10 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
14 Kasım 2016 Pazartesi, 08:25:03 Güncelleme:09:02:01

‘Hâlâ çok cazip teklifler geliyor’

 

En son ocak ayında New York’ta buluşmuştuk Didem Uzel’le. Hamileydi ama henüz kendi bile emin değildi. Ailesinden bile saklamıştı 7’nci aya kadar. Çünkü bebek sahibi olmak için yıllarca uğraşmıştı. 45 yaşında normal doğumla anne olan Didem Uzel, 3 aylık oğlu Leo ve eşi Selim Sarı’yla yeniden New York’ta buluştuk. Uzun uzun sohbet ettik. Oturur oturmaz Leo’yu kucağıma verdi Didem. Bayılıyorum böyle rahat çocuk büyüten kadınlara. Ama ben 2 yaşına kadar bebek kucağıma alamıyorum o yüzden ben daha çok tedirgindim. Ama küçük aslan Leo çok sakin ve uslu bir bebek.

‘AİLELERİMİZDEN BİLE SAKLADIK’

- Çocuğuna koyduğun isim yani Leo, Türkiye’de küçük çaplı olay oldu. Sosyal medyada eleştiri yağmuruna tutuldun...

İsmini koyarken burada kolay telaffuz edilen bir isim olsun istedik, cinsiyetini öğrendikten sonra hemen koyduk. Erkek olursa Leo olacağı belliydi. Erkek olduğunu öğrendim dönüş yolunda, takside “Hoşgeldin Leo” dedim.

- Anne olmak nasıl bir duygu?

Tarifi yok. Değişiyorsun, bambaşka biri oluyorsun.

- Geçtiğimiz ocak ayında yine New York’ta buluşup röportaj yaptığımızda sen hamileymişsin. O gün “Yemek yiyemiyorum. Midem ağrıyor, gaz yapıyor” demiştin bana.

Evet Esin, emin değildim. Yani çocuk çok istiyordum ama çok zor geldi oğlum. O yüzden saklamak istedim. Ailelerimizden bile sakladık. 7’nci aya kadar kimseye söyleyemedik.

- En son belli değildi bazı şeyler. Şu an oturdu mu Türkiye’ye dönüp dönmemek fikri?

Biz şu an Türkiye’ye tatiller için gidiyoruz. Ama “Türkiye’ye dönelim mi dönmeyelim mi?” gibi bir düşünce lüksümüz yok. Babamız neredeyse biz oradayız. Selim’in işi Amerika’da. O yüzden babamız nerede biz orada. Türkiye’yi tatillerde görüyoruz. Artık bize öyle.

‘SEZARYEN OLSUN İSTEMEDİM’

- Türkiye’yi uzaktan nasıl görüyorsun?

Şu aralar göremiyorum desem. Gözüm oğlandan başka bir şeyi görmüyor şu ara. Selim bana Türkiye’de neler olup bittiğini anlatıyor. Amerika’da bile neler olduğunu takip edemiyorum bu ara.

- Normal doğum yaptın değil mi?

Evet normal doğum oldu. Normalde 3 saat sürdü ama hastaneye girişi ve doğuma kadar 10 saat sürdü.

- Normal doğumu sen mi istedin?

Zaten Amerika’da sezaryeni desteklemiyorlar. Yaşına başına bakmıyorlar. Risk görürse ancak sezaryen olabiliyor. Hatta benim doğum esnasında doktor “15 dakika daha bekleyeceğiz. Olmazsa sezaryen yapacağız” dedi. Doktor öyle deyince ben bir bastırdım geldi. Bu kadar acı çektikten sonra sezaryen olsun istemedim. Çok çabuk iyileşiyorsun. Normal doğum çok iyi.

‘GEÇİCİ OLARAK GELEBİLİRİM’

- Türkiye’den hâlâ teklif geliyor mu?

Geliyor, çok da cazip teklifler geliyor. Babası “Geçici olarak gidebilirsin” diyor.

- Şu an gösterimde olan dizilerden teklif geldi mi?

Bu sezon başlayan, devam eden dizilerden biri olabilir. Sonradan dahil olacağım. Şu anda yayına yeni başladı.

- Gelecek misin peki?

Geçici olarak gelebilirim. Gelir, çeker ve dönerim. Özlediğim için yaparsam yapacağım.

- Geç kaldım diyor musun bebek için?

Esin hiçbir şeyin planı yok. 7 yıl önce buraya gelirken her şeyimi işimi, gücümü bıraktım. Bir baktım 7 sene geçmiş. Planlanan bir şey değil. Hayatta istediğin kadar plan yap, olmuyor. Selim benimle aylarca tanışmak istedi. Ben de “Tanışsam ne olur, tanışmasam ne olur? Sanki kalkıp Amerika’da yaşayacağım” diye aylarca tanışmadım. O dönem benim için her şey çok farklı ve çok güzeldi. O zamanlar çok tatlı zamanlardı. Türkiye, sektör çok iyiydi. Ona rağmen bu noktalardayım.

- Trump’ın gelmesi hakkında ne düşünüyorsun?

Allah’tan 4 sene sonra yeniden seçim var.

 

AĞLAYAN ÇOCUKLAR

“ESİN Hanım, sizi sürekli okuyorum. Yine ağlayan çocuklar üzerine bir satır bile olsa geçirmişsiniz. Hep çocukların ağlamasına laf ediyorsunuz. Çocuğunuz olsun anlarsınız” diye birkaç mesaj aldım. ‘New York’ta sevdiğim ve sevmediklerim’ adı altında sıraladığım yazının sevdiklerim bölümündeki “Çocuklar ağlamıyor” cümlesiydi bu seferki eleştirilerin nedeni.

Dünyayı geziyorum ve çok iyi bir gözlemciyimdir. Bizim insanımız hele ki son yıllarda gergin, tahammülsüz, sabırsız. Çocuklarına bile katlanamıyor, azarlıyor, bağırıyor. Çocuk da ağlıyor haliyle. Ya da evdeki tüm gerginlik çocukların bedenlerinde.

Evet yurtdışında çok çocuk ağlaması duymuyorum. Hatta hiç duymuyorum. Çünkü anne-baba sabırlı. Her türlü yaramazlığa tahammülleri var. Çocukların bitmek bilmeyen sorularına sabırla yanıt veriyorlar. Çocukların da çok sesi çıkmıyor zaten. Anneler bağırmıyor, azarlamıyor, tehdit etmiyor, çocuklar da ağlamıyor.

Keşke hiçbir çocuk ağlamasa. Ama anne-baba mutsuz, keyifsiz olursa bir şehrin, hayatın zorluklarını o minicik bedenlere de hissettiriyorlar. Üzgünüm ama gerçek bu.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 14 Kasım 2016 Pazartesi 23:36
    kesinlikle katılıyorum. yurtdısında herkes çoluk çocuk geziyordu ama bi çocuk bile ağlamıyordu.
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Cumartesi 20 MPH 12°
Kısmen Güneşli