Gülin Yıldırımkaya

Gülin Yıldırımkaya

[javascript protected email address]

Tomografi zararlı mı?

12 Nisan 2010 Pazartesi, 09:53:31Güncelleme: 09:53:31

İngiltere Sağlık Bakanlığı önceki akşam çok kritik bir karara imza atarak, vücuda yaydığı radyasyon oranı nedeniyle kontrol amaçlı tomografi çektirilmesine yasak getirdi.
Sağlıklı bireylerin her beş yılda bir tomografi çektirmesini öneren doktorların bu tavsiyesi üzerine harekete geçen Bakanlık’ın, tüm vücudu tarayan tomografinin normal bir röntgenden 400 kat daha fazla radyasyon yaydığı, sık tomografi çektirenlerin vücutlarındaki birikmiş radyasyon seviyesinin 2. Dünya Savaşı’nda Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarından kurtulanlarla eş seviyede olduğu belirtildi.

Tetkik amacıyla da başvurulan görüntüleme yöntemi tomografinin yan etkileri bu kadar ciddi mi? Tomografiyi hastanın inisiyatifine bırakmak ve kontrol amaçlı kullanmak ne kadar
doğru? Farklı teşhis yöntemleri ve kanser nedeni olarak suçlanan tomografiyle ilgili söz konunun uzmanlarında...


GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com

 

‘Tomografi çok önemli bir teşhis aracı, yararlanılmalı’

Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ:

İngiltere tomografiyi değil, sağlıklı insanlara tomografi yapılmasını yasaklıyor. İhtiyaç olduğunda tomografi ciddi biçimde yararlanılacak bir araçtır

Bu hususta yanlış bir anlama oluşmasın toplumda. İngiltere, tomografiyi yasaklamıyor. İngiltere, sağlıklı kişilere tüm vücut tomografisi yapılmasıyla ilgili bir takım tedbirler alıyor. Çünkü İngiltere’de yaygınlaşmış bir uygulama vardı: Sağlıklı kişilere check-up yapar gibi tüm vücut tomografisi yapmak gibi. Gerekli halde mutlaka vücut tomografisi yapmak lazım. Böylece hem hekimleri, değerli meslektaşları, uyarmış oluyoruz. Gereksiz yere tomografi çekilmemelidir, çektirilmemelidir. Tomografi çok önemli bir teşhis aracıdır. İhtiyaç olduğunda biz hekimler, kanserden, beyin kanamalarına varıncaya kadar birçok hastalıkta hem de acil bazı durumlarda tomografiden çok ciddi ölçüde yararlanırız, yararlanmamız da gerekir. Her şeyi doğru ölçüde, doğru sayıda yapmak lazım. Yani sağlıklı bir kişinin bir check-up anlamında tüm vücut tomografisi veya vücudunun belirli bir yerine tomografi yaptırması yanlıştır. Bunu yapmaya tevessül edenler varsa da yanlış yapıyorlar. Türkiye’de bu çok yaygın bir işlem değil. Yine de sorgulamaya yol açtığı için iyidir. Biz vatandaş olarak bize önerilen tedavileri sorgulama alışkanlığına pek sahip değiliz. Buna sahip olmalıyız. Bugün son 20 yılda gelişen kanıta dayalı tıp bir eğilim var. Size tomografi gibi önemli bir tetkik önerildiği zaman bunu sorgulayabilmelisiniz. Biz hekimler de bu sorgulamayı tabi karşılamalıyız. Her iki kültürün de bu yönü gelişmeli. Mesela sezaryen konusunda vatandaşlarımız mutlaka sorgulamalı. Size sezaryen öneriliyorsa bunu sorgulamalısınız.

‘Panik yaratmak anlamsız, aspirinin de yan etkisi var‘

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan İBİŞ:

Türkiye’de tomografi filmi çekilmesi kanunen yasak olmasa da tıbbi etik olarak sürekli kullanılması yasak. Zaten bir hekim hemen “Tomografi yapalım” demez. Hastanın ciddi bir şikayeti olduğu zaman hekimler hastadan tomografi isteme ihtiyacı duyarlar. Tomografide radyasyon oranı çok düşük değil elbette, yüksektir. Ancak yeni çıkan tomografi cihazlarıyla radyasyon oranları azalıyor. Tomografide alınan radyasyona “Hiroşima’daki radyasyon gibi” benzetmeler yapmak büyük iddialardır. Bu konuda panik yaratılmamalıdır. Yan etkisiz hiçbir ilaç yoktur. Aspirin içseniz onun da yan etkisi vardır. Ne filmi çekilirse çekilsin yan etkisi olur. Kan alındığında bile travmalar olabilir. Tomografi yararları çok yüksek, hastalıkların erken tanısında önemli rol oynayan bir tekniktir ama gereksiz yere istenmemelidir. Etik kurallar içinde hareket eden hekimler zaten nerede ne isteyeceğini bilirler. Burada suistimal varsa hoş olmaz. Zaten bunları da Sağlık Bakanlığı takip ediyor. Ama tomografiye “Hiroşima”, “Çernobil” gibi isimler koyup, panik yaratmanın da bir anlamı olmadığını düşünüyorum.

***

‘Tomografi çekmek marifet değil, etkisi 20 yıl sonra çıkar’

Tomografi sırasında fazla radyasyon alınıyor, birçok yerde çok gereksiz yere çekiliyor. Radyasyonun kansorejen etkisi vardır, yıllar sonra ortaya çıkar.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Ayfer HAYDAROĞLU:

Tomografi sırasında fazla radyasyon alınıyor. Gerekmedikçe fazla radyasyon alınmaması için film çekilmemesi gerekiyor. Ne zaman çok ihtiyaç varsa o zaman kullanılmalıdır. Bazen hastaların ısrar ettikleri doğrudur. Sanki tomografi çekilirse daha iyi olurmuş gibi geliyor onlara. Ama gereksiz tomografi çekimlerinden kaçınmak lazım. Radyasyonsuz olan radyolojik yöntemler var; MR gibi, ultrason gibi, el muayenesi gibi. Marifet tomografiyle anlamak değil, gerektiğinde çekilecek ama çok da kullanmamak lazım. Mecburen kullanıyoruz ama gerektiği yerde kullanılmalı. Bir takım tedbirler alınması gereklidir. Çünkü ben de birçok yerde çok gereksiz kullanıldığına inanıyorum. Radyasyonun kanserojik etkisi vardır, en az 20 yıl sonra etkisi ortaya çıkar. Ama kesin bir kanser nedeni söyleyemeyiz. Etkenlerle birleşince kanser yapıyor. Kişi sigara da içiyorsa, hava kirliliğiyle yaşıyorsa tomografiyle birleşip kanser ortaya çıkabilir. Olasılığı artırdığı için gerekmedikçe vücuda radyasyon vermemek lazım. Mümkün olduğu kadar radyasyonsuz yöntemlerden yararlanmak lazım. MR ve ultrason daha güvenlidir. Ama herkese MR yapılamıyor. Hastanın kalp pili olabilir belki. Doktorlar bunları bilinçli olarak seçebilir. Hastalar çok ısrar ediyor tomografi konusunda. Çıkan sonuçlar içlerine sinmeyebiliyor. Filmlerle ya da ultrasonlarla takip edilebilecekken sadece tomografi ile takip etmek isteyenler de oluyor hastaları. Bu Çok da radyasyon alınmasına neden oluyor.

‘Tomografiye gereksiz başvuruluyor, yasak kararı çok yerinde’

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Binnur KARAYALÇIN:

Burada bütün espri şu aslında: Tomografinin gereksiz yere yapılmaması. Belirli bir doz zaten alıyorsunuz. Ancak bir hastalık varsa tabii ki onun ayırt edilmesi açısından gerekli durumda kullanmak gerekiyor. Bu konu devamlı olarak, internet üzerinden de girdiğiniz zaman gerek Avrupa’da gerek Amerika’da sürekli tartışılıyor. Yani alınan dozlar aslında hiç de az değil. “Hiç de az değil” derken korkutucu amaçlı değil de gereksiz yere bunu almamak önemlidir. Belirli dozlarda alıyorsunuz. Tekrarlamak gibi durumlarda hastalığın önemi nedeniyle zaten mecbursunuz, yapacaksınız. Kontrol amaçlı tomografi kullanılmasına ben de karşıyım. Kontrol amaçlı diye tomografi kullanılamaz tabii ki.

