SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Kraliçe’nin makam otomobili

28 Ağustos 2016 Pazar, 00:34:26 Güncelleme:09:32:06
Fatih Altaylı

Fatih Altaylı

[javascript protected email address]

 

Jaguar’ın kuruluşu 1922’ye uzanır ama o günlerde otomobil değil motosikletlerin yanına takılan yolcu sepeti üretmek için kurulmuştu aslında. Adı da Swallow Sidecar Company’ydi.

Firma SS markasıyla otomobil üretimine de başlamıştı, Jaguar ise modellerinden birine verdikleri isimdi. Ve 1945 yılına kadar da Jaguar diye bir marka yoktu. SSC 1945 yılında Jaguar Motors adını aldı Jaguar üretmeye başladı.

Ve 50’lerden itibaren de özellikle XK serileriyle haklı bir üne erişmeye başladılar. Ardından S Typeisimli sedanları ve onu takip eden Mark II ile büyük bir sükse yaptılar.

Spor otomobil geleneğini ise 1960’ların başında ürettikleri ve 1974’e kadar yaptıkları hâlâ dünyanın en güzel otomobili olarak gördüğüm E Type ile zirveye taşıdılar. Aynı dönemlerde yarış pistlerinde de büyük başarılar elde ettiler ve hem güzel hem hızlı pist otomobilleri ürettiler. Ancak Jaguar’ı otomotiv endüstrisinde efsane haline getiren model hiç kuşkusuz XJ oldu.

XJ 1968 yılında ilk kez üretim bandından çıktığı zaman çağının çok ötesinde bir tasarım ve teknik altyapıya sahipti. Lüks otomobil tanımını yeni bir boyuta, Bentley ve Rolls Royce kalitesini satın alınabilir bir seviyeye taşıdı. İlk XJ 1968’den 1973’e kadar üretim bandında kaldı.

XJ’nin 2. nesli 1973’te piyasaya çıktı. Ön panjur biraz daha basıklaşmış, bazı detaylar daha şık hale getirilmiş ve otomobil daha saldırgan bir hale gelmişti.

Büyük sükse yaptı. Lüks otomobilin sembolü oldu. Pink Floyd bile şarkılarında bu otomobili görmezden gelemedi. Bana göre de XJ’nin en güzel dönemiydi.

1979’a kadar üretilen seri 2 XJ, 1975 yılında aynı kasanın tek kapılı coupe versiyonunu da üretti.

O da muazzamdı. Hayalleri süsleyen bir otomobildi. XJ C olarak tanımlanan bu otomobillerden 6 ve 12 silindirli olarak yaklaşık 12 bin adet üretildi ve 1978 yılında üretimden kaldırıldı.

XJ’ler muazzam güzelliklerinin yanı sıra biraz da sorunlu otomobillerdi.

Elektrik sistemleri biraz ilerici bir tasarıma sahipti ancak bunun yarattığı sorunlar da hayli fazlaydı.

Sofistike ateşleme sistemleri ve benzersiz karbüratör tasarımları otomobile performans sağlarken, kullanıcıya sorun olarak da dönebiliyordu ama bunlar asla XJ’lerin başarısını gölgelemedi.

1979’da ise 3. nesil XJ’ler arzı endam eyledi. Bugün için face lift denilebilecek kadar küçük yenilikler vardı.

En belirgin değişim arka stop lambalarının tasarımındaydı. Sorunlu motor aksamı ise biraz düzeltilmişti.

1992’ye kadar üretimde kalan 3. jenerasyon XJ’den sonra bana göre XJ serisinin düşüşü başladı. Önde tek dikdörtgen farlı olan 4. jenerasyon XJ’ye yakışmayacak kadar çirkindi. Hatasını anlayan Jaguar 5. jenerasyonda tekrar eski modele döndü ama beceremedi.

