04 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
18 Ekim 2016 Salı, 08:25:55 Güncelleme:08:26:47

G.Saray, F.Bahçe’yi Kadıköy’de yenebilir

 

“Bence bu yılın asıl önemli meselesi; Galatasaray, bu yıl Saracoğlu’nda kazanamama durumuna son verebilir gibi görünüyor. Eğer Fenerbahçe böyle giderse Galatasaray bu yıl Fenerbahçe’yi Saracoğlu’nda yenebilir.”

Fenerbahçe’nin bu kayıplarının ardından lig artık Galatasaray ve Beşiktaş arasında mı olur?

- Başakşehir’i takımdan saymıyor musunuz? Tabii görüntü öyle. Galatasaray ve Beşiktaş daha uzun soluklu olarak ligi götürebilirler gibi duruyor. Bence bu yılın asıl önemli meselesi; Galatasaray bu yıl Saracoğlu’nda kazanamama durumuna son verebilir gibi görünüyor. Eğer Fenerbahçe böyle giderse Galatasaray bu yıl Fenerbahçe’yi Saracoğlu’nda yenebilir.

MUSLERA HAKSIZ REKABETE NEDEN OLUYOR

Galatasaray, G.Birliği maçında yine Muslera’nın ikinci yarıdaki oyunu sayesinde 3 puanı aldı. Nasıl yorumlarsınız bu durumu?

- Yahu bu soruya illet oluyorum: Muslera almış! Peki, Muslera başka takımın kalecisi mi? Ama haklısınız Muslera, haksız rekabete neden oluyor. Çok iyi bir performans sergiliyor ve kem gözler nazar değdirecek diye korkuyorum çocuğa. Ama Galatasaray, ilk yarıyı 3-0 önde bitirebilirdi. Öyle bir ilk yarı oynadı. Sonra ikinci yarıda genelde olduğu gibi durdu. Beşiktaş maçında aynı filmi gördük. Bu hafta da Gençlerbirliği karşısında öldük öldük dirildik. Dediğiniz gibi Muslera kurtardı 3 puanı.

 

RİEKERİNK BEY HAMLE GELİŞTİREMİYOR

Galatasaray, niye ikinci yarılarda iyi oynayamıyor?

- Bazen ilk yarı yok, bazen 2. yarı yok ama sonuç olarak genelde tek devre oynuyor Galatasaray. Ben size söyleyeyim niye 2. yarı olmadığını: Riekerink Bey’den ötürü yok. Galatasaray, ilk yarı iyi oynuyor. Rakip teknik adam 2. yarı tedbirler alarak ve oyunu farklı hale getirerek önlem alıyor. Riekerink Bey buna yanıt veremiyor. Çünkü asıl olarak teknik direktör değil. Oyunu değiştiremiyor. Oyuncu değişikliklerinde veya oyuncu pozisyonu değişikliklerinde geç kalıyor, bazen hiç yapamıyor. Rakibin hamlesine karşı hamle geliştiremiyor Riekerink.

 

CANER-GÖKHAN VARMIŞ GİBİ OYNUYOR

Ne olacak bu Fenerbahçe’nin hali? Bu sefer kriz büyük, taraftar tam bir infial içinde. Siz ne diyeceksiniz?

- Fenerbahçe’nin halinde bir şey yok. Gayet iyi gidiyorlar. Basketbolda bu yıl yine Euroleague şampiyonluğunu kovalayacaklar. Muhtemelen yine final oynarlar. Belki şampiyon olurlar. Atletizmde gayet iyiler. Yüzme, kürek gibi branşlarda başarılılar. Basketbol maçlarını kapalı gişe oynuyorlar. Üstelik de çok kaliteli taraftar kitlesinin önünde. Gerçekten Fenerbahçe’nin müthiş bir basketbol izleyici kitlesi oluştu. Taraftar niye infial içinde anlamakta zorlanıyorum.

Futboldaki durumdan söz ediyoruz. İnfial futbola, futboldaki sonuçlara...

- Futbolunun nesi var ki! Şu anda liderin 8 puan gerisindeler galiba. Bu kapanmayacak bir fark değil. Tabii takımın hali bu farkın kapanacağına dair bir ışık vermiyor ama sonuçta Fenerbahçe taraftarının tepki göstermekte haklı olduğunu düşünmüyorum. Çok güzel bir laftır; her toplum hak ettiği şekilde yönetilir diye. Fenerbahçe de futbolda hak ettiği şekilde yönetiliyor...

