Öne Çıkanlar
Son Dakika
01.11.2017 - 09:48 | Güncelleme:

Basın tribünü ne kadar cazip!

 

TÜRK medyasının en fazla tartışma yaratan meseleleri genelde Ertuğrul Özkök’ten çıkar.

Gerçi başlattığı tartışma en çok kendi başını belaya sokar ve kendisine yönelik eleştirileri artırmaya yarar ama bundan gocunduğu yoktur.

Mesele tartışma başlatmış olmaktır onun için.

Geçen hafta da “Spor yazarları tribününde kaç Boğaziçili veya kaç ODTÜ’lü var?” diye sorarak defterleri açtırdı.

Spor basınının kalitesini tartışmaya açmak istiyordu belli ki!

Anında Özkök’ü dağıtacak salvolar başladı.

Eski damadını spor yazarı, hatta spor müdürü yapmasından girdiler konuya.

Damat meselesi bir tarafa konunun önemi var ve sadece spor açısından değil, genel olarak meslek açısından var.

Ve bu konuda konuşmaya “hakkı olan” az sayıda kişiden biri olduğunu düşünüyorum. Siz “Niye?” demeden anlatayım.

Yıllar önce, yanlış hatırlamıyorsam 1986 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde çalıştığım dönemde, gazeteye bir ilan verdim.

“Spor yazarı olmak isteyen üniversiteli gençler aranıyor.”

Pek çok genç başvurdu.

Büyük bölümü Boğaziçili, hemen hemen tamamı iyi liselerden mezun bir grup genci işe aldım.

Cumhuriyet’ten ayrılırken de bu gençlerle beraber ayrıldım. Ve Gelişim Spor Dergisi’ni de bu gençlerle kurduk.

Kim miydi o Boğaziçili gençler.

Emrah Kayalıoğlu, Mert Aydın, Sotiri Konomi, Altan Tanrıkulu.

Yıllar önce Türkiye’nin en büyük medyalarını satın alan Asil Nadir’le de bir konuşmamız olmuştu.

“Patron buraya iyi eğitimli ve ufku açık insanlar almalıyız. İleride bir şirkete CEO olacak, genel müdür olacak kapasitede gençleri bu mesleğe kazandırmazsak gazeteciliğin geleceği olmaz” demiştim.

Bunun tek yolunun da o gençlere “iyi maaş, iyi bir sosyal ortam” sağlamak olduğunu ekleyerek.

Bence Ertuğrul Özkök şu sorunun yanıtını aramalıydı:

“Biz bu gençlere ne verebildik? Gazetede gelir adaletini ne kadar sağlayabildik? İyi eğitimli gençlerin gazeteciliğe yönelmesini ne kadar sağlayabildik?”

Bu sorunun yanıtı sadece spor yazarları tribününde değil, medyanın diğer tribünlerinde de durumu açıklayacaktır.

Üstelik Boğaziçi veya ODTÜ ya da diğer “havalı” üniversitelerden mezun olmayıp son derece kaliteli işler yapan yüzlerce gazeteci de var.

Bunlar bizim gözbebeklerimiz.

Mesele şudur ki, biz medya yöneticileri olarak birlikte çalıştığımız arkadaşların mesleki gelişimlerine ve mutluluklarına ne kadar katkı sağladık.

Bu sorunun yanıtı birkaç üniversite ismi saymaktan çok daha çetrefilli bir yanıt gerektirir!

**************

ATATÜRK’LE AŞK EVLİLİĞİ 

ATATÜRK sevgisi ve onun ilkelerinin doğruluğunun giderek daha iyi ve daha doğru anlaşılmaya başlandığı konusunda geniş bir kesim hemfikir.

Geçen zaman, o zaman sürecinde yaşananlar da Atatürk’e iyi geliyor. Daha objektif değerlendirmeler mümkün olmaya başlıyor.

Yaptıklarının önemi ve değeri daha iyi anlaşılıyor.

Atatürk bir tablo gibi çizmiş Türkiye’yi ve Türkiye’nin geleceğini.

