Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HAYATIM boyunca kadın erkek meselesine kafa yordum, okudum, baktım, gözlemledim, haber yaptım, kendi meşrebimce bir şeyler de yazdım. Ama meselenin sadece kadın üzerinden ele alınmasının ne derece yanlış olduğu konusunda benimle hemfikir çok az insan bulabildim. "Kadınlara yazıktır, erkeklere de yazıktır! Bu meselenin belki de en ağır ezileni erkeklerdir" dedim, ne kadın düşmanlığım kaldı ne de "Herhalde senin etrafında adam gibi adam yok" gibisinden abuk yorumlara maruz kalmaktan kurtulabildim. Varsın olsun, ben bu yoldan dönmem" derken masamda Tayfun Atay'ın kitabını buldum!

        ALİ KAPTAN DELİ DEĞİL

        "Çin İşi Japon İşi". Kitabı belki duymuşsunuzdur. HT Pazar'da Elif Key'in, yazarı Tayfun Atay ile röportajı vardı. Adından da belli olacağı gibi içinden çıkılması zor ama bir o kadar da kolay olan bir meseleyi ele almış Atay, "kadın erkek meselesi". Hem de sağ gösterip sol vurmuş. Çok da iyi etmiş. Kadın erkek meselesinde erkeğin ezilmişliğini tarihi, antropolojik, sosyolojik ve psikolojik olarak masaya yatırmış. Hatta bir masadan kaldırıp diğerine yatırmış desek daha doğru olur.

        Atay, "İnsanlığımızdan eksilerek erkek oluyoruz" diyerek çok basit ama basit olduğu kadar da derin bir cümle kurmuş. Sünnetin, "erkek olmanın", mahalle baskısının ne menem bir şey olduğunu, erkeğin omzuna "hop" diye konuluveren "ailesini, eşini, çocuklarını, tuttuğu takımı, mahallesini, yaşadığı şehri, hatta ülkesini" canı pahasına koruması gerektiği görevini sorgulamamızı sağlamış.

        Tarım-tarla, ekmek-yasak meyve üzerinde uzun uzun durarak "ezen" erkeğin Doğa Ana'yı ezerek işlemesi gerektiği gibi ilkel ama yine de son derece çağdaş sonuçlara varmış.

        "Erkekliğin en çok erkeği ezdiği, oldukça tartışmalı, belki de kabul edilemeyecek bir sav olarak gelebilir. İzi sürülemeyecek kadar uzun bir geçmişi olan cinsiyetler-arası eşitsizliğin kendisine karşı oluştuğu, bu eşitsizliğin bedelini ödeyen taraf olarak kadınların bu sava kuşkusuz ciddi itirazları olacaktır" demiş Atay. Yazının başında dediğim gibi, haklı da... Ama etnolog yazarımız çok iyi kotarmış bu işi.

        Hele bir bölüm var ki, erkeklerin çocuk yaşta birbirini mahalledeki kızlara sataşmak için nasıl zorladığını anlatıyor... Lütfen düşünün. Bu, erkeğin erkeği "ezmesi" değildir de nedir?

        KEŞKE HERKES OKUSA

        Sonuçta "Çin İşi Japon İşi" bir uzman işi... İlk gördüğümde "Yine mi bir ilişki uzmanı! Ayyyhh!" diyerek iç geçirmiş olsam da iyi ki oturup okumuşum dediğim bir kitap oldu. Söyledikleri ne kadar "zor" ve "sert" şeyler olsa da okuması kolay, takip etmesi rahat, dili sakin ve yumuşak bir kitap. Ona buna şuna değil, herkese tavsiye ederim. "Keşke herkes okusa" diyeceğim kitaplardan.

        İnternetten

        Belki de sorun sende

        PİNTEREST yeni eğlencem. Daha önce bu köşede iki ay önce kadar söz etmiştim. Pinterest'te, telif haklarına saygılı davranmak kaydıyla, fotoğraf, video vb araçlarla kendinizi ifade edebiliyor, beğendiğiniz link, fotoğraf, resim, videoları paylaşabiliyorsunuz. Görüp de çok beğendiğim bir fotoğraf oldu. Üstünde yaklaşık olarak şu yazıyor: "Kitap okumanın sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız belki de bir yerde hata yapıyorsunuz".

        LOKUM GİBİ!

        Oyuncu Seren Fosforoğlu benim Moda'daki mutlu mesut Kadıköy Kız Lisesi günlerimden tanıdık bir simadır. Başarılı oyuncunun kendisi gibi güzel bir kedisi var. Adı Lokum. Birlikte sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim ikisine!

        Diğer Yazılar