Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “Nasıl bir demokrasi?” sorusu, her zamankinden çok “güncel” olan ve çerçevesi üzerinde toplumsal “ortak payda”nın oluşmasıyla cevaplanması gereken bir sorudur.

        Demokrasi; muhalefetin varlığıyla güçlenen, sandık ve “çoğunlukçu” değil; birey odaklı, “çoğulcu” özgürlükçü, etnik ve dini referanslardan arındırılmış, herkesi ve her kesimi kucaklayan bir “yönetim felsefesi”ni içermektedir.

        Demokrasinin en önemli niteliği; devletin etnik köken ve dini inanç karşısında nötr olmasıdır.

        Bir yönetim şeklinin adının “demokrasi” olması; tek başına bir anlam ifade etmez.

        Demokrasi; insan haklarına dayanıyorsa, örgütlenme, düşünce ve ifade özgürlüğünü içeriyorsa, yargı bağımsızlığı güvence altına alınmışsa, sosyal hukuk devleti normlarını kapsıyorsa, saydamlık ve hesap verebilirlik temel prensip olarak kabul görüyorsa; o zaman bir anlam ifade eder.

        Günümüzde, adı “demokratik” cumhuriyet olup, felsefesi ve uygulamaları “totaliter” olan pek çok yönetim şekli vardır.

        MİLLİ İRADE NEDİR?

        Demokrasi felsefesinde “Milli Egemenlik” ve “Ulusal İrade” kavramları; sadece TBMM’deki iktidar çoğunluğunun iradesini değil; iktidarı, muhalefeti, yargıyı ve yasamayı birlikte ifade eden bir düşünce sistematiğini anlatmaktadır.

        Sadece siyasal iktidar eksenli “milli irade” ve demokrasi anlayışı özde demokrasiyi değil; şekilde demokrasiyi hedefleyen “ilkel” bir anlayıştır.

        Kaldı ki; çağdaş demokrasilerde iktidar; mutlak, sorumsuz, sınırsız ve sonsuz bir güç olarak kabul edilmez.

        Gerçek demokrasi; iktidar gücünün paylaşıldığı, daha sade bir anlatımla yürütmenin gücünün sınırlandırıldığı bir yönetim şeklidir.

        Bunun tersine; yürütmenin “kazanan hepsini alır” anlayışıyla devletin tümünü, yargı kurumlarını, bağımsız ve özerk kuruluşları, sendikaları, sivil toplum örgütlerini, basını kontrol ettiği; devletin kılcal damarlarına yerleştiği rejim; iktidarda kimin veya hangi partinin olduğuna bağlı olmaksızın demokrasi değildir.

        Demokrasinin özü; güç paylaşımı ve uzlaşmadır.

        TERS ORANTI

        Siyasal iktidarın gücü ne kadar çok artarsa, toplumun ve demokratik kurumların gücü de o oranda azalır.

        İktidar yoğunlaşmasının olduğu yerde demokrasinin zayıfladığı, demokratik kurumların da işlevini yitirdiği görülmektedir.

        Demokrasi; bir yönüyle de içinde fren mekanizmalarının olduğu, iktidar gücünün hesap verebildiği, denetlenebildiği saydam kurumlar ve kurallar rejimidir.

        Modern demokrasilerde yargı; yürütmenin işini kolaylaştıran, yasalara uygun olmayan uygulamalarına haklılık kazandıran bir “aygıt” değildir.

        Demokrasilerde bağımsız yargı; adaletin “namusu”dur.

        Bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü; demokrasiyi ete, kemiğe büründürür.

        Tıpkı yargı bağımsızlığı gibi; basın özgürlüğü ve iktidar gücünü sınırlayan mekanizmalar demokrasinin kalitesini yükseltir.

        Sonuç olarak: Demokrasinin ortak öznesi; bağımsız yargı, özgür basın, denetime açık, hesap verebilen iktidar gücüdür. Demokrasi; birlikte yönetim anlayışıdır.

        Diğer Yazılar