Ekonomik performans ne durumda?
Ekonomi politikalarının değişmeyen temel hedefi; “milli gelir”in artması, halkın refah düzeyinin ve yaşam kalitesinin yükselmesi, işsizliğin azalması ve bunların sonucunda oluşan sürdürülebilir iktisadi ve siyasi “istikrar”dır.
İnsanı gözetmeyen, insanın huzuruna ve mutluluğuna öncelik vermeyen, geleceğini güvenceye almayan ekonomi politikaları; siyasi istikrarsızlığa zemin hazırlayarak olumlu seyreden “makro denge”leri de “olumsuz”a dönüştürebilir.
İktisatçıların üzerinde uzlaştıkları “ekonomik performans”ın kriterleri:
- Milli gelir artışı (büyüme rakamı),
- Gelir dağılımının eşitlikçi (adil) olması,
- Fiyat dengesinin sürdürülebilir olması (enflasyonist ortamın olmaması),
- İç ve dış açıkların “yönetilebilir” olması,
- İşsizliğin azalması.
Bu kriterleri değerlendirdiğimizde, Türk ekonomisinin sorunlarının olduğunu, ancak bu sorunların “yönetilebilir” bir özellik taşıdığını kolaylıkla görebiliriz.
Büyüme ne anlama gelir?
Ekonomik gidişatın değerlendirilmesinde “büyüme” özel bir önem taşımaktadır.
“Büyüme” ile işsizlik arasında “doğru orantı” bulunmaktadır. “Büyüme” işsizliğin azalmasına yol açıyorsa, oluşan “milli gelir” adil bir şekilde paylaşılıyorsa, bireysel ve toplumsal “refah düzeyi” yükseliyorsa, insanların “yaşam kalitesi” artıyorsa, “gelecek endişesi” yoksa ekonomi de ülke de “iyi” yönetiliyor demektir.
Ekonomi büyümüyorsa ilk aşamada işsizlik artar, üretim ve tüketim azalır, ekonominin “çark”ı “yavaş” dönmeye başlar. Böyle bir süreçte sokaktaki insan huzursuz olur.
Hükümetler, bu koşullarda hoşnutsuzluğu “en az”a indirmek için, işsizlere “gelir transferi” amacıyla “sosyal harcamaları” artırıcı sosyal politikaları devreye sokarlar.
Bu uygulama da “kamu açıkları”na neden olur ve “kamu harcamaları”nın yükselmesi sonucunu doğurur.
Bu sürdürülebilir bir ekonomi politikası değildir, istikrarsızlığa ve krize giden yoldur.
İşçiler; endişeli karamsar
Gezici Araştırma Şirketi’nin 36 il ve 156 ilçede 2 bin 500 kişi ile görüşerek yaptığı araştırma sonuçlarına göre çalışanlar endişeli, karamsar ve güvensizlik içinde.
Araştırma sonuçları şöyledir:
- Çalışanların yüzde 57.8’i işinden memnun değil; yüzde 65.5’i de her an işini kaybetme korkusuyla yaşıyor.
- Çalışanların yüzde 68.7’si iş koşullarının “kötü” olduğundan şikayet ediyor, yüzde 50.8’i de herhangi bir anlaşmazlık halinde “adalete” başvurmak istemediğini söylüyor.
- Yüzde 49.4’ü “iş kazasına” uğruyor.
- Çalışanların yüzde 88.4’ü sendikalı değil; sendikalı olursam “işten atılırım” diyenlerin oranı yüzde 49.7 ve kamuda çalışanların yüzde 87.9’u da “ceza alırım” korkusunu yaşıyor.
- Yüzde 71’i geleceklerinden umutsuz, yüzde 59’u da hiç tatil yapmamış.
Sonuç olarak: Çalışan da mutsuz ve umutsuz, işsiz de...