Tabloyu doğru görmek için bazen biraz uzaktan bakmak gerekir ya, zaman da Atatürk’ün çizdiği Türkiye tablosu için aynı etkiyi yapıyor.

Detaylarda boğulmadan, bazı fırça darbelerinin biraz kaymasına, bazı yerlerde boyanın biraz taşmasına bakmadan, tablonun kompozisyonunun ne kadar mükemmel olduğunu anlıyorsunuz.

Ve bunlar kadar önemli bir etken daha var.

Atatürk artık “devletin resmi ideolojisi” değil.

Dayatılmıyor, zorlamalarla sevdirilmeye çalışılmıyor.

Atatürk sevgisi, basit bir benzetmeyle aile zorlamasıyla yapılan bir evlilik olmaktan çıkıp bir aşka dönüşüyor.

Tanıdıkça daha çok sevdiğiniz, daha çok sevdikçe daha yakından tanıdığınız biri oluyor.

Devletleri yönetenler belki de Atatürk’e doğru başlayan bu yönelimden ders almalı.

Çünkü dayatılan ideolojiler kesinlikle güç kaybederken, dayatılmayan ama temeli sağlam ideolojiler özgür iradelerle güç kazanıyor.

Ülkesine ideoloji dayatmaya çalışan herkesin bunu görmesi lazım.

**************

CEZAEVİNDE EMİNE BEDER’LİK BİR SORUN 

ZAMAN zaman cezaevlerinden, mahkûm veya tutuklulardan mektup gelir.

Ben de hepsini okurum.

Bu kez gelen mektup oldukça ilginç.

Aynen aktarıyorum:

“Cezaevi psikolojisiyle fazla önemsemiş olabilirim ama benim için ciddi bir mevzu.

Bize verilen yemekler arasında geçen gün tatlı olarak ‘supangle’ verildi.

Çocuk gibi sevindim ve Sakıpağa markalı kutuyu açtım.

İçinden bildiğimiz kakaolu puding çıktı. Hayal kırıklığına uğradım ama bir yanlışlık olmuştur diye düşündüm.

Bir süre sonra yine aynı tatlı verildi ve içinden supangle diye yine krem şokola çıktı.

Supangle, içinde ıslak kek parçası olan çikolatalı sütlü bir tatlıdır. Kutulardan çıkan ise puding ya da krem şokoladır diyerek firmaya yazdım ve lütfen düzeltin dedim. Hiçbir cevap vermediler. Durumu cezaevi müdürlüğüne ilettim. ‘Burası pastane değil’ yanıtını aldım.

Üzerinde supangle yazıyor ve içinden puding çıkıyor. Bu rezalet bir durumdur.

Üstelik devlet bunu bize bedava vermiyor, parasını aydan aya ödüyoruz.”

Mektuptan söz konusu tatlının kutusunun kapağı da çıktı. Onu da inceleme fırsatım oldu.

Okurum haklı. İstanbul’da bir cezaevinde olsaydı kendisine hemen birkaç kutu “gerçek” supangle yollayacaktım ama ne yazık ki, uzak bir yerde.

Fakat açık söyleyeyim, bu mektup bana kendimi bir Batı ülkesinde, hatta bir İskandinav ülkesinde yaşıyormuşum gibi hissettirdi.

Keşke cezaevlerindeki tek sorunumuz bu olsa.

Emine Beder hemen çözerdi.

**************

KIZINIZ KAÇ GÖRÜNÜRDÜ?

12 yaşındaki bir kızın tecavüze uğramasına ilişkin davada, “Kız 18 yaşında gibi görünüyordu” diye karar veren mahkeme heyetine sormak isterim.

O kız kendi kızınız veya bir yakınınızın kızı olsaydı, yine 18 yaşında görünür müydü gözünüze.

Vicdani yanıtınız “Evet” ise söyleyecek sözüm yok.

**************

YİNE İSTİFA EDER MİYDİ ACEP!

“DİRENEN adam” da istifa etti sonunda.

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Parti’nin uzunca bir dönem teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini yapmış olan isimdi Ahmet Edip Uğur.

