Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ohh! nihayet bitti. Yaklaşık 1 yıldır futbolumuzun üzerine çöken karabasan bir süreliğine soluklanmış gibi görünüyor. Gerçi tartışmalar henüz noktalanmadı ama ligin sonlanmasıyla futbolumuzun gündemi başka yerlere kayacak.

        Öyle bir sezon yaşadık ki, neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. 3 Temmuz'da patlayan bombanın tüm sezona yayılması ve futbolumuzun bir türlü kaostan kurtulamaması uzun yıllar belleklerden silinmeyecektir.

        Tartışması, kavgası, kararsızlığı bir türlü bitmeyen ligimizin noktalanışı da tüm sezonun bir kopyasıydı sanki. Maç sonrasında yaşanan olaylar toplumsal öfkenin ne boyuta geldiğini bizlere açık açık gösterdi. En ufak bir kıvılcımın fanatizmi nasıl ortaya çıkardığını görmek gerçekten çok üzücü ve ilerisi için son derece düşündürücü.

        Öncelikle normal sezon boyunca rakiplerine büyük fark yapan ve Süper Final'de de mutlu sona ulaşana Galatasaray'ı ve emeği geçen herkesi kutlayalım. Böylesine zorlu ve tartışmalı bir sezon sonunda şampiyonluğa ulaşan takım zaferini elbette kutlayacak ve tacını ter döktüğü çimlerin üzerinde almak isteyecektir. Sporda bundan daha doğal bir şey olamaz. Ezeli rakibine kupayı kendi sahasında verdirtmemek amacıyla olayları başlatan bir grup Fenerbahçe taraftarının bu olayı engelleme girişimleri doğrusu sportmenlikle bağdaştırılacak bir olay değil.

        Gerilime rağmen 90 dakika boyunca hiçbir olay çıkmamasına, hatta maçın bitimiyle birlikte başlayan alkışlara tam sevinirken, birden bire ortalığın savaş alanına dönmesine akıl erdirmek ise gerçekten çok güç. Yok efendim polis tahrik etmiş, ortaya çıkan bayrağın sahaya dikileceği sanılmış gibi iddialar pek kabul edilebilecek söylemler değil. Buradaki tek gerçek Galatasaray'ın kupasını orada almasının nasıl engelleneceği. Stadın ışıklarının söndürülmesi, bunun en açık göstergesi değil mi? Şampiyon olmuş bir takım kupasını maçtan 3 saat sonra olumsuz koşullar altında alabiliyorsa bunun üzerinde ciddi ciddi düşünmek gerek.

        Sporda kazanmak da var, kaybetmek de... Kaybettiğin zaman rakibi kutlamak sporun en büyük erdemidir. Bunu başarabildiğin anda gerçek sportmenlik çizgisine ulaşırsın. Bu gerçek unutulur ve fanatizm ön plana çıkarsa işte bunları yaşarız.

        Ülke olarak 2020 Olimpiyatı ve Avrupa Futbol Şampiyonası organizasyonlarına talibiz. Bu görüntülerle mi alacağız bu dev organizasyonları? Açık söyleyeyim bu kafayı değiştirmedikçe, en ufak bir şeyden tahrik olup ortalığı yangın yerine çevirmeye devam ettikçe bir arpa boyu bile yol alamayız.

        Son derece kötü başlayıp, son derece karanlık bir tablo içinde sürdürdüğümüz sezonu yine tatsız bir gece ile noktaladık. Artık o neden öyle oldu, bu neden böyle yaptı diye tartışmanın gereği yok. Eğer bugünden itibaren bu hastalıklı kafaları nasıl düzeltiriz aramazsak, herkesin elini taşın altına sokup Türk futbolunu içine düştüğü kabustan kurtarmak için çalışmaya ikna edemezsek önümüzdeki yıl da bunları tartışmaya devam ederiz.

        Açık söyleyeyim bu yaşananları görüp, herkesin birbirini suçlamaya devam ettiğine tanık olduktan sonra benim önümüzdeki sezondan da hiç umudum yok.

        Haa, bu arada unutmadan ekleyeyim, bu kupa verme sorununu üç saatte çözemeyip, sorunu Başbakana'a kadar taşıyan Federasyon ve kamu yöneticilerinin de şapkalarını önlerine koyup, düşünmelerinin gereği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

        Ivkovic ve Terim

        Türkiye olarak bir önemli organizasyonun daha altından başarı ile kalkmanın mutluluğu içindeyiz. Avrupa'nın en önemli finallerinden biri olan TtHY Avrupa Ligi 4'lü finalini yine büyük bir başarı ile noktaladık. Son yıllarda yaşanan finallerin en ilginci olan bu dev buluşmada Yunanistan'ın Olimpiakos takımının büyük bir sürpriz yaparak şampiyonluğa ulaşması gerçekten çok önemli idi. Kendisinden güçlü takımın bir bir devirerek mutlu sona ulaşan Olimpiakos'un bu zaferdeki en büyük kahramanı hiç kuşkusuz deneyimli antrenör Dusan İvkoviç... Kısıtlı kadrosunu en iyi şekilde motive edip son derece dengeli kullanan ve asla geri adım atmayan deneyimli hoca, taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı.

        Bir teknik adamın takıma katkısının ne denli önemli olduğunun diğer bir örneği de bir yıl önce yerlerde sürünen takımı şampiyonluğa ulaştıran Fatih Terim'dir. Terim de tıpkı İvkoviç gibi inanç, mücadele, hırs ve sonuna dek disiplin içinde savaşmak faktörlerini ön plana çıkartarak Galatasaray'ı zafere götürmedi mi? Kısacası, deneyim disiplin ve çalışkanlık olguları bir araya gelince rakip kim olursa olsun zafer kendiliğinden geliyor. Bize sporun bu güzel yanlarını gösteren ve deneyimin ne demek olduğunu kanıtlayan bu iki dev spor adamım yürekten kutlamak en büyük ödevimizdir diye düşünüyorum.

        Son olarak evimizde düzenlenen bu 4'lü finalin uzağında kalan takımlarımızın bizlere bu coşkuyu neden yitamadıklannıbirkez daha sorgulama gerekliliği içinde olmalarını hatırlatarak, hatayı kendilerinde aramalarının şart olduğunu vurguluyorum.

        Diğer Yazılar