433 yıldır söylüyorum anlatamadım!
LİSEDEN beri, (ki o günler şimdi 2013'ten geriye baktığımda develerin tellaı pirelerin berber olduğu zamanlara denk geliyor gibi görünüyor) ne zaman hayat beni boğsa bir köşeye çekilir kel kafasının içinde dünyanın en nadide beyinlerinden birini taşıyan büyük düşünür Montaigne'in 'Denemeler'ini okurum... Aşktan gözümün kör olduğu günlerde, "Aşk, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir" deyip ayaklarımdan tutarak yere indirir beni! Koca dünyanın ortasında bir başıma kaldığım anlarda Tibullus'un sözünü kulağıma fısıldar: "Issız yerlerde kendin için bir evren ol!" "Herkes kendisi için bir derstir; elverir ki insan kendini yakından görmesini bilsin. Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil kendimi öğrenmektir" diye dünyada en az bildiğim kişiyi, kendimi, tanımam için bana yol gösterir Monaigne...
HER TÜRLÜ BİLGİDEN SEÇ-BEĞEN-AL
Hafta sonu biber gazı bulutlarının gökyüzünde gezdiği, TOMA sularının İstanbul sokaklarını yıkadığı, 'çaresizlik' kelimesinin ne demek olduğunu yaşayarak yeniden ve daha da iyi öğrendiğim anlarda Montaigne'in önünde buldum kendimi. Twitter'da yalan, yanlış, doğru binlerce bilginin yağmur gibi yağdığı dakikalarda ben, kendisini 10 yıl boyunca insanlardan izole ettiği şatosundaki kulede Montaigne ile yan yana oturdum. Sormadan sorgulamadan, körü körüne inandıkları fikirler için birbirlerine en ağır küfürleri eden insanları anlattığımda, "Nice insanlar kendilerinin olmayan inanışlar için, başkalarından aldıkları, ne olduğunu bilmedikleri fikirler için ses çıkarmadan diri diri yanmışlardır" diye tarih dersi verdi bana...
KIZDIĞIMIZDA KONUŞAN BİZ DEĞİLİZ
Son 20 gündür etrafımızı sarıp sarmalayan öfkeden bahsedecek oldum sözümü ağzıma tıkayıp devam etti: "Hiçbir şey öfke kadar insan düşüncesini saptıramaz. Kızdığımız zaman, bağıran, konuşan biz değil hırsımızdır. Öfke kendi kendinden hoşlanan, kendi kendini şişiren bir hırstır. Hepimizin başına sık sık gelir. Bir şeye yanlış yere kızarız, bize aldandığımızı ispat eden kanıtlar getirirler; bu sefer de doğrunun kendinise suçsuzluğuna içerleriz!" 433 yıl önce söylediği şeyleri artık yalayıp yuttuğumu düşünsem de her seferinde yeni bir şeyler öğretip şaşırtır beni Montaigne! Her öne fırlayanın siyasette, hukukta, ekonomide, sporda, aşkta, dostlukta, direnişte 'devrim' yaptığını söylediği bugünlerde kel kafalı bu büyük Fransız düşünür, aşağıdaki sözleri söyledikten sonra yalnız kalması gerektiğini belirtip beni şatosundan postaladı:
DÜZELTECEK YERDE SİLİP SÜPÜRMEK
"Bir devleti hiçbir şey yenilik kadar rahatsız edemez. Değişiklik hep kötülüğe ve zorbalığa yol açar. Bir tek parça bozulursa düzeltilebilir. Her şeyin özündeki bozulma ve çürüme eğiliminin bizi ilkelerimizden uzaklaştırmasına da karşı koyabiliriz ama koca toplumu yeniden kalıba dökmeye, bu kadar büyük bir yapının temellerini değiştirmeye kalkmak, düzeltecek yerde silip süpürmek, ufak tefek kusurları toptan kargaşalıkla düzeltmek, hastalıkları ölümle iyi etmek, Cicero'nun dediği gibi, 'Devlet değiştirmekten çok yıkmak isteyen' kişilerin işidir. Dünyanın birden düzeleceği yoktur ama insan kendini sıkan şey karşısında o kadar sabırsızdır ki, her ne pahasına olursa olsun ondan kurtulmak ister. Binlerce örnek de gösteriyor ki dünya böyle çabuk iyileşme aramaktan hep zarar görür. Durumunda genel bir iyileşme olmadıkça, bir an dertten kurtulması iyileşmesi değildir... "