Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Doların kontrol edilemeyen yükselişi sanayiciyi, çiftçiyi, tüccarı, memuru, işçiyi, elektrik, doğalgaz kullanan hane halkını özetle; toplumun tümünü yakından ilgilendiriyor.

        Ekonomimiz adeta dolara “bağımlı” hale gelmiş.

        Dolardaki iniş-çıkışlar üretimi, yatırımı, piyasadaki fiyat hareketlerini, ithalatı, ihracatı, vatandaşın bütçesini ve ekonomik büyümeyi doğrudan etkilemektedir.

        O halde cevap arayacağımız ilk soru; dolar neden yükselişte, yükselişe etki eden faktörler nelerdir?

        GERİLEME DEVAM ETTİ

        Doların fiyatı ekonominin “arz-talep dengesi” kuralına göre şekilleniyor. Talep fazla, arz azsa fiyat yükselir. Döviz açığımız var. Döviz kazancımız döviz ihtiyacımızı karşılamıyor.

        İhracatımız artmıyor, turizm gelirimizde azalma var.

        İhracatımızda Ekim ayında beklenen artış gerçekleşmedi, tersine; gerileme devam etti.

        Ekim’de ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre %4.6 oranında, 10 aylık ihracatımız da geride bıraktığımız yılın aynı dönemine göre %3.7 geriledi.

        Türkiye’ye gelen turist sayısı da bir önceki yıla göre %28 oranında azaldı.

        Böylece; 2016’da ihracattan ve turizmden elde ettiğimiz döviz gelirimiz azaldı, cari açığımız yeniden yükselme eğilimine girdi.

        Bu arada; yabancıların hisse senedi ve Devlet İç Borçlanma senedi almak için son aylarda döviz getirmeleri yavaşladı, tersine; döviz çıkışları başladı.

        Bunun yanında dolar fiyatının yükseldiğini gören sade vatandaş dolar satın alıyor, dolarla iş yapanlar, dolarla ithalat yapanlar dolar topluyor.

        Bunun sonucunda da dolar arzı yavaşlarken dolara talep artıyor.

        Ayrıca; doların yükselmesinde jeo-politik riskler (içeride PKK, DAEŞ ve FETÖ ile mücadele, dışarıda Irak’ta ve Suriye’deki sıcak çatışmaların oluşturduğu belirsizlik.)

        ABD ve AB ile ilişkilerin inişli-çıkışlı olmasının bu ülkelerden gelecek olan ekonomik yaklaşımları olumsuz etkilenmesi, 8 Kasım Salı günü (yarın) yapılacak ABD Başkanlık seçimleri, ABD Merkez Bankası’nın Aralık ayında faiz artırımına gideceğinin işaretlerini vermesi ve iç gelişmeler bağlamında da Başkanlık sistemi tartışmaları, idam cezasının geri getirilmesine ilişkin söylemler ve arayışlar; doların tırmanışını sürdürmesine neden olmaktadır.

        ABD SEÇİMLERİ SONRASI

        Reel sektörün dolara bağlı 385 milyar dolar borcu var. Dolar fiyatındaki artış borcun Türk Lirası karşılığını artırıyor.

        Bu arada; tarım ve sanayi üretimimizde ithal girdi payı yüksek.

        Dolar fiyatı arttıkça maliyetler de artıyor.

        Ayrıca; dolara bağlı kira sözleşmelerinden ötürü kiraların Türk Lirası karşılığı artıyor.

        Bu nedenle; dolardaki artış, kira sözleşmesi dolar bazında olanları, döviz borcu olanları, ithal malı girdi kullanan tarım ve sanayi sektöründeki üreticileri olumsuz etkiliyor.

        Ayrıca; doların fiyatı arttıkça petrol ve doğalgaz fiyatları da artıyor.

        Bu durumda da; tüp gaza, elektriğe, ulaşıma, çiftçinin kullandığı mazota, gübreye daha çok para ödüyoruz.

        Dolayısıyla; dolardaki artış üreticiyi de, tüketiciyi de, toplumun tüm kesimlerini olumsuz etkiliyor, rahatsız ediyor.

        Doların yükselmesinin önlenmesi için ihracat ve turizm gelirlerinin artması, cari açık makasının daralması, döviz varlığımızın büyümesi, terörün önlenmesi huzur ve güvenin sağlanması, bölgesel sorunların çözülmesi dış politikada dostlarımızın çoğaltılması, öngörülebilir hukuk düzeni, demokratik ve siyasal istikrar gerekir.

        Sonuç olarak: Dolar; ekonomimizin ve günlük yaşamımızın belirleyicisi olmuş.

        Diğer Yazılar