınlarına ve spor camiasına da sabırlar diliyorum.

        Gurur tablosu

        2020 Olimpiyat adaylığımızın güçlenerek sürdüğü şu günlerde ülkemizde de güzel gelişmeler oluyor. Halter Federasyonu'nun düzenlediği Avrupa Halter Şampiyonası Antalya da tüm hızıyla sürüyor. Özellikle haltercilerimiz aldıkları başarılı sonuçlarla hepimizin göğsünü kabartıyorlar. İlk iki gün podyuma çıkan sporcularımızın aldıkları madalyaların hepimize büyük gurur verdiğini söylemek sanırım abartı olmaz. Özellikle Bünyamin Sezer'in müthiş koparma performansı ile 2 altın madalyaya ulaşmasını kelimelerle tarif etmek çok zor.

        Sporcularımızın başarıları kadar Halter Federasyonu Başkanı Sayın Hasan Akkuş'un elde ettiği başarının da sporumuz için anlamının büyük olduğu söylemeden geçemeyeceğim. Sayın Akkuş'un şampiyona öncesi düzenlenen kongrede Avrupa Halter Federasyonu Genel Sekreterliği'ne getirilmesi son derece önemli ve sevindirici bir olay. Eğer dünyada etkili bir spor ülkesi olmak istiyorsak ve olimpiyat oyunları gibi önemli bir organizasyona talipsek, her şeyden önce uluslararası lobimizi güçlendirmemiz şart.

        Bunun tek yolu da spor adamlarımızın uluslararası organizasyonlarda görev almasıdır. Dünya sporunun içine bir önemli ismi daha sokmanın sevinci inanı çok başka oluyor. Tebrikler Hasan Akkuş, ülkemizi orada en iyi şekilde temsil edeceğinize tüm kalbimle inanıyor ve başarılar diliyorum.

        Diğer Yazılar