Fatih Altaylı

Fatih Altaylı

[javascript protected email address]

Döndüm merak etmeyin

08 Mart 2011 Salı, 06:15:29Güncelleme: 06:15:29

BİRKAÇ gün “kafa izni” yapayım dedim.
Yaptığıma, yapacağıma pişman oldum.
Hemen komplo teorileri başlamış.
Hürriyet 5 yazarına yazdırmıyor ya, “Sana da mı yazdırmıyorlar artık”, en çok gelen soru ya da eleştiri olmuş.
“Ayrıldı” diyenler, “Kovuldu” diyenler, “Baskılardan bıraktı” diyenler...
Eskiden olsa kızardım da, memleketin durumu ortada olduğu için bir şey de diyemiyorum böyle düşünenlere. “Yok daha neler” demek geliyor içimden ama
“Yok daha neler” bile Türkiye’de olan biteni anlatmakta yetersiz kaldığı için diyemiyorum.
Ama merak etmeyin.
Geçen hafta sonunda Los Angeles’a gittim.
Bu yüzden yazmadım.
Canım da yazmak istemedi doğrusu.
Ama döndüm.
Buradayım. Merak etmeyin.
Üzülenler üzülmesin, sevinenler sevinmesin.

El Fatiha
ERBAKAN Hakk’ın rahmetine kavuştuğu gün buralarda değildim.
Ama hakkında yazılanları, söylenenleri, anlatılanları takip ettim.
Güleyim mi, kızayım mı, nefret mi edeyim bilemedim.
Ama normal buldum.
Sonuçta “Kör ölür badem gözlü olur” bir Japon atasözü değil.
Bize mahsus.
Milletimiz de atalarını haksız çıkaracak kadar saygısız değil ya.
Hakkını veriyor atasözünün. Yazılanlara, söylenenlere bakılırsa, rahmetli meğer ne sevilirmiş, ne kıymetli adammış.
Ama bunu anlamak için ölmesini beklermiş millet.
Adama demediğini bırakmayanlar, 28 Şubat’ta alaşağı etmek için ellerinden geleni yapanlar, adamı beğenmeyip partisini terk edip yeni parti kuranlar, dün alenen sövenler hepsi, tekmili birden “Büyük adamdı”, “Hocamızdı” diye ağlaşıp durdular günlerce.
İşin garibi, cenazesine katılan adam sayısı kadar oy alamayacaktı seçime girseydi.
Madem bu kadar severdiniz de, sağlığında niye bunları söylemediniz adamcağıza da göçüp gitmesini beklediniz.
Haa, şimdi diyeceksiniz ki, “Sen bir şey demedin, bir şey yazmadın. Senin fikrin ne?”
Merak buyurmayınız, söyleyeceğim.
Önce olumlu fikirlerimi yazayım da kısa bir giriş olsun.
Bence Erbakan’ın iki iyi özelliği vardı. Birincisi “milli”ydi, “milliciydi”. Tabii olabildiği kadar. İkincisi “kibar adamdı”.
Asla kabalaşmazdı, seviyesini düşürmezdi. Nükteyle eleştirirdi, hakaretle değil.
Başka. Başkasını bilmiyorum. İyi motorcuydu diyorlar.
Bilemem.
Yaptığı bir motor görmedim. Motor fabrikası temeli attı ama motor yapmadı bildiğim kadarıyla.
Ötesinde bir pozitif düşüncem yok.
Bana göre büyük veballeri vardı.
Mesela Türkiye’de “dini siyasete alet etmenin” ağababalığını yaptı. Sağ siyaset bunu hep yapardı ama Erbakan’dır bunun cılkını çıkaran.
Bugün dinle siyasetin bu kadar iç içe olmasından memnunsanız rahmetle anın Erbakan’ı. Tarikatların siyasete egemen olmasından memnunsanız bir de Fatiha okuyun üzerine. Türban gibi olmayan bir sorunu var hale getiren ve toplumsal uzlaşmayla çözülmesi çok daha kolay olan bir sorunu bugünkü noktaya taşıyan da rahmetli Özal’la birlikte rahmetli Erbakan’dır.
Bu sorun da hoşunuza gidiyorsa üç Kulhuvallah, bir de Elham okuyun.
Promosyonla seçmen avcılığını siyasetin parçası haline getiren de Erbakan’ın motorcu kafasıdır. O da iyiyse, mezarı başında bir de Yasin okuyabilirsiniz.
Yukarıda sorduğum soruların hepsine yanıtınız evet ise o zaman siz en iyisi bir hatim indirtin rahmetlinin ruhuna.
Zaten o hatim sadece onun ruhuna gitmez, Cumhuriyet’in ruhuna da gider.
El Fatiha!

