SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Bu kitaplar dondurmadan bile leziz!

10 Eylül 2016 Cumartesi, 14:46:04 Güncelleme:14:47:33
Gülenay Börekçi

Gülenay Börekçi

Bu hafta ne okusak?

Müge İplikçi yetişkinler için yazdığı kitapların yanı sıra çocuklar için yazdığı “Saklambaç”, “Kömür Karası Çocuk”, “Acayip Bir Deniz Yolculuğu” gibi tatlı mı tatlı hikâyelerle de tanınıyor. “Dondurmam Tılsım”da okurlarını bu kez yeraltı karanlığından güneşli zeytin bahçelerine çıkaran Müge, zeytinliklerin yok edilmesi ve maden kazaları gibi acıtıcı konulardan da bahsediyor elbette ama bunu yaparken umut ve sevgiyi, yaşamı ve dayanışmayı yüceltmeyi unutmuyor. Onunla yeni kitabını konuştuk...
 
Müge, “Dondurmam Tılsım”a başlarken kafanda ne vardı? Zeytinler, madenler, dostluk, dondurma yemenin keyfi... Elbette bunların ötesinde Türkiye’de yaşananlardan kesitler sunmak istedim çocuklara. Güzellikler kadar çirkinliklerin de olduğunu anlatmak arzusundaydım, bir kez daha... Çocuklar, halihazırdaki çelişkilerin farkında zaten ama yine de ben onlara bunu bir kez daha fısıldamaya giriştim. Dahası, dostluğun en değerli maden olduğunu, paylaşmanın tılsımını anlatmaya çalıştım.
 
O halde şunu sorayım; bir külâh dondurma neden şahane bir lezzet ve kusursuz bir buzları eritme aracıdır?
 
Dondurma yerken eğlenmeyen ve mutlu olmayanına rastlamadım! Tasalar kaybolur gider; renklerde kaybolursunuz. Çocukken, yazları, arkadaşlarımla her ikindide dondurma yemeğe giderdik. Ve o ikindi zamanlarını nasıl heyecanla beklerdik! O zamanlar dondurmacılar, arabalarıyla gelir ve o yaz ikindilerini esir alırdı. Çocukluğumun en büyülü zamanlarındandı dondurma sefalarım! 
 
Kitabın çocuklara hayatın sert, can acıtıcı bazı hakikatlerinden de söz ediyor. Onlar için yazarken aydınlık-karanlık dengesi nasıl kurulur, sen bunu yaparken neleri gözetiyorsun? Her zaman umut adına bir şeyler söyleyerek yapmaya çalışıyorum bunu. Dünyada kötülükler var elbette ama aynı zamanda iyilikler de var diyerek... ‘Dünya hâlâ dönebiliyorsa iyi kalpli, vicdanlı insanlar sayesinde dönüyor’ mesajını vermeye çalışıyorum çocuklara.
 
Kitabın karanlık tarafında zeytinliklerin insan eliyle yok edilmesi, maden kazaları gibi konular var... Aydınlık tarafında neler var?
 
Dostluk var, hikâyeler var, hayaller var... İyilik de var elbette. 
 
Dersleri, matematiği, coğrafyayı, tarihi öğrenmek tamam da okuldaki dersler dışında zevk için, dünyayı anlamak için okumaya da ihtiyacı var çocukların. Yaptığını bu açıdan da önemli buluyorum. Çocuklarla ilişkini sorsam...
 
Onlar için kararlılıkla yazmayı sürdürüyorum. Belli bir sorumluluk duyuyorum muhtemelen, çünkü çocukları çok önemsiyorum. Hepsi geleceğin okurları. Bu yaşta edebiyatla buluşurlarsa gelecekte çok farklı bir yaşamları olacak, biraz da bu yüzden yazıyorum. İnancım şu: Edebiyatı gerçekten duyumsayan bir insan kötü olamaz.
 
En sevdiğin çocuk kitapları hangileri?
 
Ben “Mutlu Prens”çiyim. Oscar Wilde ile 9-10 yaşlarında karşılaştım. “Alice Harikalar Diyarında” da beni hep büyülemiştir. “Küçük Kara Balık”, bizim kuşağın kitabıdır zaten; “Bir Şeftali Bin Şeftali” de... 14-15 yaşlarında Çehov, Salinger, hatta Truman Capote’yle karşılaştım. Bir de şiirler var elbette. Fazıl Hüsnü Dağlarca 7-8 yaşındayken karşıma çıktı ve bana şiiri sevdirdi. Bir çırpıda aklıma gelenler böyle.
 
KİTAPTAN
 
“Sanki, zeytinyağının ilk çıkarıldığı zaman duyduğu heyecana benzer bir ışık dolmuştu içine... Sanki, ilk damlanın verdiği heves, o hevese karşı içinden yükselen o ilk sesti bu... Sanki, sert zeytin yaprağına vuran ilk şefkatli sabah ışığı, güneşin hemen ilk kez, ilk meyvenin üstünde dolaşması, ilk buruşma, ilk renk değiştirmeydi bunun adı.”
 
