Hani İsviçre'nin böyle bir kararı yoktu!
Yaaa, Sayın Dışişleri Bakanı’mız.
Yaaa, Sayın Ahmet Davutoğlu.
Yaaaa!
Kim haklıymış?
Kim doğru söylüyormuş?
Fransa’nın Ermeni soykırımı iddialarına karşı çıkmayı yasaklamak üzere yasa çıkarmaya hazırlandığı günlerdi.
Tam da o günlerde Dışişleri Bakanlığı, büyükelçiler toplantısı düzenlemişti ve bu toplantıya konuşmacı olarak İsviçre Dışişleri Bakanı davet edilmişti.
Ben de bir yazı kaleme aldım.
Dedim ki: “Fransa’dan büyükelçimizi çektik.
8 maddelik eylem planını uygulamaya koyduk.
Niye?
Fransa daha önce kabul ettiği ‘Türkler, Ermenilere soykırım yapmıştır’ önkabulünün reddine bir de ceza koydu diye.
Fransa daha bu süreci tamamlamadı.
Ceza, yasa haline gelmedi.
Önünde bir süreç var. Belki de tamamlanmayacak bir süreç.
Ama bu süreci tamamlamış bir ülke var.
Adı İsviçre o ülkenin.
Onlar bunu Fransa’dan yıllar önce kabul ettiler, yasalaştırdılar.
Hatta bu yasayı protesto için İsviçre’ye gidip ‘Türkler soykırım yapmamıştır’ diyen Doğu Perinçek ve arkadaşları İsviçre’de yargılanıyor.
Peki Fransa’ya ‘sert tepki’ gösteren Türkiye ne yapıyor İsviçre’ye?
Söyleyeyim ne yaptığını.
Bu kararı alan ve yıllardır uygulayan İsviçre’nin Dışişleri Bakanı’nı Türkiye’ye davet ediyor.
Dışişleri Bakanlığı’mızın organize ettiği ‘Büyükelçiler Konferansı'nda ‘şeref konuğu’ ve ‘konuşmacısı’ olarak.
Yahu Fransa’nın yaptığından beş beterini yapmadı mı bu İsviçre.
Madem İsviçre’yi baştacı ediyoruz, Fransa’ya niye kızıyoruz?
Yoksa bütün bunlar tezgâh mı?
İki yıl sonra da Sarkozy’yi mi davet edeceğiz bu gibi toplantılara ‘onur konuğu’ olarak.”
Aynen böyle yazdım.
Dşişleri Bakanı Davutoğlu hemen yanıtladı bu yazımı.
25 Aralık günü büyükelçiler toplantısında dedi ki: “İsviçre hiçbir zaman Fransa gibi bir karar almadı.”
Bir de bunu uzun uzun anlattı.
Ben de güldüm haliyle. Ama sesimi çıkarmadım.
“Hiçbir zaman Fransa gibi bir karar almayan İsviçre” şimdi ne yapıyor biliyor musunuz?
Ermeni soykırımını inkâr ettiği gerekçesiyle Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış hakkında soruşturma başlattı.
“Bakana ne yapacaklar?” demeyin.
Belki bugün bir şey olmaz ama aradan zaman geçer. Bakanlık biter, Egemen Bağış bir gün İsviçre’den geçerken bir bakar ki, tutuklanıvermiş.
Aynen Roman Polanski gibi.
Şimdi Dışişleri Bakanı’mız Ahmet Davutoğlu’na sormak istiyorum.
İsviçre öyle bir karar almadıysa bu soruşturma neyin nesi?
Doğu Perinçek aynı suçtan niye yargılanıyor İsviçre’de?
Stratejik derinlik iyi bir şeydir belki bilmiyorum. Ama o kadar derinde kalınca, suyun üzerinde ayan beyan yüzen gerçekler görülmüyor belli ki!
***
Terim'e dua edin
GALATASARAYLI taraftarlar da, Fenerbahçeli taraftarlar da bizim spor yazarlarına kızıyorlar.
Normaldir.
Gerçekleri yazınca öyle oluyor.
Ama bazıları, "Bize düşmanlık yapıyorsunuz" diyor. Bakın o asla olmaz.
Ne birine, ne diğerine.
Benim olduğum yerde olmaz.
Fenerbahçeliler bunu benim Galatasaraylı olmama bağlıyor.
Galatasaraylılar ise bu yönetime kızmama.
Her ikisi de geçersiz.
Benim için Galatasaray ne kadar önemliyse Fenerbahçe de o kadar önemlidir.
Biri olmadan öbürünün keyfi olmaz çünkü.
Galatasaray yönetimindeki çocuklara gelince.
Evet kızıyorum ama yönetime değil, yönetimdeki bazılarına.
Siz olsanız kızmaz mısınız?
Alın son Gaziantep maçı öncesini.
Ali Dürüst ve Abdurrahim Albayrak takımla beraber Gaziantep'e gitmişler.
Bir grup yönetici, maç günü "özel uçakla" gidiyor.
Yönetici niye maça gider?
Takıma destek olmak, "yönetim yanınızda" duygusu vermek için.
Bunlar öyle yapmıyor.
Takımın yanına bile uğramıyorlar.
Ne Terim'i görüyorlar, ne diğer yöneticileri, ne futbolcuları.
Gazetecileri toplayıp kebap yemeye gidiyorlar.
Maç bitmeden stattan ayrılıp özel uçakla İstanbul'a dönüyorlar.
Tribünde bile ne Ali'yle ne Abdurrahim'le selamlaşıyorlar. Dönüp bakmıyorlar bile.
Fatih Terim düşmanlıkları zaten ayyuka çıkmış vaziyette.
Farkında değiller ki, Terim birkaç ayda takımı toparlayıp lider yapmamış olsa yönetimdeki bu aymazlık, bu bölünmüşlük ayyuka çıkacak, âşık oldukları o koltuklarda oturamayacaklar bile.
Bunu yazınca da oluyoruz Galatasaray düşmanı.
Bakın çocuklar.
Bizden Galatasaray düşmanı falan olmaz, düşman arıyorsanız aynaya bakın.
Ve oturun kalkın Ali Dürüst'ün efendiliğine dikkat edin.
Onun koltuğunda ben olsaydım, şimdi kaçacak delik arardınız?
***
NE ZAMAN ADAM OLURURUZ
Boyumuzdan büyük koltuğa oturmak, komplekslerimizi büyütmediği zaman.