Baykal’a komplo nerede yayınlandı?
DENİZ Baykal’ı CHP Genel Başkanlığı’ndan alaşağı eden “kaset skandalının” bir Ergenekon komplosu olduğu havası yaratılmak isteniyor.
Ergenekon nedir, ne değildir bilmem.
Ama biz “devlet içindeki çetelerle mücadele edilsin” diye meydan meydan dolaşır, ışıkları açıp kapatır, sayfalar dolusu yazılar yazarken, bugün Ergenekoncu avına çıkanlar bizim çetelerle mücadele edilmesi isteğimize “Glu glu dansı” diyenlerin eteği altında dolaşıyorlardı onu bilirim.
Ama toplumsal hafızayı tazelemek açısından bir hatırlatma yapma gereği de duymuyor değilim.
Diyelim ki, yaratılmak istenen hava doğru.
Yani Baykal’ın aşk kasetinin yayınlanması bir Ergenekon komplosu.
Peki bu kaset nerede yayınlandı, onu hatırlayanınız var mı?
Odatv’de mi?
Hayır!
Haberal’ın televizyonunda mı?
Hayır.
Nerede yayınlandı peki?
Bir gazetenin internet sitesinde.
Habervaktim.com adresli sitede.
Bütün Türkiye oradan gördü Deniz Baykal’ın en mahrem anlarını.
Şimdi sorum şu: Bu sitelerin ve gazetelerin de Ergenekon’la bir bağlantısı var mı?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

“İleri” diye “geri vites”e takmadığımız zaman.

Diğer Yazıları

Seçim bitti, Yıldırım gitti

  • Yayın Tarihi: 18/04/14 05:53
  • [javascript protected email address]
FENERBAHÇE Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'a verilen hapis cezası aylar önce Yargıtay tarafından onanmıştı. Ancak karar infaz edilmiyor, Aziz Yıldırım yeniden yakalanarak cezaevine gönderilmiyordu. Herkes "Niye?" diye soruyordu. "Resmi yanıt" şöyleydi: ...
Devamını Oku

Başbakan nelere pişmandır!

  • Yayın Tarihi: 17/04/14 04:34
  • [javascript protected email address]
POLİTİK atmosfere bakınca, Başbakan Erdoğan'ın geçmiş dönemde kendi yaptıklarıyla ilgili hangi konularda pişmanlık duyuyor olabileceğini düşündüm. Cemaat'le ilişkilere gireceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Başbakan'ın burada bir pişmanlığı olduğunu...
Devamını Oku

Antiparalelcilerin evrak-ı metrukesi

  • Yayın Tarihi: 16/04/14 05:49
  • [javascript protected email address]
BUGÜNÜN "antiparalelcileri" dün ne yazmıştı hatırlayalım mı? Yavuz Semerci'yi aradım. "Yahu ne adamsın. Modayken, herkes yanına koşup eteğini öperken Fethullah Gülen'e gitmedin de şimdi adam out olmuşken, hain ilan edilmişken, dokunan yanarken...
Devamını Oku

Bu Anayasa Mahkemesi'nden en çok kim memnun oldu

  • Yayın Tarihi: 15/04/14 06:06
  • [javascript protected email address]
MAŞALLAH dediği 40 gün yaşamayanlar vardır ya, benimki de o hesap. Geçen haftanın son yazısında Anayasa Mahkemesi'nin ABD Yüksek Mahkemesi gibi hareket ettiğini ve özgürlüklere sahip çıkıp genişlettiğini yazdım. Mahkemeyi de övdüm. Yazının...
Devamını Oku

AYM'de Yüksek Mahkeme refleksi

  • Yayın Tarihi: 12/04/14 05:53
  • [javascript protected email address]
ANAYASA Mahkemesi'nin kısaltmasının AYM diye yapılmasının Anayasa Mahkemesi'ne bu kadar farklı bir işlev vereceğini tahmin edemezdim. Bilmem dikkat ediyor musunuz, Anayasa Mahkemesi son dönemde "Amerikan Yüksek Mahkemesi" gibi hareket etmeye, tavır...
Devamını Oku
Tüm Yazıları