Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı "Şubat Ayı Sanayi Endeksi" rakamları; ekonominin büyümesinde "kabul edilebilir" bir "yavaşlama" olduğunu, ancak bunun bir "durgunluk beklentisi" ne İşaret etmediğini göstermektedir.

        Ekonomik göstergeler; 2012'de "öngörülen" yüzde 4'lük bir büyümenin gerçekleşeceğini, dolayısıyla, ekonomik "istikrar"ın devam edeceğini ve herhangi bir "tehlike" olasılığının bulunmadığını göstermektedir. TÜİK'in verilerine göre; şubat ayında sanayi üretiminin yüzde 4.4 oranında büyüyerek piyasa beklentisi olan yüzde 2.7'nin üstüne çıktığını; bu dasanayi üretiminde ciddi bir artış olduğunu ifade etmektedir.

        Küresel ekonomide ve bölgesel gelişmelerde beklenmeyen bir olumsuzluk yaşanmazsa, ekonomik büyümenin "yumuşak iniş"le devam edeceği değerlendirilmektedir.

        Seçimler yaklaştıkça ekonomik büyüme; AK Parti Hükümeti açısından "vazgeçilmez" olacaktır; buradan da büyümeden olabildiğince "taviz" verilmeyeceği anlaşılmaktadır.

        Cumhurbaşkanlığı, yerel yönetimler ve genel seçimlerin art arda yapılacak olması, AK Parti açısından bu üç seçime de "yüksek büyüme" ile gidilmesini zorunlu kılmaktadır.

        Olası riskler

        Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, şubat ayı sanayi üretim endeksinin verilerinin dünyadaki tüm olumsuzluklara rağmen Türk ekonomisindeki olumlu gelişmelerin devam ettiğini gösterdiğini söyledi.

        Bu arada; ekonomistler, yatırımcılar ve analistler; global krizin genişleme riskinin devam ettiğini ve Avrupa'daki krizin kaçınılmaz olarak Türkiye'yi de etkileyeceğini değerlendirmektedirler.

        Ekonomi uzmanları; Avrupa'daki krizin Türk ekonomisi açısından olası risklerini;

        - Kronikleşen cari işlemler açığı,

        - Türk Lirası'nın yabancı paralarkarşısında daha fazla değer kaybetmesi ihtimali,

        - Enflasyonun öngörülen hedefin üstüne çıkma olasılığı,

        - Ham madde ve enerji fiyatlarındaki olası artışların, cari işlemler açığına, enflasyona ve Türk Lirası'nın değerine "olumsuz" etkileri şeklinde özetlemektedirler. Öte yandan; dışarıdan kaynaklanan "risk" beklentilerinin yanında Hükümet'in yaklaşan 3 seçimi dikkate alarak iç talebi ve üretimi canlı tutmak istemesi ve artan enerji fiyatının ve ithalatın daha da büyümesi cari işlemler açığını yükseltmesi de "ek risk" olarak değerlendirilmektedir.

        İzmir'in üç aylık ihracatı

        İçinde İzmir'in de bulunduğu 7 il, ocak-mart döneminde 34 milyar 275 milyon dolarlık ihracatın yüzde 81 'ini oluşturdu.

        TÜİK'in verilerine göre; 2012 yılının ilk üç ayında ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9.2 oranında bir artış kaydederek 34 milyar 275 milyon dolara ulaşmıştır.

        Açıklamada; ocak-mart 2012 döneminde 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan iller "İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara, Gaziantep ve Manisa" olarak belirtildi.

        Bu arada; dışa bağımlı olduğumuz doğalgazın enerji üretimindeki payı yüzde 33, elektrik üretiminin de yüzde 46'sı doğalgaz santrallerinde gerçekleşmektedir.

        Enerji üretiminde doğalgaza bağımlıyız, doğalgazın tümünü de ithal ediyoruz.

        İhracattaki artışa rağmen enerjide, doğalgazdadışa bağımlı olmamız; cari açığı büyütüyor.

        Sonuç olarak: Ekonomide istikrar sürüyor ancak dış risklerin etkisine açığız.

        Diğer Yazılar