İstifası istendiğinde yakın çevresine, “Bana bir suçlama yöneltsinler, istifa edeyim ve o suçlamaya yargıda yanıt vereyim. Ama ortada hiçbir suçlama yokken istifa et demek sanki gizli bir ayıbım varmış gibi algılanacak. Çoluğumuzun çocuğumuzun, çevremizin yüzüne nasıl bakarız. Kabahatimi açıklasınlar” dediği konuşuluyordu.

Sonunda dayanamayıp istifa etti.

Hem partisinden, hem başkanlığından.

Uğur’un sözlerini gazetelerde okursunuz. Burada tekrarlayacak değilim.

Benim için mesele şudur.

Uğur söylediklerinde haklı veya haksız olabilir.

Ancak hedef alınan kendisi değil de başkası olsaydı, istifası istenenler arasında yer almasaydı yine bu tepkiyi gösterip, yine partiyi eleştirip en azından partisinden istifa eder miydi, yoksa olan bitene seyirci mi kalırdı?

Elbette şimdi arayıp, “Yine tepki gösterirdim” diyecektir.

Peki inandırıcı olacak mıdır?

**************

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Türkiye’ye yönelik düşmanlığa, iktidarın sorunu gözüyle değil, ülkemizin sorunu gözüyle baktığımız zaman.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 20:38
    ülkemizin sorunu olmasina saldirgan ve cahil iktidardir. Bu iktidarin megalomanisi ie kimse dost olmaz. ya da dostlar bile degisir ve uzaklasir. Demokratik bir Turkiyeyi herkes bagrina basar
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 17:01
    Atatürk e düşmanlık besleyip hazmedemeyenler bu ülkede eninde sonunda kaybeder ve cezalarını çekerler. Birileri bunu geçde olsa farkadebilmişki son zamanlarda saygıda kusur etmiyor.
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 15:30
    Güzel tespitler ...
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 13:22
    " Türkiye’ye yönelik düşmanlığa, iktidarın sorunu gözüyle değil, ülkemizin sorunu gözüyle baktığımız zaman. " İmza : Faruk AYKAN
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 12:46
    Atatürk hakkindaki yazi cok dogru.Son on onbes yilin en ilginc gelismesi bu.Rozet Atatürkcülügü,dayatmaci ideoloji Atatürkcülügü bayagi bir desifre oldu.Otuzsekizden buyana bu ilk.
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 12:43
    DIS GÜCLERIN HAIN BASARISI FILMERIMIZIN ÜZERINDE BILE KENDINI GÖSTERMISTIR. BATI YA BAKIYORUM ARASIRA TARIHI FILMLER VERIRLER ONUN HARICINDE VE GENELDE DAHA MODERN VE6TEKNIK OLARAK DAHA ÜST KAPASITEDE FILMLER YAPARLAR, BIZ ISE SON ZAMANLARDA YAPILAN FILMLER HEP GERI VE ADETA KILICLA DÜNYAYI FETHEDIYORUZ..CEHALET FILIMLEREDE ISLEMIS..YA SABIR..ALIYE.
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 12:36
    SEVGILI FATIH BEY, BELKI SESIM OLURSUNUZ DIYE SIZE BIR SEY SÖYLEMEK ISTERIM..AKM VE ATATÜRK HAVA LIMANI YIKILIYOR VE YERINE BASKA ISIMLER GELEBILIR..LÜTFEN YAPMASINLAR, AKM YIKIP YERINE YENI BINA INSAEDEBILIRLER AMA ATATÜRK ISMI KALSIN...SAYGILAR. ALIYE
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 12:14
    muhtesem yazilar yaziyorsunuz helal
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 11:32
    iktidar hevesiyle iktidarı olmak istedikleri ülkeye yapmadıklarını bırakmıyorlar ondan bu muhalefetten nefret ediyorum aslında ülkeye değil biz vatandaşa olan oluyor kriz vs.
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 11:08
    türkiye'ye yönelik düşmanlığın kaynağı olan kesimi temsil eden iktidar bu durumdan sorumludur...
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Çarşamba 28 MPH 12°
Bulutlu