Alkol Yasası ve turizm
ALKOLLÜ içki satış, tanıtım ve reklamlarına "yeni" ek kısıtlamalar getiren yasa tasarısı, içindeki "hatalar" göze çarptığı için alt komisyona indirildi.
Neredeyse yeniden yazılıyor.
Ancak içerden gelen bilgiler bu "yeniden yazımın" yasadaki "garabetleri" ortadan kaldırmaya yetmeyeceği izlenimi uyandırıyor.
"Alkollü içkilerle ilgili reklam yapılamaz"a bir lafım yok.
Aslında var da, yok diyelim.
Ama yasa reklam yasağı dışında öyle genel yasaklar içeriyor ki, uygulamanın nasıl olacağı tam bir muammaya dönüşüyor.
Kanun teklifinde "Alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımı yapılamaz" deniyor.
Haydaaa!
Bu durumda "yemek kültürü" yazarlarının markadan bahsetmeden "rakı veya şarap" demesi imkânsız.
Peki Türkiye'yi tanıtan kitap veya broşürlerde ne olacak?
Oralarda da Türkiye'ye gelen yabancı misafirlere Türkiye'de içilebilecek içkilerden söz etmek, Türk mutfak kültürün o yönünden söz etmek de imkânsız hale gelecek.
Dahası buna her türlü internet sitesi ve haliyle içki üreticisi veya satıcısı firmaların internet siteleri de dahil.
Bırakın onları, içkili bir lokantanın içinde bile alkollü içki broşürü veya görseli bulundurulamayacak.
Bardağı, buz kovası bile yasak.
Restoranların mönülerine alkollü içkileri yazıp yazamayacakları bile şüpheli.
İşgüzar bir yöneticinin "Yazamazsınız kardeşim" demesi halinde "Yazılır" demek mümkün değil.
Tüm alkollü satış yapan ve kısaca "tekel bayii" dediğimiz yerlerin tabelaları indirilecek.
Milyarlarca liralık yatırım.
Ama o da yetmiyor, "Alkollü içkiler görünür yerde olamaz" diyor yasa.
Peki bu bayiler ne yapacak.
Alkollü içkileri yeraltına mı gömecek? Çünkü dışardan bakıldığında içkinin görünmemesi gerekiyor.
Bunun en önemli etkisi turizmde görülecek.
Türk içkilerinin, Türk şaraplarının dünyaya tanıtımından vazgeçtik, Türkiye'ye gelen turiste bile bunları tanıtamayacak, içiremeyeceksiniz.
Çünkü bahsetmeniz yasak.
Adam da bilmediği şeyi içmeyecek.
Bir yandan Türkiye turizm ülkesi olsun istiyoruz; kongreler, toplantılar Türkiye'de düzenlensin istiyoruz.
Diğer yandan da turizmin en önemli unsurlarından birini "gizlemeye" çalışıyoruz.
Söyler misiniz bana bu iş nasıl olacak!
Ben utanıyorum, siz utanmıyor musunuz!
BU yönetimlerle bu kafalarla sporda şiddet nasıl bitecek bir fikri olan var mı?
Galatasaray, Trabzonspor'la oynuyor.
Şampiyon olmuş, en yakın rakibinin 10 puan önünde ligi biterecek, rakibi bile kalmamış, rahat, gerilimsiz bir ortam, bir gün.
Haydaaaa, tribünde bir pankart "2010-2011 Türkiye Ligi şampiyonu Trabzonspor hoşgeldin"
Maksat Fenerbahçe'yle dalga geçmek.
Yeri mi, zamanı mı, gereği var mı?
19 yaşındaki bir gencin ölümünün üzerinden 1 hafta geçmemiş; durduk yerde yeni gerilim.
Kime faydası var!
Kimseye.
Trabzonspor'un "şiddeti" körükleyip duran Başkanı'ndan geliyor cevap üstelik.
"Galatasaray bu işe ne karışıyor" kabilinden bir yanıt.
Yüzde yüz doğru.
Size ne, biz Galatasaraylılara ne?
Galatasaray için yakışıksız hareket, Fenerbahçe'ye can simidi aslında.
Avrupa gitmiş, lig gitmiş, kupa her an gidebilir.
Fenerbahçe'de herkes sallanıyor, Galatasaray'ın terbiyesizliği veya densizliği durduk yerde can simidi oluyor Fenerbahçe'nin başarısız yönetimine.
İş mi bu!
10 puan farkla şampiyonluk zaten yetmiyor mu, bir de "edepsizlik" yapmak gerekiyor.
Şimdi Galatasaraylılar "Ama onlar da bize neler yaptılar" diyecek.
Eee, sonsuza kadar böyle mi sürsün?
Siz yapmayın, onlar da bir daha yapar, iki daha yapar sonunda vazgeçer.
Nereye kadar gidecek böyle?
"Fenerbahçe yapınca yazmıyorsun" diyecekler bana da!
Evet, onlar yapınca yazmıyorum.
Bana ne onlardan.
Ben kendi kulübümün kendine yakışır bir davranış içinde olmasını istiyorum, o yüzden yazıyorum.
Başkasının yaptıkları beni utandırmıyor, ama kendi kulübümün yaptıklarından ben utanıyorum!
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Herkesin kendine yakışanı yaptığını anladığımız zaman.