‘Hiroşima’daki radyasyon, tomografiden alınan radyasyonun 1000 katı’

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp A. B. D. Öğr. Üy. Türkiye Nükleer Tıp Derneği Genel Bşk. Yrd. Prof. Dr. Ömer UĞUR:

SİGARA içip, acaba akciğer kanseri olabilir miyim diye her yıl tomografi çektirmek doğru değil. Bu işlemde ciddi radyasyon alınıyor, ne kadar kullanıldığı çok önemli. Doğadan aldığımız bir radyasyon zaten var, güneş ışınlarından ve radon gazından... Bu doğal radyasyona ek olarak tıbbi görüntüleme cihazlarından gelen radyasyonu en aza indirgemeye çalışıyoruz. Bu cihazların ayarları iyi yapılmazsa hasta gereksiz radyasyona
maruz kalabilir. Hekim eğer gerekçelendirmiyorsa, hasta istese bile tomografi önermemeli. Konu hekimin inisiyatifinde kalmalı, hastasını korumalı, “Gereksiz radyasyon vermeyi reddediyorum” diyebilmeli. Özel sektörde suiistimaller olabilir, gelir amaçlı gereksiz tomografi çeken merkezler olabilir. Tomografinin de, ultrasonun da, MR’ın da gerekçelendirilmesi lazım, buna tıp dilinde endikasyon denir. Radyasyon veren görüntüleme cihazlarını mümkün olduğunca tarama amaçlı kullanmamaya çalışıyoruz. Ama Hiroşima ile denk tutmak çok abartılı bir söylem. Oradaki kişilerin aldığı radyasyon oranı, bombanın atıldığı yere ne kadar uzak olduğuyla ilintili. Bombanın atıldığı yerden 100 km uzaktaysa, aldığı radyasyon oranını tomografiyle belki karşılaştırabiliriz ama 5 km uzağındaki insanın aldığı radyasyon oranı, tomografinin 1000 katıdır, ki o insanlar da kısa
sürede hayatlarını kaybetmişlerdir.

Diğer Yazıları

Spor yapmak kalp krizini tetikler mi?

  • Yayın Tarihi: 06/06/12 15:43
  • [javascript protected email address]
Devamını Oku

Haliç Köprüsü'nde neler oluyor?

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 18:59
  • [javascript protected email address]
Haliç Köprüsü'nde bir ihmal söz konusu mu, diğer köprülerde risk var mı? İstanbul Aydın Ünv. AFAM Başkanı Yard. Doç. Dr. Kubilay Kaptan, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe ve İnşaat Yüksek Mühendisi Altok Kurşun, Bloomberg HT'de...
Devamını Oku

"İmam hatip mezunlarının sınavı iptal edildi!"

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 20:36
  • [javascript protected email address]
Şehir tiyatrolarındaki yönetmelik değişikliği ile başlayan, Başbakan Erdoğan'ın "Tiyatrolar özelleşecek" açıklamasıyla büyüyen tiyatro tartışması Bloomberg HT'de Gülin Yıldırımkaya ile Gündem programında değerlendirildi.Programa tiyatro sanatçıları Can...
Devamını Oku

Adalet Sarayı’nı özel güvenlikçiler koruyabilir mi?

  • Yayın Tarihi: 10/05/12 05:59
  • [javascript protected email address]
SALI günü İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görülen duruşma sonrası tarafların birbirine girmesi ve silahlı saldırı sonucunda 1 kişinin ölmesi 2 kişinin yaralanması "Adalet Sarayı'nda güvenlik zafiyeti mi var?" sorusunu gündeme getirdi. Saldırganlardan...
Devamını Oku

Özel güvenlik güçlerinin halka karşı zor kullanma hakkı var mı?

  • Yayın Tarihi: 06/05/12 06:52
  • [javascript protected email address]
'Özel güvenlik, polis gelene kadar önlem almakla yükümlü' Bilgi Üni., Polis Akademisi ve Güv. Bil. Enst. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder AYTAÇ BURADA çok ince bir çizgi var, özel güvenliğin bu dozdaki müdahalesi doğru mu değil mi noktası tartışmalı. Özel...
Devamını Oku
Tüm Yazıları