23 Nisan da olsa neşe dolamıyor insan!
DÜN 23 Nisan'dı. Her yer bayrakla, çocuk kahkahasıyla doldu. Aynı zamanda "Çocuklar Gelin Olamaz" yürüyüşü vardı. 23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olması sebebiyle, "neden çocuklar gelin olamaz"ın gözle görülebileceği en güzel gün olduğu için yürüyüşün anlamı pekişti. Gözlerinin içinin gülmesi için bir balon yeten, bir şarkıyla neşelenen, havadaki bir kelebekle arkadaş olabilen çocukların işçi olması, gelin olması, anne olması akıllara sığmaz şey. Ama anlaşılan o ki çocuk işçilerle, çocuk gelinlerle dolu bu toprakların kendine gelmesi için belki de daha çook yürümek lazım. 23 Nisan'da insanın "neşe dolması" lazım, değil mi? Olamıyor işte...
AYFER ÖĞRETMEN'E SAYGILAR
23 Nisan etkinlikleriyle dolu bir gazete yaparken benim en çok ilgimi çeken haber İstanbul Beylikdüzü'ndeki Bizimkent İlköğretim Okulu öğrencilerinin projesi oldu. Çocuklar Beylikdüzü'ndeki yardıma muhtaç yaşlıları düzenli ziyaret ederek ev işlerine yardımcı oluyorlar. Bu projeyi Ayfer Keşci adındaki İngilizce öğretmenleri başlatmış. Sağlık sorunları olan yardıma muhtaç yaşlıların tedavisini de içeren bu proje için Ayfer Öğretmen'i ve pırıl pırıl öğrencilerini gönülden kutluyorum. Ayfer Öğretmen gibi pek çok öğretmen lazım bize. Sadece müfredatı takip eden değil, hayat dersi veren, bakış açısı sağlayan, doğruya ve güzele yönlendiren...
NEYİ SEVDİĞİNİ BİLMEK
Bayrama denk getirilen etkinliklerden biri de ilköğretim öğrencileri için kısa film yarışmasıydı. Işık Okulları'nın "Çocuk Gözüyle Kısa Film Yarışması"nın jürisinde hthayat.com'un yazarlarından Nora Romi, ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan ve yazar Fatih Erdoğan vardı. Çocukların bu kadar genç yaşta sinemaya yönlendirilmeleri konusunda çok başarılı bir iş olduğunu düşündüğüm yarışmanın sonunda birincilik ödülü Korhan Derin Özarslan adlı öğrencinin oldu. Ödülünü Nuri Bilge Ceylan'dan alan genç sinemacı adayı çok heye-canladığını ama çok da cesaretlendiğini söyledi. Ceylan ise "Benim çocukluğum bir kasabada geçti ve sizin şu an sahip olduğunuz olanaklara sahip değildik.
Bilgisayar ve televizyon yoktu, sadece sinema vardı ama etrafımızda sanat adına pek bir şey yoktu. Bu tip yarışmalar ve etkinlikler o kadar önemli ki, neyi sevdiğinizi sağlayan önemli bir işlev görüyor" dedi. Çok önemli bir noktaya değinmiş oldu, insanın "neyi sevdiğini" keşfetmesi kadar önemli bir şey yok. Etrafımızdaki mutsuz insanların ortak derdi neyi sevdiklerini bilmemeleri çünkü. Bilseler peşinden giderken mutsuz olma şansları yok zaten... Mutluluğun belki de sırrı bu.
Miyav
Osman Efendi'nin yakışıklılığı
SELMA Merter'in yakışıklı tekirinin fotoğraflarına Facebook'ta denk geldim. Tekirin adı Osman Efendi'ymiş. Gerçek bir "efendi". Adıyla müsemma... İkisinin saadeti o kadar gözle görünür bir şey ki uzaktan bile insanı mutlu ediyor. Bu saadetleri uzun yıllar sürsün umarım.
Mürekkebi kurumadan
Tek Gecelik Aşk Rüyası
GENÇ bir yazarın kaleminden tek gecelik bir aşkın hikâyesi... 'Tek Gecelik Aşk Rüyası" günce tarzında yazılmış bir kitap. Daha önce kendi adını verdiği bloğunda da hikâyeler paylaşan genç yazarın (Sine Elita) bir tek gece üzerinde yoğunlaşan hikâyesinin hem öncesi, hem de sonrası yer alıyor.
İnternetten
Tecavüz etmeyeceksin!
PİNTEREST'TE denk geldim ve çok doğru buldum. Diyor ki: Feminizme ihtiyacım var, çünkü toplum bize " Tecavüz etmemden çok "Tecavüze uğrama" mesajı veriyor.
Madem ikiyüzlüsün...