MACERA
 
Japon yazar Sachiko Kashiwaba bizi küçük bir kütüphanede sihirli bir yolculuğa davet ediyor. Okuduğumuz kitaplardaki karakterlerin başlarına daha sonra ne geldiğini hep merak ederiz ya hep, bu kitapta tam tersi oluyor, karakterler okurların peşine düşüyor. Durup duruken kitaplardan çıkıp kütüphaneci Momo’ya koşuyorlar. Merak ettikleri şey, hikâyelerini okuyan çocuklara ne olduğunu öğrenmek, Momo da çaresiz bu obur, vahşi ve haşarı konuklara yardım ediyor. Ama onun da yardıma ihtiyacı var. Kitabı resimleyen kişi, Tokyo metrosunun Fukutoshin ve Shinjuku Sanchome istasyonlarındaki duvara “Alice Harikalar Diyarında” mozaikleri yaparak tanınan Yoko Yamamoto.
 
Bitmemiş Hikâyeler Kütüphanesi Sachiko Kashiwaba Kelime Yayınları
 
FANTASTİK
 
Siz hiç gecenin bir yarısı korsanlar tarafından kaçırılıp Kesin Ölüm’ün Yağlı Sırığı’nda yürümeye zorlandınız mı? Peki ya hiç süt içme yarışında bir dev ayıya meydan okudunuz mu? Ne dediniz, hayır mı? O zaman Mabel Jones’un maceralarını çok heyecan verici, nefes kesici hatta dehşet verici bulabilirsiniz. Will Mabbitt’in 2016 Branford Boase Ödülü finalisti olan kitabı “Mabel Jones’un Akıl Almaz Maceraları”nın konusuna gelince... Hiçbir şeyden korkmadığını iddia eden Mabel Jones mışıl mışıl uyurken ani bir gürültüyle uyanır ve bir anda başka bir mekâna ve zamana paketlenir. Artık bir korsan gemisinde Kaptan Ebenezer Çatlak’ın hizmetindedir ve yeniden insanların arasına dönebilmek için maceradan maceraya koşmak zorundadır.
 
Mabel Jones’un Akıl Almaz Maceraları Will Mabbitt Yapı Kredi Yayınları
 
KORKU
 
Hayaletleri görebilen Kat, en iyi arkadaşı olan hayalet Jac’le Fısıldayan Çamlar Dağ Evi’ne gider ve birlikte çoktan ölmüş bir medyumu ait olduğu yere göndermeyi denerler. Fakat iç karartıcı kara bulutlarla savaşmaktan en iyi arkadaşıyla kavga etmeye kadar birçok talihsiz olay yaşadığı Fısıldayan Çamlar Dağ Evi’ndeki bir haftalık tatil Kat için gerçek bir felaket olur. Bundan sonra yoluna ya yanlış yönlendirilmiş bir ruhla devam edecek ya da en iyi arkadaşıyla karşı karşıya gelecektir. Elizabeth Cody Kimmel, “Hayalet Arkadaşlarım” serisinin yeni kitabında yine mizahla korkuyu harmanlıyor. Fazlasıyla sürükleyici...
 
Hayalet Arkadaşlarım 3: Mutsuz Medyum Elizabeth Cody Kimmel Pegasus Yayınları
 
1658 tarihli ilk çocuk kitabı, üstelik bir megahit
 
Dünyanın ilk çocuk kitabını artık internetten okumak mümkün. Anlatıldığına göre “Orbis Sensualium Pictus” adlı bu kitap 1658’de yayınlanmış. İçindeki 150 resim, sıradan bir çocuğun günlük hayatından kesitler sunuyor. O güne kadar çocuk kitapları hep dilbilgisi ve başka şeyler öğretmek amacıyla kaleme alınırken, bunda çocuğun iyi vakit geçirmesi hedeflenmiş.
 
Bir hocayla çömezi arasındaki diyaloglardan oluşan “Orbis”, “Gel evladım, artık senin de biraz bilgelik edinmenin zamanı geldi” şeklinde gayet antipatik bir cümleyle başlıyor. ‘Çekirge’, yani çocuk soruyor: “Bilgelik ne anlama geliyor efendim?” Hocanın cevabı: “Anlamak, anladığını uygulamak ve gerektiğinde anlatabilmek.”
 
Farkındayım, çook sıkıcı. Ama işte ilk olduğu için önemli. Bir özelliği de Avrupa çocuk yayıncılığının ilk megahiti olması. Anında birçok dile çevrilmiş ve yayınlandığı bütün ülkelerde çok satmış.
 
Gülenay BÖREKÇİ / HT CUMARTESİ /  gborekci@cyh.com.tr
BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN