ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
12 Ağustos 2017 Cumartesi, 06:49:15 Güncelleme:07:08:42

Yamuklar

 

Bazı okurlar mail atıp soruyor: “Fatih Bey, nasıl bir sinir sisteminiz var ki, bu kadar aşağılık saldırılar karşısında dimdik duruyorsunuz?”

Bunun sinir sistemiyle alakası yok değerli okurlar. 

Bunun “doğru olmakla” ilgisi var.

Siz doğru iseniz eğer “yamuklar” dönüp dolaşıyor çevrenizde. Bazen sizin doğrunuza çarpıyorlar ama yamuk oldukları için yine uzaklaşıyorlar.

Mesela bana saldıran kripto FETÖ’cüler.

Yakın geçmişte açık açık FETÖ savunuculuğu ve FETÖ yalayıcılığı yaparken, biz bakın neler yazıyorduk.

Mesela TSK’ya karşı kurulan “kumpas”ın önemli ayaklarından biri olan ve Kozmik Oda’ya FETÖ’yü sokmak için uydurulan “Arınç’a suikast” yalanında bakın ne yazmışım.

Aşağıda tırnak içindeki yazı, 2009 yılında Habertürk’te yayımlandı:

“Bülent Arınç’ın oturduğu sitenin önünde yakalanan iki subayı ve ardından ortaya atılan ‘Arınç’a suikast girişimi’ iddialarını hepiniz biliyorsunuz.

Benim anlatacaklarım ise o gece ‘aslında ne olduğu’ ile ilgili. O gece Genelkurmay Özel Kuvvetler’i arayan bir kişi, ‘Genelkurmay’ın askeri bilgilerini sızdıran üst düzey subay, şu anda Bülent Arınç’ın evinde, AKP’lilerle buluştu’ istihbaratını verir.

Bunun üzerine o iki subay, Arınç’ın evini gözetlemek ve ‘köstebek subayı’ belirlemek üzere Arınç’ın evinin bulunduğu sitenin önüne giderler.

Aynı anda, numarası ve yeri daha sonra tespit edilen ankesörlü bir telefondan Ankara Emniyeti aranır ve kimliği meçhul bir kişi, ‘İki subay şu anda Bülent Arınç’ın evinin önünde Arınç’a suikast yapmak üzere’ ihbarında bulunur.

Alarma geçen polis, güvenlik önlemlerinin zaten yoğun olduğu bölgede hemen operasyon düzenler ve içinde iki askerin bulunduğu otomobil yakalanır.

Bu arada olay yerinin hemen yakınında bulunan bir başka otomobil vardır, ancak operasyon sırasında bu otomobil kaçar ve yakalanamaz.

Kaynağım, ‘Ortada ne bir suikast var ne de başka bir şey. Zaten savcılık da bu görüşte. Yakalanan subayların ne üzerlerinde, ne otomobillerinde, ne de evlerinde bir suç unsuruna rastlandı. Kâğıtta adres olduğu doğru ama amaç köstebek yakalamaktı’ diyor.”

Açık bir düzmece olduğu ortaya çıkan bu sözde suikast girişiminin ne olduğunu o zaman, 2009 yılında, Kozmik Oda’ya henüz girilmeden yazmışım.

Ben bunları yazarken, şimdi “sözde” FETÖ karşıtıymış gibi yapanlar veya şu anda kaçak olanlar TSK’ya ve bana saldırıyor, FETÖ’nün Silahlı Kuvvetler’i ele geçirme operasyonuna destek veriyorlardı.

Bizim o gün “doğru” olduğumuz 7 sene sonra ortaya çıktı.

Kimlerin “yamuk” olduğu ve hep yamuk kalacağı zaten ortada...

********************

SORUN BAŞLAMASINDA

Bugünlerde gazetelerde yine yazar hareketliliği var.

Hürriyet Akif Beki’yle, Cumhuriyet ise Nuray Mert’le yollarını ayırmış.

Akif Beki’nin son dönem yazıları ilgimi çekiyordu. Gitmesine üzüldüm.

Zannederim, Davutoğlu’cu gibi görünmesi sorun oldu.

Cumhuriyet’te ise Nuray Mert’le yollar ayrılmış.

Yazdıklarıyla ilgili bir fikrim yok; çünkü kendisini epeydir okumuyordum.

Bildiğim tek şey, gazetesinin diğer yazarlarıyla arasının hoş olmadığı.

Bazıları Nuray Mert’in Cumhuriyet’teki yazılarına son verilmesi için “Yazar ve yöneticileri cezaevinde olan ve basın özgürlüğü isteyen bir gazete nasıl olur da yazarın işine fikirleri nedeniyle son verir?” diye saçmalıyor.

Bunu söyleyenler tamamen kafayı yemiş olmalı.

Basın özgürlüğü başka bir şeydir, ideoloji başka bir şeydir.

Merkeze yerleş- miş gazeteler bu noktada biraz daha geniş bir yelpazeye sahip olsalar da ideolojik gazeteler kendi fikirleriyle uyuşmayan yazarları elbette içlerinde tutmazlar.

Yeni Çağ Gazetesi’nde “Kürtçü” bir yazar, Akit’te “seküler” veya “ateizmi savunan” bir yazar olmaması, basın özgürlüğü açısından sakıncalı bir durum yaratmaz.

Basın özgürlüğü için sorun olan, iktidarların veya güç odaklarının kendileri gibi düşünmeyen gazetelerin ve gazetecilerin varlığını engelleme çabası içine girmesidir.

Cumhuriyet Gazetesi için sorgulanması gereken, Nuray Mert’in yazılarına niye son verdiği değil, niye Nuray Mert’e yazı yazmaya başlattığıdır.

********************

ÖZÜR ÖZÜR ÜZERİNE

İki gün önce vergi şampiyonu olup da adını gizleyen şirketin BOTAŞ olduğunu ortaya çıkaran ekonomi sayfası- nın Habertürk Ekonomi olduğunu, haberi veren başka gazetenin bu haberi Habertürk’ün taşra sayfalarında görüp haber yaptığını düşündüğümü yazdım. 

Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi Müdürü, meslektaşımız Sefer Levent, dün bir yazı kaleme almış ve “Biz o haberi Habertürk’te görmedik. Biz de aynı haberi kendimiz bulup çıkardık. Tüm baskılarımızda haber yer alıyor. Fatih Altaylı bizden özür dilesin” demiş.

Ne demek Sefer’ciğim.

Öyle diyorsan, öyledir; ben senden ve tüm Hürriyet Ekonomi Servisi’nden özür dilerim.

Benim o haberi Habertürk’ün ekonomi sayfalarında görüp aldığınızı zannetmemin nedeni ise haberi veriş biçiminizdi.

Fazla bir detay vermeden, haberi iyice işlemeden vermiş olmanız, bende haberi alelacele Habertürk’ten alıp baskıya yetişsin diye hızla sayfaya koyduğunuz izlenimi uyandırdığı için “Bizden almışlar” dedim.

Gerçekten özür diliyorum.

Ama siz de bu kadar iyi bir haberi bu kadar kötü işleyip Hürriyet okuruna haksızlık ettiğiniz için okurlardan bir özür dileseniz iyi olur bence.

********************

SIRA GELDİ AKYAKA’YA

Gazetelerinimizin “life style” yazarları olarak anılan “grup”, memlekette nefes alınacak bir yer bırakmamakta kararlılar.

Genelde birlikte yaşayan ve birlikte gezen bir “teşkilat” izlenimi veren bu “layfstayl”cılar bir yeri keşfettikleri andan itibaren, keşfettiklerini zannettikleri yeri murdar ediyorlar.

Önce ölçüsüz bir övgü, muazzam bir yere göğe koyamama, abartılı bir güzellik anlatma başlıyor.

Hepsi birden peş peşe aynı yeri yazıyor.

Bunun üzerine, bunları takip ederek “stayl” sahibi olacağını zanneden bir grup “parvönü” o yere akın edip “Ben de oradaydım” demek istiyor.

Bu muazzam bir para harcama becerisi, ama sıfır para harcama görgüsü olan bu tipler oraya akın edince hemen bölgedeki fiyatlar artıyor.

Birkaç kendince önemli marka orada lokanta, otel motel açıyor.

Geceliği 100-150 lira olan, tertemiz minik pansiyonvari oteller, bir yıl içinde “butik otel”e dönüşüp fiyatlarını bin liraya çıkarıyor.

Sokaklar görgüsüzlerle ve sanatçı olduğu iddia edilen tipler ve bohem burjuva özentileriyle dolup taşmaya başlıyor.

Para var diye mafya ve it kopuk da bölgeye akın ediyor.

Bir yıla kalmadan bir zamanların nezih, sakin, bakir ve güzel yerinde, silahlar patlamaya başlıyor. İnsanlar vuruluyor, ölüyor. Bodrum böyle bitirildi. Çeşme böyle bitirildi. Alaçatı böyle bitirildi. Şimdi sıra gelmiş Akyaka’ya.

Akyakalılara bir tavsiyem var.

Şu “layfstayl” yazarlarını beldenize sokmayın. Onlar girerse bir süre sonra siz çıkarsınız.

******************** 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Fransızların St. Tropez marinasını niye büyütmediklerini anladığımız zaman.

 

 

 

 

HAVA DURUMU
Cumartesi13 MPH30°
Az Bulutlu