EMENİKE FUTBOLCU FALAN DEĞİL!

Takım için ne diyeceksiniz? Aslında maçı rahat alabilirlerdi. Nerede hata yaptılar?

- İlk 20 dakika dışında öyle rahat alacakları bir maç yoktu ortada. İlk 20 dakikada maçı 3-0’a getirebilirlerdi ama gelmedi. Sonra da krize girdiler. Orta sahanın önünde bir etkinlikleri var ama bunu rakip ceza alanı içinde taşıyamıyorlar. Emenike, futbolcu falan değil. Van Persie ön libero gibi oynatılıyor. Şimdi sorarım size; Caner ve Gökhan sudan sebeplerle bu kulüpten gönderildi. Yerleri dolu mu? Değil. Ama bu iki oyuncu olmadığı halde varmış gibi oynamak istiyorlar fakat olmuyor. Olmaz da. Volkan Şen bir şeyler yaparmış gibi görünüyor ama sonuçsuz. Alper Potuk, TFF 1. Lig düzeyinde. Hoca pes etmiş gibi davranıyor. Vallahi Mehmet Topal ve Souza dışında Fenerbahçe’de ne yaptığını bilen adam yok. Fenerbahçe hatayı sezon başlamadan takım kurarken yaptı.

TARAFTAR, YÖNETİMDEN DAHA SAĞLIKLI BİR BAKIŞA SAHİP

Bunu biraz açar mısınız?

- Açayım da ben açınca F.Bahçeliler çok kızıyor. O yüzden usturuplu şekilde açayım. Mesele bugünün meselesi değil. 15 yıl önceye gidelim. Mustafa Denizli, F.Bahçe’nin başında şampiyon oldu. Başkan Yıldırım ne dedi? “O mu şampiyon yaptı, ben yaptım” Hooop, Mustafa’yı yolladı. Sonra aynısı Zico’ya oldu. Zico, bu takımı Avrupa’da çeyrek finale taşıdı. Ne oldu? Hemen cezalandırıldı ve yollandı. Sonra aynısı Aykut Kocaman’a, sonra Ersun Yanal’a... F.Bahçe taraftarı ne yaptı, bir tepki mi gösterdi? Hayır. Ardından şike mevzusu ortaya atıldı. Taraftar, Aziz Yıldırım’ın etrafında kenetlendi ama F.Bahçe için kenetlendi, Aziz Yıldırım için değil. Ama o arada bir şeyi unuttular. Aziz Yıldırım’a hesap sormayı. “Sen Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birinin adına leke sürecek davranışlar içine nasıl girersin kardeşim!” demediler. Taraftar sayesinde Aziz Yıldırım şike meselesinden sıyrıldı ve taraftarın F.Bahçe’ye verdiği desteği, kendisine verilmiş bir destek zannetti. İyi F.Bahçelileri, kulübe hizmet vermesi muhtemel tüm F.Bahçelileri kulüpten uzaklaştırdı, küstürdü veya attı. Sonunda da iş bu hale geldi. F.Bahçe, Aziz Yıldırım’ın oyuncağı oldu. Bazıları, Aziz Yıldırım’ın yönetim anlayışını bir siyasi lidere benzetiyorlar. Bence değil. Söz konusu siyasi lider partisinden güçlü ve partisinden daha önemli. Ama Aziz Yıldırım kulübünden güçlü veya önemli değil. F.Bahçe’nin taraftarı, bugün yönetiminden daha yukarıda ve daha sağlıklı bir bakışa sahip. F.Bahçe tabana yayılıp, müthiş taraftar potansiyelini kulübe yansıtıp başarılı olabilecek tek kulüp.

YILDIRIM SORUNUN EN BÜYÜK KAYNAĞI GİBİ DURUYOR

Sizce Aziz Yıldırım’ın gitmesi çözüm mü?

