Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bilmeyenler için tarif etmem gerekirse, gazetedeki çalışma masamla Gezi Parkı arasında, muhaliflerin üzerine sıkılan biber gazının, gözlerimi yaşartmasına yetecek kadar kısa, kısacık bir mesafe var.

        Dikkatinizi çekti mi bilmem, parkın içinde renkli minik çadırlarında 'ağaçlar' için direnen genç muhalifler ne kadar küçük şeyler istiyorlar.

        'Bizi dünyanın 5 büyük ekonomisi haline sokun' diye yırtınan kimseyi duymadım ben mesela. 'Kaç senedir anlatıp duruyorsunuz, şu yerli otomobili yapın artık' diyen de yoktu. 'Ne olacak şu cari açığın durumu?', 'İhracatımız neden ithalatı bir türlü karşılamıyor?', 'Şu sıcak para miktarı başımıza dert olacak büyüklüğe geldi' de demiyorlardı. Hele 'Enerji sıkıntımız var, şu nükleer işini halledin' diyen bir kişi bile yoktu.

        Mesaj gayet net ve açıktı: 'Ağaçları kesmeyin, parkı park olarak bırakın'

        Bugün 'arabaları' bir kenara bırakıp, hantallaşmış atlardan ve dünyadaki en önemli işi bu atları uyandırıp zinde tutmak olan at sineklerinden bahsedeceğim.

        Atinalılar, Sokrates'i 'şehrin tanrılarına inanmamak, onlarla alay etmek ve gençleri zehirlemekle' suçlayıp, idama mahkûm ettiler.

        Sokrates ise savunmasında 'Eğer ölüme mahkûm edilirse, soylu ama hantallığı ve miskinliğiyle bir at sineğinin rahatsız ederek uyandırmasına muhtaç kocaman bir ata benzettiği bu kentin, kendini adamış birini kaybedeceğini' söyledi.

        Karısının 'Seni haksız yere öldürecekler' diyerek dövünmesine karşın da, 'Haklı yere öldürselerdi daha mı iyi olacaktı' dedi.

        Özetle meydandaki gençler için, mütevazı futbol bilgesi Mircea Lucescu'nun Türkçemize kazandırdığı 'Köpekler istiyor diye atlar ölmez' özlü sözünü kullanan sayın politikacımıza katılmak işte bu yüzden mümkün değil. Çünkü meydana gidip bakıldığında protestocuların, atların ölümünü değil, silkinip kendine gelmesini istedikleri daha ilk bakışta anlaşılacaktır.

        ODTÜ'ye yapılan biber gazlı baskından sonra yazdığımı bu kez Gezi Parkı'ndaki eylemciler için tekrar etmek istiyorum, eğer ülkede 'arabalar devrilmesin' isteniyorsa, atların uyanık ve zinde olması gerekiyor, tanrı at sineklerini bu kutsal görev için yaratmıştır. Gezi parkında oluşturulan kitaplıkta mutlaka vardır, yolunuz düşerse gidip bir ağaç gölgesinde 'Sokrates'in Savunması'nı okuyun!

        Bu hafta 'arabalar' konusuna ancak bu kadar girebildim. Gençlerin biber gazıyla giden bir otomobil icat edeceklerine olan inancımı da hâlâ muhafaza ediyorum.

        Gölgesiz kalmayın.

        Diğer Yazılar