Bu arada firma zor günler geçiriyordu ve satın alınabilir lüks otomobilin mucidi giderek lüks olmaktan çıktı. Ford’un ortaklığı ne yazık ki, markayı çok aşağı çekti. Bu dönemde Jaguar’ı ayakta tutan S ve X serisi orta sınıf modeller oldu. Markanın sıkıntı yıllarında Jaguar’a yakışır tek çıkış bir klasik olması kaçınılmaz görünen XK serisi ile geldi. Ancak yine de Jaguar kurtuluştan uzak hızlı batağa sürükleniyordu. Tam bu sırada eski bir sömürge imdada yetişti.

Hintli Tata Jaguar ve Land Rover’i birlikte satın aldı. Aynı dönemde Türkiye’den Koç Grubu’na da markayı alması için teklifte bulunulmuştu ama Koç sadece Land Rover’la ilgilenmiş, İngilizler ise ikisini birden satma konusunda kararlılık göstermişti.

Sonuçta İngilizlerin ulusal gururlarından biri olan Jaguar markası Hintli Tata’nın oldu.

İyi ki de olmuş yoksa ben bugün size Jaguar’ın eski şaşaalı günlerini tam anlamıyla yansıtan bu şahane XJ’yi anlatamayacaktım. Yeni XJ, Jaguar’ın yeni ortaklarıyla sıfırdan ürettiği ilk model olma unvanını taşıyor.

Şahane tasarımının arkasında ise markayı yeniden tanımlayan süper dizaynır İan Callum’un imzası var. İşin hülasası şu. Jaguar XJ belli ki, eski günlerine dönmüş. İngiltere Kraliçesi yeniden makam otomobili olarak XJ’yi kullanmaya başladı. İngiltere Başbakanı da. Türkiye’de ise Ortaklar Otomotiv eziyetinden kurtulup, Borusan gibi usta bir distribütörün elinde çok daha başarılı olacaktır.

2 LT’LİK KÜÇÜK MOTORUN GÜCÜNE İNANAMADIM

Yeni XJ’nin Türkiye’ye iki modeli ithal ediliyor. 2 litre 240 beygir benzinli ve özel istek üzerine 300 beygirlik 3 litre dizeli.

Benim denediğim model 2 litre benzinli olanıydı ama bu motorun iki litre olduğuna inanmak için kaputu açıp bakmam gerekti.

2 litrelik turbo motor 240 beygir ve 340 nm tork üretiyor ve yaklaşık 1900 kg’lik koca otomobil için bu oldukça yeterli bir güç oluyor. 0’dan yüze çıkma süresi 7.9 saniye. 2 litrelik benzinli motora rağmen 8.5 litre yakıt tüketiyor. Oldukça iyi.

Motorun gücü tekerleklere 8 ileri bir şanzımanla aktarılıyor ve uyumları kusursuz.

Anahtarı kullanmadan girdiğiniz iç mekânda koltuğa oturunca start düğmesine basıyor ve otomobili çalıştırıyorsunuz. Ortadaki yuvarlak vites kontrol düğmesi otomobil çalışınca yerinden çıkıyor ve size geri boş ileri ve spor fonksiyonlarını sunuyor. Çevirerek vitese geçiriyorsunuz.

Sürüş modlarını ise bilgi ekranından seçiyorsunuz. Gaza basınca iki litrelik küçük bir motora kumanda ettiğinize inanamıyorsunuz.

