• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
İhsan  Bal

İhsan Bal

[javascript protected email address]

Herkesin gördüğü gerçeğe diktatörler neden kördür?

06 Şubat 2012 Pazartesi, 11:18:05

SURİYE’de yaşanan insanlık dramı her geçen gün vicdanları daha derinden yaralıyor. Ülkede akan kanın bilançosu yaklaşık sekiz bine ulaştı. Sadece son üç günde 350 kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Uzaktan bakıldığında bir halkın diktatörü tarafından ezildiği, yakından bakıldığında ise gözü dönmüş Esad‘ın her haneye parçalanmış cesetlerin gölgesinde büyük bir korku salmaya çalıştığı görülüyor.

Fakat diktatörün göremediği bir nokta var: Baba Esad dönemindeki Soğuk Savaş gerçekleri, günümüzde tedavülden kalkmış bulunuyor. Karşımızda korku duvarını aşmış bir halk var. Baas rejimi ne yaparsa yapsın, Suriye artık korkunun ecele faydasının olmadığı bir ülkeye dönüştü. Suriye’nin İstanbul konsolosluğunda gösteri yapanların, “Baba Esad babaları öldürdü, oğul Esad oğulları öldürüyor“ haykırışı sadece gerçeğin yalın ifadesi değil aynı zamanda sorunun uluslararası boyuttaki yansımalarının açık işareti...

Suriyeliler, kendi topraklarında direnirken dünyanın geri kalanında da kanlı rejimlerine karşı seslerini yükseltiyorlar. Yerelde direnişin küreselde büyük yankı bulması, baba Esad döneminden daha farklı bir gerçekliğe işaret ediyor. Babasının yöntemini benimseyen oğul Esad, dünya vicdanının iletişim çağında çok daha hızlı harekete geçebileceğini hesap edememiş olmalı. Oysa 1980’lerde hâkim olan sınırların içerisinde egemen güçlerin halkları üzerinde istediği şekilde tasarrufta bulunabileceği düşüncesi, günümüzde çok daha az taraftar topluyor. Baba Esad‘ın on binleri katlettiği Hama ve Humus trajedileri, kalın demir perde arkasına kısmen de olsa gizlenebiliyordu. Ama bugün, İslamiyet’in kutsal Mevlit Kandili’ne tesadüf ettirilen katliam görüntüleri, Berlin’deki Güvenlik Zirvesi’nden BM’deki Güvenlik Konseyi tartışmalarına kadar canlı görüntüleriyle anında gündeme oturdu. Bu yönüyle uluslararası vicdanın Baas rejimini çok uzun süre kabul etmesi, Çin ve Rusya gibi baskıcı rejimlere rağmen oldukça maliyetli gözüküyor. Bu da Esad rejiminin yolun sonuna yaklaştığı anlamına geliyor.

HERKESİN GÖRDÜĞÜNÜ, DİKTATÖRLER NEDEN GÖREMEZ?

Sanırım tüm diktatörlerin başlıca sorunu, gerçeklik ile kendi etrafında oluşturdukları dünya algısı arasında büyük bir uçurum olması. Sanal bir dünyada yaşıyorsanız, Hitler gibi tüm dünyayı yenebileceğinizi; Çavuşesku gibi Bükreş meydanında gördüğünüz yüz bini aşkın kalabalığın sizi sonsuza dek iktidarda tutacağını sanabilirsiniz. Oysa biri savaşı kaybettiğini görmemek için intihar etmiş, diğeri ise muhalifler tarafından kurşuna dizilmişti. Esad için Libya ve Mısır’daki diktatörlerin içine düştüğü hazin durum daha taze örnekler oluşturuyor. Onlar da önce ellerindeki güvenlik güçleriyle, başaramayınca da yandaşlarını örgütleyerek siyasal ömürlerini uzatmak istemişti.

Libya’da Kaddafi‘nin başına gelen trajik son, onun, halkını bir iç savaşa sürüklemesinin sonucuydu. Bir yandan sanal güç arayışları, diğer yandan elindeki ordunun erimeye başlamasının verdiği telaş ve öfke, Esad rejiminin iç dinamikler açısından da sona geldiğini gösteriyor. Hiçbir kontrole ve disipline tabi olmayan, kendi yandaşı sokaktaki sivillere silah dağıtan bir rejimin tek beklentisi iç savaştır. Bir diktatörün sonunu geciktirmek için gözünü bu kadar karartması, diktatörlere özgü kana susamışlıkla izah edilebilir; fakat buna gerekçesi ne olursa olsun destek veren uluslararası güçlerin ve fikir adamlarının, katledilen her masumun kanından sorumlu olduğunu görmesi gerekir.

Diğer Yazıları

İntihar saldırısı: Sürpriz yok!

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 10:55
  • [javascript protected email address]
SICAK bir yaza girdiğimiz söyleniyor koro halinde. Güvenlik analizcisinden terör uzmanına, istihbaratçısından politikacısına ve köşe yazarına neredeyse herkes terör saldırılarının yükseliş eğiliminde olduğu kanaatinde. En son İçişleri Bakanı...
Devamını Oku

NATO'nun Chicago Zirvesi: Dehşet dengesinden akıllı savunmaya

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 10:23
  • [javascript protected email address]
NATO, II. Dünya Savaşı'nın yarattığı büyük yıkımdan sonra Avrupa-Kuzey Amerika ortak savunma anlayışının bir ürünü olarak 1949 yılında kurulduğunda amacı bugünkünden çok farklıydı.Karşısında komünist Sovyetler Birliği ve daha sonra bu birliğin kurduğu...
Devamını Oku

Uludere trajedisi: Yumuşak karnımız olmaya başladı

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 08:47
  • [javascript protected email address]
BİR sorunu çözemezseniz, akla yatkın vicdanları tatmin eden bir açıklama getiremezseniz, o sorun sürekli peşinizden koşar. Uludere trajedisi bunun tipik bir örneğidir.Meclis Komisyonu araştırıyor, milletvekilleri görüntüleri izliyor ve aynı kareye...
Devamını Oku

Doktoru hastanelik etmek!

  • Yayın Tarihi: 14/05/12 10:28
  • [javascript protected email address]
BİZİM memlekette hastaneye düşmek çok iyi bir şey değildir. Hatta ünlü Cerrahpaşa türküsü, doktorların hastalarının sorunlarına pek de empatik yaklaşmadığını vurgulamasıyla öne çıkar. Bu yüzden tabiplerin bu türküyü yasaklatmak için girişimde bulunduğu...
Devamını Oku

Şam’daki kanı Ankara’ya sıçratmak

  • Yayın Tarihi: 12/05/12 14:02
  • [javascript protected email address]
SURİYE'nin başkenti Şam, 10 Mayıs'ta 60 civarında kişinin ölümü ve birçok insanın yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı eylemlerle sarsıldı. Her şeyden önce bir insanlık suçu niteliğindeki bu vahşi saldırı Suriye'de, öldürmek için bahane üretenlerin...
Devamını Oku
Tüm Yazıları