Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu ve ekibi farkındamı bilmiyorum ama bölgemiz, eskiden çok da içinde olmadığımız bölgemiz, çok tehlikeli bir tırmanışın, çok tehlikeli bir “çatışmanın” eşiğinde.

        Çatışmanın adı “mezhep çatışması”.

        Açık adıyla ve sanıyla “Şii-Sünni çatışması”.

        Ortadoğu,Arap yarımadası, İran ve hatta Pakistan ve dahi Afganistan uzun sürecek bir Sünni-Şii çatışmasına doğru gidiyor.

        Şimdiye kadar kendi içinde çok da köklü bir çatışma yaşamayan Müslüman halklar,Avrupa’daki benzeri yüzyıllar sürmüş bir mezhep kavgasının eşiğinde.

        Çoktandır çeşitli noktalardan ateşlenmeye çalışılan fitil bu kez Irak’tan “sağlam bir şekilde” yakılıyor.

        Maliki’nin Sünni karşıtı politikalarıyla Irak’ta köklü bir gerilimin temeli atıldı.

        Kuzey’de Kürtler, Güney’de Şiiler doğal kaynakların sahibi olurken, Iraklı Sünni Araplar ezilip ortadan kaldırılmak isteniyor.

        Bu durum Sünni Arap dünyasında, başta Suudi Arabistan’da ve Körfez ülkelerinde büyük tedirginlik yaratıyor.

        Bu ülkelerin politik hedeflerinde değişiklik olması çok yakın görünüyor ve bu değişiklik Türkiye’yi doğrudan etkileyecek yönde.

        Petrol zengini Arap ülkeleri, Irak’ta Şiilere karşı Sünni işbirliğini güçlendirmek için Kürt kartını oynamaya ve Kürtlere destek olmaya hazırlanıyorlar.

        Ancak İran destekli Şii hareketleri de boş durmuyor.

        Kuveyt’te yönetimde etkili olmak isteyen Şii azınlığın talepleri yükselmeye başladı bile.

        Yemen’de de benzeri bir durum söz konusu. Şiilerin sesi giderek yükselmeye başladı.

        İran ileArap ülkelerin yönetimleri arasında gerilim artıyor.

        İran,Arap yarımadasında Şii kartını oynarken, Sünni sermaye de İran’daki “sessiz” Sünni grupların sesini yükseltmesi için çalışıyor.

        Oyun Pakistan’a ve hatta Afganistan’a kayıyor.

        Sünni Taliban’ınABD kontrolündeki Katar’da temsilcilik açması bile başlı başına bir işaret. İslamdünyası çok ciddi bir çatışmaya doğru gidiyor.

        Farkında olan varmı bilmiyorum!

        ***

        Fenerbahçe mağdur edilirken Erkiner neredeydi?

        GALATASARAYLI CAS üyesi Kısmet Erkiner konuştu.

        Fenerbahçe'nin savaş açtığı Fenerbahçeli Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar istifa etti.

        Aydınlar, Erkiner'in söz ettiği gerçekleri bilmediğini söyledi ve istifa gerekçesini buna dayandırdı.

        Erkiner'i herhalde 30 yıldır tanırım.

        Ticaretle uğraşırdı.

        Sonra Galatasaray'ın hukuk ekibinin başına geçti.

        Sonrasında CAS'a kadar yükseldi.

        Galatasaray ile iş ilişkisinin sona erdiği dönem, benim 2. Başkanlık dönemimdir.

        Bu ayrı mevzu.

        Asıl yazmak istediğim bu değil.

        Ben, Mehmet Ali Aydınlar'ın istifa gerekçesini "inandırıcı" bulmuyorum.

        Daha doğrusu Aydınlar'ın "Yeni öğrendim" demesini.

        Çünkü Kısmet Erkiner'in açıkladığı konu, UEFA'nın CAS'a yolladığı savunma.

        Aylardır tartıştığımız ve Fenerbahçe'nin kıyamet koparmasına neden olan Pierre Cornu raporu bu savunma içinde yer alan bir unsur.

        Daha doğrusu savunmanın eki.

        Mehmet Ali Aydınlar ise bu rapordan, daha doğrusu UEFA'nın savunmasından haberdar olmadığı için

        istifa ettiğini söylüyor. Ve ekliyor: "Dün akşam bir haber kanalında, CAS hâkimi Sayın Kısmet Erkiner'in açıklamalarını hayretler içerisinde izledim. Derhal bu açıklamaların doğruluğunu araştırdım ve ilgili raporun maalesef federasyonumuza 6 Eylül ve 3 Kasım tarihlerinde ulaştığını bugün öğrendim. Böylece Sayın Erkiner'in ifadelerinin doğruluğunu tespit etmiş oldum. Kendisine uyarıları nedeniyle teşekkür ederim."

        Bana göre bu doğru değil.

        Çünkü Mehmet Ali Aydınlar, bu rapordan 18 Kasım itibarıyla haberdar olduğunu, Telegol programında kendi ağzıyla Fenerbahçe avukatı Emin Özkurt'a açıklıyor. Ortada oldukça garip ve anlaşılmaz bir durum var.

        Bana öyle geliyor ki, Kısmet Erkiner bir ip uzattı ve bu ipe tutunan Mehmet Ali Aydınlar, tehlikeli bölgeden uzaklaştı.

        Benim merak ettiğim, Kısmet Erkiner'in bunları söylemek için neden aylardır beklediği.

        Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden atılırken niye sesini çıkarmadığı ve bunları söylemediği.

        Ve tabii neden şimdi birdenbire bunları söylediği, daha doğru bir tabirle "döküldüğü".

        Neden?

        ***

        İnsan yetiştirmek

        BAŞBAKAN Erdoğan'la anamuhalefet lideri Kılıçdaroğlu arasında bir "yetiştirme" tartışması başladı.

        Kılıçdaroğlu'nun dindarlar-dinsizler ayrımı yaptığını söylemesine Erdoğan, "Benim böyle bir ifadem yok. Dindar bir gençlik yetiştirme var. Sen bizden ateist bir gençlik yetiştirmemizi mi bekliyorsun?" diyor.

        Ben kendi adıma bu konuda şunu söyleyebilirim.

        Hiç kimseden, ne bir Cumhurbaşkanı'ndan, ne bir Başbakan'dan, ne bir Milli Eğitim Bakanı'ndan, ne bir öğretmenden, ne de bir ana-babadan dindar veya ateist bir gençlik yetiştirmesini beklemiyorum.

        Herkesin inancı kendine.

        Herkesin inancı gönlünde.

        Benim beklediğim tek bir şey "insan" yetiştirmeleri. İnsan gibi insanlar.

        İnsanlığın ortak değerlerine katkıda bulunacak insanlar.

        İnsana insan gibi davranacak insanlar.

        Özgür, düşünen, öğrenen insanlar yetiştirmelerini bekliyorum.

        İster dindar olsunlar, ister ateist.

        Onun hesabını biz soracak değiliz.

        Onun hesabını soracak olanın, kimseye verdiği bir vekâlet yok nasılsa.

        ***

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ

        Kapısının önündeki karı küremekten aciz olanın belediyeyi suçlamadığı zaman.

        Diğer Yazılar