• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
İhsan  Bal

İhsan Bal

[javascript protected email address]

Karanlıkta ne olduğu kimin umurunda?

30 Ocak 2012 Pazartesi, 10:47:26

KARANLIKTA ne olduğunu merak ederiz ama onunla yüzleşmekten nedense sürekli korkarız. Gerçeğin ta kendisinin, tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkması durumunda bizi huzursuz edeceği kaygısı içimizi kemirir. Çoğu defa karanlıklar aydınlığa dönsün hayaliyle yaşarız ama kendi ürettiğimiz sanal gerçekliklerin yıkılmasından da korkarız. Zihinsel konforumuzun yok olması riski bize sürekli fren yaptırır.
Hani çoğu defa "Evet, bu sefer yapacağım" deyip cesaretini toplayan âşığın sevgilisiyle karşılaştığında dilinin tutulması gibi bir şey.
Kim bilir belki başka nedenleri de vardır. Ama son on yıllık deneyim açıkça gösteriyor ki Türkiye'de karanlıkların aydınlığa çevrilmesinde ciddi sorunlar var.
Cumartesi günkü Milliyet Gazetesi'nin manşeti, "Yeşil dosyası raftan indi" şeklinde idi. Hani şu dillere destan, meşhur, karanlıkların karanlık katili Yeşil... Emin olunuz, rafa aynen iadesi için çaba sarf edecek birçok insan var aramızda.
Ayhan Çarkın, "Cinayetleri şuralarda ben işledim" diyor, ama olayın derinlemesine aydınlanması için büyük bir kamuoyu desteği ve medya duyarlılığı oluşamıyor. Neredeyse adama deli muamelesi yapılacak. Danıştay'ı basan Alparslan Arslan'a da yarı deli muamelesi yaptık, hatta yemeyip içmeyip aleyhinde ifade veren gizli tanıkları elbirliğiyle deşifre ettik.
Belki de bir tuğla çekildiğinde her şeyin başımıza yıkılacağından korktuk. Kim bilir belki de topraktan çıkan kemikler ulusal gururumuzu incitti!
Velhasıl tuhaf bir ruh haleti içerisindeyiz. Oysaki bu tür süreçleri başarıyla yürüten ülke örnekleri var. İtalya hem Gladio'yu hem de şike davalarını bize de örnek teşkil edecek şekilde yönetti. Ancak bu yönetimin temelinde olan hukuka inanmışlık, karanlığı aydınlatma iradesi ve gerçeklerle yüzleşme cesareti, ikircikli, sinsi ve şeytani planlara teslim edilmedi.
Juventus gibi dev bir kulüp suç işlediğinde küme düşürüldü. Kulüp yöneticileri kendilerini kurtarmak için milyonlarca taraftarını kullanma yoluna gitmedi.
Nedense yapılması gerekeni yapmamakta ısrar etmek, dolambaçlı yollar arayarak sorunları daha çözümsüz hale getirmek gibi bir huy geliştirdik.
Federasyon karar verecekmiş.
Hayır, mahkemeyi bekleyeceklermiş.
Yok, Meclis'ten yeni bir kanun çıkacakmış.
Olmaz canım, bunların hepsi Fenerbahçelileri perişan etmek için kurgulanmış komplolarmış.
Her şey bu kadar karışık olmak zorunda mı? Hayır.
Ama gerçeği görmek isteyen kim?
Hukukun uygulanmasını isteyen kim?
Dokunulmazlara dokunulmasını isteyen kim?
Karanlığın aydınlatılmasını isteyen kim?
Bence asıl sorular bunlar. Ayrıcalıklı olanlar ayrıcalıklarından asla ödün vermek istemiyorlar.
Bu ülkede hâlâ köylü Mehmet'i, oduncu Ahmet'i, kasap Şükrü'yü gönlünüze göre yargılayabilirsiniz.
12 Eylül, Susurluk, 28 Şubat, faili meçhuller, şike... Buralarda ise sadece karartma uygulanır, komplonun rahatlatıcılığı içerisinde yol alırsınız.
Aydınlık Türkiye mi? Dürüstçe hukuka sahip çıkıp gerçeklerle yüzleştiğimizde ulaşacağımız vatan...

Diğer Yazıları

İntihar saldırısı: Sürpriz yok!

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 10:55
  • [javascript protected email address]
SICAK bir yaza girdiğimiz söyleniyor koro halinde. Güvenlik analizcisinden terör uzmanına, istihbaratçısından politikacısına ve köşe yazarına neredeyse herkes terör saldırılarının yükseliş eğiliminde olduğu kanaatinde. En son İçişleri Bakanı...
Devamını Oku

NATO'nun Chicago Zirvesi: Dehşet dengesinden akıllı savunmaya

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 10:23
  • [javascript protected email address]
NATO, II. Dünya Savaşı'nın yarattığı büyük yıkımdan sonra Avrupa-Kuzey Amerika ortak savunma anlayışının bir ürünü olarak 1949 yılında kurulduğunda amacı bugünkünden çok farklıydı.Karşısında komünist Sovyetler Birliği ve daha sonra bu birliğin kurduğu...
Devamını Oku

Uludere trajedisi: Yumuşak karnımız olmaya başladı

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 08:47
  • [javascript protected email address]
BİR sorunu çözemezseniz, akla yatkın vicdanları tatmin eden bir açıklama getiremezseniz, o sorun sürekli peşinizden koşar. Uludere trajedisi bunun tipik bir örneğidir.Meclis Komisyonu araştırıyor, milletvekilleri görüntüleri izliyor ve aynı kareye...
Devamını Oku

Doktoru hastanelik etmek!

  • Yayın Tarihi: 14/05/12 10:28
  • [javascript protected email address]
BİZİM memlekette hastaneye düşmek çok iyi bir şey değildir. Hatta ünlü Cerrahpaşa türküsü, doktorların hastalarının sorunlarına pek de empatik yaklaşmadığını vurgulamasıyla öne çıkar. Bu yüzden tabiplerin bu türküyü yasaklatmak için girişimde bulunduğu...
Devamını Oku

Şam’daki kanı Ankara’ya sıçratmak

  • Yayın Tarihi: 12/05/12 14:02
  • [javascript protected email address]
SURİYE'nin başkenti Şam, 10 Mayıs'ta 60 civarında kişinin ölümü ve birçok insanın yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı eylemlerle sarsıldı. Her şeyden önce bir insanlık suçu niteliğindeki bu vahşi saldırı Suriye'de, öldürmek için bahane üretenlerin...
Devamını Oku
Tüm Yazıları