Motor müthiş. Böylesine etkileyici küçük motora bir de Volvo’nun eski R modellerinde rastlamıştım ki, bu motor onlardan da iyi. Otomobil seri biçimde öne atılıyor. 140 km/s sürate kadar otomobilin ivmelenmesinde bir kesiklik olmuyor diyebilirim. Benim ulaşabildiğim son sürat 247 km/s oldu. Daha gider mi emin değilim. Jaguar XJ virajlarda da hayli başarılı ama yine de limitler zorlandığında arkadan hafif bir savrulma eğilimi var. Neyse ki, çok kolay kontrol altına alınabilen bir eğilim. Ara hızlanmalarda doğru vites aralığında gayet iyi. Bunun için bazen vitesi manuel olarak değiştirmek gerekiyor o ayrı. Alüminyum şasi oldukça rijid. Bayağı bir spor otomobil gibi. Frenler de fena değil ama bir tık daha iyi olmasını beklerdim. Açıkçası yeni Jaguar XJL’den çok etkilendim. Birkaç senelik kullanımdan sonra ne yapar, aynı durumunu korur mu bilmiyorum. Bu haliyle bile Alman lüks otomobiller için ciddi bir rakip. Dayanıklılık ve ikinci elde değer kaybı meseleleri dışında bence Almanlardan daha güzel. Her ne kadar yol tutuş konusunda Mercedes, BMW ve Audi biraz daha iyi olsa da yarattığı hız açısından üçünden de daha etkileyici. Ve tabii fiyat açısından da. 2 litrelik motorla ve hemen hemen full donanımla fiyatı 600 bin TL. Bu da en azından 200 bin TL’ye yakın bir eksi demek.

2 RAKİBİNDEN DE DAHA SPORTİF

Dışardan baktığınız zaman eski XJ’den hiçbir iz taşmıyor. Benim gibi çocukluğu XJ hayranlığı ile geçmiş ve babası lüks otomobil denilince XJ’den başka bir model tanımayan biri için biraz hayal kırıklığı olsa da çok güzel bir otomobil. Oldukça agresif ön tasarımın en güzel tarafı uzunluğu. Spor bir sedan havası veriyor. Jaguar’ın gözlerine benzeyen kısık tasarımlı led farlar gerçekten vahşi bir kedi gibi. Geniş ön ızgara ise avını ısırmaya hazırlanan bir büyük kedinin açık ağzını anımsatıyor. Yan tasarım ise basık ve arkaya doğru akan hatlara sahip. Maserati Quattroporte ve Aston Martin Rapide kadar sportif. Hatta onlardan daha sportif demek mümkün.

KOLTUK ARASINDAKİ TV VE MASA FARK YARATIYOR

Müzik sistemi kötü değil ama çok çok da iyi değil. Havalandırma sistemi ise mükemmel. Lexus’tan sonra gördüğüm en iyi havalandırma diyebilirim. Denediğim Jaguar XJL yani uzun versiyon olduğu için arka koltukları da denemek istedim. Oldukça rahatlar. Ayak mesafesi Mercedes S serisi ile neredeyse aynı gibi. Ölçmedim ama hissiyatım o yönde. Koltuklar Mercedes’ten ve BMW’den daha şık ama Mercedes biraz daha rahat. Ön koltukların arkasına gizlenen televizyon ekranı ve masa ise Alman rakiplere fark atar. Deri kapaklar altında saklanmışlar ve kolayca açılıyorlar.

Bilgi ekranı aynı zamanda geri görüş kamerası ve geri vites dışında isterseniz kamerayı manuel olarak açıp dikiz aynası niyetine de kullanabiliyorsunuz. Ortadaki analog saat de müthiş. İç mekanda kusur yok diyebilirim. Hem kalite hem de işlevsellik olarak muhteşem.

Gece sürüşünde ise iç mekân aydınlatması tam benim sevdiğim stil.

Bu kadar güzel bir iç mekanı pek az otomobilde gördüğümü itiraf etmeliyim. Dışardan bakınca basık olduğu hissi veren iç mekan, içeri girince hiç de öyle değil. Hayli geniş ve hayli ferah. Ancak aynı oranda da sportif. Dashboard bildiğin spor otomobil dashboardu.

Sanki bir İtalyan tasarımcının elinden çıkmış gibi. Ferrari’yi anımsatan yuvarlak havalandırma delikleri, bilgi ve kontrol ekranı ultra şık.

 

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN