ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
30 Aralık 2016 Cuma, 09:22:25 Güncelleme:09:23:31

‘Bana aşk Amerika’da gelecek’

 

40 günlük İstanbul turundan sonra Didem Soydan yeniden Amerika’ya döndü. Eğitimine kaldığı yerden devam edecek olan Didem Soydan’la önceki gün küçük bir mesajlaşmamız oldu. Ben geçen hafta Hakan Sabancı’yla ilgili bir şeyler yazmıştım. Didem, “Esinciğim gönül rahatlığıyla yok diyorum. Hakan’la arkadaşız. Ama şunu bil aşk bana Amerika’da gelecek. 40 gün orada kaldım, buna emin oldum” dedi.
Aşk bu, nerede kapıyı çalacağı belli olmaz ama Didem kendini iyi hissediyor Amerika’da. Kendi gibi oluyor. Rahat oluyor. En önemlisi de bu zaten. Didem’le New York’ta yaptığımız röportajda bu konuyla ilgili detaylar var, açın arşivden okuyun derim.

 

Bayılıyoruz ölüme

FATMA Girik öldürüldü bu hafta. Hatta Demet Akalın trafik kazası geçirdi. Yani normalde değil, sosyal medyada. Zaten yıllardır Münir Özkul öldürülüyor. Sosyal medyada bir grup deli var, ölüm hastası. Memlekette her gün kötü haberler var işte. Ölüm var. Gençler, masum insanlar, askerler, polisler cani pislikler tarafından katlediliyor. Kahrolacağınız yerde hâlâ saçma sapan haberlerle insanları korkutuyor, üzüyorsunuz. Pes, pes!

 

Kadın her yerde kadın

JENNIFER Aniston, “Medeni durumum yüzünden eleştirildim, erkek arkadaşımın olmasından dolayı eleştirildim, boşandığımda eleştirildim, meme uçlarım bile eleştirildi. Mutsuz, yalnız ve çocuksuz bir kadın damgası yemek artık beni çok üzüyor” diye uzayıp giden bir açıklama yapmış röportajında. Yani kısa ve net: Kadın her yerde kadın. Türkiye’de de, Amerika’da, Avrupa’da da, Honolulu’da da, kuzey kutbunda da...
Nerede olursa olsun kadının üzerinde baskı var. Kadın evlenmeli, mutlu olmalı hatta doğurmalı. Saçını süpürge etmeli. Mutsuzsa bile mutluymuş gibi gözükmeli. Falan filan. Yani kadının üzerine biçilmiş sayısız gereksiz şey var.
Dinlemeyin bunları hanımlar! Kadın da bir insandır ve ne yapmak istiyorsa yapabilir, nasıl yaşamak istiyorsa öyle de yaşayabilir. Mesela her kadın evlenmek ve çocuklu olmak zorunda değildir. Bu içten gelen bir şeydir.
Zaten inanın bir kadın deli gibi çocuk istiyorsa onu ne yapar eder dünyaya getirir. Ve yine kadın ne isterse bunu yapar emin olun. Eğer evli, mutlu, çocuklu olmak isterse bunu yapar. Olmuyorsa da gerçekten istemiyor demektir.

 

Zoru başarıyorsun İdo, devam!

2 sene önce bir yerde izlemiştim İdo’yu. Bir sahneye davet edilmiş, 2 şarkı söylemişti. Ama önceki gün tamamını izledim sahnesinin. 1 aydır her çarşamba Opera’da sahnede İdo. Daha önce de yazdım yine yazıyorum. İdo zoru başarıyor. İbrahim Tatlıses gibi dev ses ile kıyas var karşısında. Ama o kendi yolunu farklı çiziyor. Farklı müzik ile değişik bir İdo gösteriyor herkese. Helal İdo, devam! Hiçbir kötü eleştiri seni yolundan saptırmasın. Kıyaslanma hele asla saptırmasın. Dünyanın en iyi şarkısını da bulsan, sesin 10 numara 5 yıldız da olsa, sonuçta karşında dev gibi bir İbrahim Tatlıses gerçeği var. Asla yok sayılamaz, karşılığı olmayan bir ses. Ama İdo ne yapıyor. “babam ayrı ben ayrıyım” diyor. Ve bunu sahnesinden hissettiriyor.
Bİr kere İdo, sahnede acayip mutlu. Kendi gibi ve enerjisi iyi. Her türlü şarkıyı da söylüyor. “Çakkıdı çakkıdı” da diyor, “Kaldır yavrum kollarını” da. Hatta halay bile çektiriyor. Önemli olan bu. İzlemeye gelenleri eğlendirmek. Ve önceki gün herkes eğleniyordu. O yüzden devam İdo, devam! Ve oradan ayrılırken aklımda kalan :
- Derya Tuna gözünü oğlunun üzerinden ayırmıyor.
- Derya Tuna hala güzel, kaliteli ve ayrı bir duruşu var.
- İbrahim Tatlıses çok şık giyinirdi biliyorsunuz. Derya Tuna’nın parmağı vardı gardırobunda. İdo’da da bu farkı hissediyorsunuz. Jilet gibi.
- İdo elimize doğdu bizim nesil gazetecilerin. Önceki gün baktım da, hâlâ o küçük İdo suratı duruyor. Ve her zaman iyi kalpli, saygılı.
- Ve son bir cümle. Bir insanın huyu, suyu, saygısı, kumaşı gerçekten annedir. İdo’da da bu fark ediliyor. Bir insanın nasıl bir insan olduğunu anlamak istiyorsanız da ilk önce annesine bakın derim.

HAVA DURUMU
Pazar9 MPH30°
Kısmen Güneşli ve Sağanak Yağışlı