ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
29 Temmuz 2017 Cumartesi, 07:14:31 Güncelleme:07:34:03

İstanbul’da 20 dakika

 

Önceki gün İstanbul’da 20 dakika felaketi; çaresizliği, elinin kolunun bağlı olmasını, hiçbir şey yapamadığını, trilyonların ve yatların katların olsa, bir sürü güçlü dostun bulunsa ne fayda durumunu yaşattı.

Yani herkesin, hepimizin bir “hiç” olduğunu bir kez daha gösterdi. Depremde de bu duygu, bu his yaşanıyor, ama insanoğlu nedense her şeyi unutuyor.

Yine yeşiller yok edilecek, doğanın dengesiyle oynanacak. İnsanımız yine bu dünya için çalışıp o güç, hırs, ego tüneline girecek. Ve doğa bu sefer bize çok büyük bir oyun oynayacak.

Hazır olun ve son zamanlarda yaşadığımız felaketleri bu sefer unutmayın derim.

Yine Gamze’li günlerdeyiz

Gamze Özçelik, son zamanlarda sürekli gündemde farkında mısınız? İlki tatil sırasında gazetelerde çıkan fotoğraflar yüzünden. Gamze Özçelik, “Devletimizden bu konuda yeni düzenlemeler getirmesini istiyorum” demiş.

İkincisi ise eski eşi Uğur Pektaş’la yeniden evleniyor olmasından. İlkini geçiyorum, artık bu konu yüzünden çok daraldım gerçekten. Komik duruma düşüyorlar.

Ama eski eşiyle bir araya gelmesine çok sevindim. Hatta bayıldım. Hatırlarsanız Aşkın Nur Yengi ile Haluk Bilginer’in yeniden bir araya gelmesi hakkında, “Erkek eninde sonunda eski eşine döner” diye yazmıştım.

Zor ve güzel bir karar. Uzun zaman sonra böyle dönüşleri seviyor ve takdir ediyorum.

Yeniden denemek demek...

Eski eşlerin yeniden bir araya gelmesinin bende yarattığı duygu şudur: Bir şeyi zorla yürütmemek, itelememek, daha da çıkmaza sokmamak, can acıtmamak için ayrılık vakti geliyor. Bu da saygı, sevgi, eğitim, inanç, karşıdaki insana derin aşktan kaynaklanıyor. Yani bir şeyler daralınca insanlar birbirine nefes alması için zaman tanıyor.

Eğer sonra dönüş olursa tamamdır. Gerçekten aşk, sevgi, bağlılık gelip yine sizi buluyor. Araya kimin ya da kimlerin girdiği çok ama çok önemsiz kalıyor.

Tabii birçok kişi ikinci denemesinde daha kötü ayrılıyor. Ama ayrılmayan, hayatı ve ilişkileri gerçekten çözmüş demektir. Ne diyelim. Aşkı çözenlere bravo.

Sıla-Ahmet Kural aşkı çözülemiyor

12 kişi aynı masada oturunca ne konuşur. Önce bir küçük siyaset ve “Ne olacak memleketin hali” durumu. Ardından, “Aman siyaset konuşmayalım bugün” isyanı, sonunda da direkt magazin.

Tam da o gün yılın sürpriz aşkı Ahmet Kural ile Sıla’nın el ele fotoğrafları vardı. Kadını, erkeği kurulan cümleleri aynen aktarıyorum.

Bak gerçekten sürpriz olmadı mı bu aşk, yoksa sadece ben mi şaşırdım.

Nasıl ya, hâlâ alışamadım ben bu ikiliye.

Aslında yakışıyorlar mı ne?

Neden ama neden, Sıla ne buluyor Ahmet’te acaba?

Ahmet ne buluyor peki Sıla’da?

Ne konuşuyorlar acaba. Sanki bambaşka dünyaların insanları.

Bence çok eğleniyorlar. İkisi de aslında komik.

Ahmet Kural’ın bir filminde Sıla oynarsa ne gülerim. Ama kadın kesin biter, söyleyeyim.

Ne acımasızsınız, kadın neden bitsin ya. Taş gibi kadın. Kıskanmayın siz kadınlar.

Kadın güzel, adam yakışıklı. İnsanları rahat bırakın ya.

Böyle uzayıp giden bir konuşma ki ne konuşma. Bazı şeyleri yazamıyorum bile, siz düşünün. Ama en çok konuşulan çift, benden söylemesi.

Aleyna’nın da kafası karıştı

Aleyna’nın ilk klibini hatırlayın. Daha seksiydi. Henüz yaşını konuşmuyor, “Kim bu sarışın güzel sesli” diyorduk. Motosikletin arkasında siyah deri ceketi, seksi danslarıyla müzik dünyasına giriş yaptı. Ancak yaşını o kadar çok konuştuk ki, onun da kafası karışmış olacak şimdi pembe yatak odası, pembe pijamaları ve pembe kocaman ayısıyla “Ben hâlâ küçük bir kızım” diyor.

Daha az gösterişli ama daha sevimli bir kız çocuğu var bu kez karşımızda ve “Sen Olsan Bari” diyor. Evet güzel şarkı söylüyor, her zaman iş yapacak, ama sanki bu ilk klip olmalıydı. İkinci yani şu an patlama şarkısı da Emrah Karaduman’la olan “Cevapsız Çınlama” olmalıydı.

O zaman tam olurdu, ama kimin, hangi işte kafası karışık değil ki. Aleyna ne yapsın!

HAVA DURUMU
Perşembe22 MPH30°
Kısmen Güneşli ve Sağanak Yağışlı