- Aziz Yıldırım sorunun en büyük kaynağı gibi duruyor. Ama bir yandan da Aziz Bey’in söylediklerine bakınca çok olgun ve çok bilgili bir spor yöneticisi var ortada. Ancak bu olgunluğu ve bilgi birikimini ne yazık ki, yönetim anlayışına yansıtamıyor. Söylediği pek çok meselede çok doğru teşhisleri var ama kendi hastasını tedavi edemiyor. Gitmesi çözüm mü? Bence çözüm gibi duruyor. Çünkü bünyesi çok sağlam ve aslında sağlıklı bir hasta var ama doktor başarısız.

ADVOCAAT DOĞRU SÖYLÜYOR

Advocaat maçtan sonra “Daha iyisini bulabilirlerse getirsinler” dedi. Ne diyorsunuz?

- Doğru diyor. Getirsinler ama fark etmez. Kim gelse bu olur. Belki Lucescu hariç.

 

GALATASARAY VE BEŞİKTAŞ’IN HAKEMLERİ REZİLDİ

Beşiktaş için hakem hataları çok konuşuluyor. Örneğin; son maçta Atiba atılmadı, korunuyorlar mı?

- Hakemler yine dökülmeye başladı. Haftanın en kötü iki hakemi Beşiktaş ve Galatasaray maçlarındaydı. Cüneyt Çakır, rezil bir yönetim gösterdi. Gösterdiği kartlar utanç vesikası gibi. Kararları da öyle... O çocuk Türkiye’de maç yönetmesin. İçeride bu işi beceremiyor. Beşiktaş maçının hakemi de öyle ki o vatandaş zaten hakem olmamalı. Her işi yapan hakemlik yapamaz gibi duruyor. Bana göre Beşiktaş’ın penaltısını vermedi en başta. Gerçi hakem hocamız penaltı değil demiş ama bence penaltı. Sonra da Atiba’yı atamadı. Ama çok kızmıyorum. Diğer ligleri de izliyoruz televizyonlarda. Orada da hakemler genelde çok hata yapıyor. Galiba futbolun hızı hakemleri aştı.

 

G.SARAYLILAR, YÖNETİMLERİNİN PLANLARINA DESTEK VERMELİ

Bu hafta Galatasaray’ın genel kurulu var ve Riva ile Florya’nın geleceği belli olacak. Bu arada siz de Divan’da bir konuşma yaptınız Başkan ile de öpüşüp koklaştınız. Biz bu Galatasaray’ı anlamıyoruz doğrusu. Birbirinize her şeyi söylüyor, sonra öpüşüp koklaşıyorsunuz?

- Anlamazsınız. Kardeşim biz Başkan’la aynı kulübün üyesiyiz. Aynı kulübün iyiliğini istiyoruz. Aynı idealin etrafında birleşmişiz. Benim onun yöntemlerini beğenmemem veya yanlış bulmam, onunla düşman olmamı gerektirmez. En önemli noktada zaten biriz. Galatasaraylıyız.

Evet, Divan’da konuştum ve bir şeyler söyledim. Anladım ki, Türk spor basını rezil bir basın. 30 dakika konuştum. Başkan’ın bile çıkıp “Fatih doğru söylüyor” dediği hususlara dikkat çektim, spor basının bazı üyeleri bu konuşmada “Fatih Altaylı ‘genelev’ dedi. Divan karıştı” diye başlık attılar. Anladığım kadarıyla bu arkadaşların aklı genelevde niyeyse.

Divan falan da karışmadı. Herkes tebessüm etti, o kadar. Ben Mecidiyeköy’de yapılan binanın otel olmasının doğru olmayacağını, en azından bunun kararını Başkan’ın değil bu konuda profesyonel kişilerin vermesi gerektiğini söyleyip “Bir ‘best use’ analizi yaptıralım. En iyi karlısı otel mi, iş hanı mı, rezidans mı, yoksa genelev mi yapmak, onu belirlesinler” dedim. Sizin meslektaşlarınız buradan genelevi anlamışlar.

Florya ve Riva’ya gelince... Yönetimin bununla ilgili bir planı var ise Galatasaraylılar yönetimlerinin planlarına destek vermelidir ama aynı zamanda bu planların gerçekçi olup olmadığını, nasıl daha iyi olabileceğini de denetlemeli, akıl vermelidir. Ben Divan’da Florya ve Riva’yı ayrı ayrı satmamak gerektiğini söyledim. Eğer ille ayrılacaksa öncelikle satılması gerekenin Riva değil Florya olduğunu, Florya’nın çok daha hızlı biçimde nakde dönebileceğini anlattım. Başkan’ın buralardan elde edilmesi muhtemel uzun vadeli gelirin, kısa vadeli olarak kulübün kasasına nasıl nakit olarak gireceğini açıklamasını istedim. O da bu konudaki görüşlerini anlattı. Ben bu yöntemin çok doğru olduğunu düşünmüyorum.

