Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        İstanbul peş peşe iki depremle sarsılınca hem mail yoluyla hem sosyal medyadan ulaşan herkes “Celal Şengör ne diyor?” diye sormaya başladı.

        Haklı bir soruydu.

        Çünkü Marmara’da denizin ve toprağın altında gerçekten ne olduğunu bilen, yani elde edilmiş bilimsel bulgulara hakim pek az jeoloğumuz var.

        Bunlardan biri Prof. Celal Şengör, diğeri ise Prof. Naci Görür.

        Gerisi bu çalışmalarda yer almadan, kulaktan dolma, ezbere konuşanlar.

        Bu nedenle hemen Celal Şengör’ü aradım.

        Daha doğrusu, Celal Şengör’ün cep telefonu olmadığı için eşi Oya’yı aradım.

        Celal Şengör’ün sesi keyifsizdi.

        “Ne oldu, korktun mu depremden” diye takıldım.

        “Depremden değil ama medyamızın cehaletinden korktum” dedi.

        Medyaya kızmış.

        “Yahu elinde hiçbir veri olmadan konuşan ne kadar abuk sabuk adam varsa hepsinin görüşleri internet sitelerinin manşetinde, nasıl konuşuyor bu adamlar anlamıyorum. Medyanın da cehaletini anlamıyorum” diyerek öfkesini bana yönlendirdi.

        “Medya ne yapsın. Adamlar profesör. Ben bu konuyu bilmiyorum demezlerse medya da adamlardan görüş alır. Adamlara kız” dedim.

        Kinayeli bir şekilde, “Adamlar mı?” dedi.

        “Tamam kızma bak işte ben sana sormak için aradım. Ne diyorsun bu deprem için?” dedim.

        “Bir şey diyemiyorum çünkü elimde veriler henüz yok. Hayrullah’ı aradım fay çözümlerini istedim. Onlar gelirse bir şeyler söyleyebilirim” dedi.

        REKLAM

        Hayrullah dediği, Kandilli Rasathanesi’nden jeofizik profesörü Hayrullah Karabulut.

        “Hiç mi fikrin yok?” diye sordum.

        “Fikrim var ama henüz bilimsel değil. Hatırlarsan Naci ile konuştuğumuzda dikkat çektiğimiz iki yer vardı. İkidir oralarda deprem oluyor. Bu kötü haber bence. Çünkü büyük depremi yapacak faydaki yükü arttırıyorlar. Ama Hayrullah’tan bilgi gelince daha net konuşurum” dedi.

        Kapattık.

        Gece geç saatte bilgiyi almış, değerlendirmesini yolladı.

        “Sevgili arkadaşım,

        hafif bir normal bileşenli sağ yanal fay. Önemi daha önce kuzeyde olanlara adeta bir ‘Cevap’ gibi olması. Yani suskun bölge batıdan kırılmaya başladı” demiş ve depremin bir de haritasını yollamış.

        Anladığım haberler iyi değil.

        Güldür bizi Doğu Bey

        Güldür bizi Doğu Bey
        0:00 / 0:00

        Şu günlerde ekranlarda uzak ara en komik bulduğum insan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek.

        Beyazıt Öztürk gibi talk şovcuların yokluğunda, büyük kanallarda komedi programı yokluğunda Perinçek haber kanallarını neşelendiriyor, hepimizi güldürüyor.

        Doğu Bey, dün akşam Habertürk’te katıldığı televizyon programında “Türk yargısı şu anda altın çağını yaşıyor” dedi.

        Olay yerinde bulunanlar kulaklarına inanamadı.

        AK Parti’ye yakın olanlar dahil.

        Programı yöneten Mehmet Akif Ersoy bile büyük bir şaşkınlıkla, “Şu anda mı, Türkiye’de mi? Kimin tespiti bu?” diye sorma ihtiyacı hissetti.

        Doğu Perinçek “Evet, şu anda Türkiye’de” dedi ve bu muhteşem tespiti kimin yaptığını da açıkladı.

        Kendisi yapmıştı.

        Ekran başında kahkahayı patlattım.

        Doğu Bey beni bugünlerde bile güldürmeyi başarıyor.

        Allah da onu güldürsün inşallah.

        Kötü işaret

        Kötü işaret
        0:00 / 0:00

        ABD’de Demokrat Parti’nin önemli ismi Nancy Pelosi, Trump’a verip veriştirirken “Burası Kuzey Kore ya da Türkiye veya Rusya değil. Burası bir demokrasi” diyor.

        Bu, yaklaşan ABD seçimleri öncesi Türkiye’nin ABD’den nasıl göründüğünün, en azından Demokratlarının Türkiye’ye nasıl baktığının işaretidir.

        İyiye işaret değildir.

        Ve bizim aynı günün sabahında Altan Tan, Ayhan Bilgen, Sırrı Süreyya gibi tanınan siyasetçilerin de aralarında bulunduğu 82 ismi toptan gözaltına almamız bu işaretçilerin ekmeğine yağ sürmektir.

        Yeni normal

        Yeni normal
        0:00 / 0:00

        Bölünme öyle had safhadaki Kılıçdaroğlu’nu eleştirince bir başka taraftan kızgınlık yükseliyor.

        En kibar olanları bile “Ne yani binlerce kahveciyi ilgilendiren bir konu söylenemez mi?” diyorlar.

        Söylenir elbette.

        Zaten Kemal Kılıçdaroğlu salgının başlangıcından beri kahvecilerin sorunlarını dile getiriyor.

        AVM’lerin açılıp, kahvehanelerin açılmamasına tepki göstermesinde haklıydı o günlerde.

        Ama bugün Türkiye’nin bunca meselesi arasında TTB ziyaretinde ele alınacak önemli konular arasında kahvehanelerde kağıt oynanamamasını görmek ve buna “Her el yeni deste açarak bu sorun çözülebilir” çözümünü getirmek sizce normalse ben tüm söylediklerimi geri alıyorum.

        Ve eğer bunu normal görüyorsanız, Millet bahçelerinde ailece yuvarlanma önerisini de aynı oranda normal görmeniz gerekirdi.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
        0:00 / 0:00

        Sadece bilgiden ve doğrudan taraf olduğumuz zaman.

        Diğer Yazılar