İzmir Sağlık Serbest Bölgesi
Serbest Bölge; ülke sınırları içinde olmakla birlikte “gümrük hattı” dışında sayılan ve ülkedeki ticari, hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı, geniş “teşvik”lerin tanındığı, fiziki olarak ülkenin diğer yerlerinden ayrı değerlendirilen bir sistemi ifade etmektedir. Ege-Koop Proje Merkezi’nin hazırladığı “İzmir Sağlık Serbest Bölgesi Projesi”; İzmir’i “marka şehir” yapacak, ufkunu açacak, sağlık alt yapısını ve kentsel kapasitesini büyütecek, ekonomik ve ticari gelişimine, kültür ve turizmine katkı sağlayacak, EXPO 2020’ye altyapı hazırlayacak, İzmir’i “Dünya Ligi”ne taşıyacak bir “mega” projedir. “İzmir Sağlık Serbest Bölgesi Projesi”; “özgün, kapsamlı, vizyoner” bir projedir ve İzmir’i sağlıklı yaşamın tüm alanlarını ve koşullarını kapsayacak bir “kentsel kapasite”ye kavuşturmayı öngörmektedir. Projenin düşünsel zemini, üretimi ve patenti Ege-Koop Proje Merkezi’ne aittir. Ancak projenin bu aşamadan sonraki sahibi; İzmir, Ege ve Türkiye’dir.
Kimlik kazanmak markalaşmak
İzmir, ancak kendisini ülkesine ve halkına borçlu hissedenlerin, büyük düşünenlerin, vizyon sahiplerinin hazırlayıp uygulayacakları “mega” projelerle “kent kimliği” kazanıp “marka”laşarak “dünya kenti” olabilir. Unutmayalım ki günümüzde, dünyada devletler değil; şehirler yarışmaktadır. Acı, ancak gerçek olan şu ki İzmir’in başta doğal zenginliği, kültür ve tarih varlığı, nitelikli insan kaynağı olmak üzere çok şeyi var, fakat “kent kimliği” ve “marka şehir” özelliği ne yazık ki yoktur. Ege-Koop Proje Merkezi’nin “İzmir Sağlık Serbest Bölgesi Projesi“nin temel hedefi, İzmir’i her yaşta ve herkes için dünyanın “Sağlık Merkezi” haline getirerek İzmir’e “Sağlık Kenti” kimliğini kazandırıp markalaştırmaktır. “Herkes için sağlık” sadece EXPO 2020’nin “tema”sı değil; çağdaş ve sosyal devletin hedefi, yeryüzündeki tüm insanların da vazgeçemeyecekleri ortak arzusudur.
Ekonomiye, istihdama katkı
Artan dünya nüfusu ve yaşlanan Avrupa nüfusu; aynı zamanda, sağlık turizminin bir ekonomik harekete dönüşmesine de neden olmuştur. Yapılan değerlendirmelerde, 2012’de dünyada “sağlık turizmi” harcamalarının 100 milyar dolara, sağlık amaçlı turist sayısının da 1 milyara ulaşacağı öngörülmektedir. Bu arada; günümüzde Avrupa’da 117 milyon yaşlı insan bakım ve desteğe ihtiyaç duymakta, 2050’de de bu rakamın 200 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. “İzmir Sağlık Serbest Bölgesi” projemizin gerçekleşmesi halinde, 2050 perspektifinde öngördüğümüz sağlık turizmi geliri 10 milyar euro olacaktır. Ayrıca bu “mega” proje; doktorlara, sağlık personeline, ulaşım, konaklama ve inşaat sektörü gibi birçok alana da yeni istihdam olanağı sağlayacak; “vergi muafiyeti” ve “teşvik”lerle ülke kalkınmasına da destek verecektir. İzmir’in “Sağlık Serbest Bölgesi” ilan edilmesi için yasal düzenlemeye ihtiyaç yoktur, yasası mevcuttur. Bakanlar Kurulu Kararı yeterlidir. Yapılması gereken; katılımcı bir anlayışla oluşturulacak bir kurul vasıtasıyla ve tüm taraflarla işbirliği içinde projeyi uygulama aşamasına getirmektir. Sonuç olarak: Medya, milletvekillerimiz, bakanlarımız, sivil toplum, hepimiz bu proje etrafında “güç birliği” yapmalıyız.