BANA GÖRE ÇÖZÜM GYO

Nasıl olmalı sizce?

- Çok açık. Ben bunu 2001’den beri söylüyorum: Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı... Galatasaray tüm gayrimenkullerini bir GYO çatısı altında toplamalı. Ve Emlak Konut ile mi, başkası ile mi, kiminle anlaşılacaksa bu GYO anlaşmalı. Bu, Galatasaray’a hem vergi avantajı sağlayacaktır hem de uzun vadeli gelirin kısa vadede nakit olarak Galatasaray’a dönmesine imkan verecektir. Detayını burada anlatmayayım. Burası ekonomi sayfası değil.

 

YILDIRIM DEMİRÖREN SORUN ÇÖZMÜYOR

Gelelim federasyona. Başkan Yıldırım Demirören sonunda çıkıp konuştu. Faturayı da Arda’ya ve biraz da medyaya kesti. Ne diyeceksiniz?

- Tam Demirören’den beklediğim tarzda bir konuşmaydı. Çıkmak için seçtiği kanal, seçtiği program bile zaten belli ediyordu niyetini. Kardeşim suçlu Arda veya başkası. Ne fark eder? Ceremeyi Türk futbolu ve Türk halkı çekiyor. Sen Federasyon Başkanı olarak tüm bu sorunları çözmek için oradasın. Suçluyu belirlemek için değil ki! Bu meseleyi bir şekilde sen çözeceksin. Getirdiğin hocayı da harcamayacaksın elbette ama en iyi futbolcularından da milli takımı mahrum bırakmayacaksın. Biz sana kim haklı kim haksız demiyoruz ki, bu sorunu çöz diyoruz. Kimine göre Arda ve futbolcular haksızdır, kimine göre Terim. Nereden baktığına göre değişir. Sonuçta zarar gören millet ve milletin takımı. Sen de Federasyon Başkanı olarak bunu çözmekle görevlisin. Kırıp dökmekle değil.

 

TERİM, TFF BAŞKANI’NIN ÜZERİNDE BİR İSİM

Fatih Terim’e de yazık olmuyor mu tartışmaların ortasında?

- Milli takıma ve herkese yazık oluyor ama en az yazık olan Terim. Sonuçta milyonlarca Euro para alıyor. Senede üç beş maç oynatmak için. İkincisi zaten Terim, kendisi o koltuğa oturmak istedi ve o büyük unvanı kendine aldı: Türkiye Futbol Direktörü. Yani Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nın bile üzerinde bir isim. Federasyon Başkanı bile ona bağlıymış gibi bir unvan aslında. Dahası hepimiz biliyoruz ki, milli takımın başına hoca aranırken Terim Galatasaray’da görevliydi ve milli takımın başına Mustafa Denizli getirilecekti. Terim bunu duyunca bu göreve hazır olduğunu ilgili makamlara iletti ve görevi kaptı.

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 20 Ekim 2016 Perşembe 13:43
    yeneriz inşallah. son kale düşmeli artık.
  • Misafir 20 Ekim 2016 Perşembe 12:00
    sanki geçen yıl da böyle bir hayal içinde sonu sükut olan bir yazınızı daha okumuştum.siz anladınız onu.
  • Misafir 20 Ekim 2016 Perşembe 10:43
    volkan galatasaray maçlarında yıldızlaşıyor. yenebilmemiz için kötü gününde olması gerek.
  • Misafir 20 Ekim 2016 Perşembe 09:47
    seyırcı o macta size paf takımla cıksak gene galibiyet bırakmaz:)
  • Misafir 20 Ekim 2016 Perşembe 00:11
    hahahaha siz anca rüyanızda görürsünüz
  • Misafir 19 Ekim 2016 Çarşamba 17:28
    ac tavuk kendını bugday ambarında sanırmış
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Pazar 7 MPH
Kısmen Güneşli