SON DAKİKA

Türkiye’de Bollywood kitlesi var mı?

25 Ağustos 2016 Perşembe, 12:20:36 Güncelleme:29 Ağustos 2016 Pazartesi, 14:02:47
Kerem Akça

Kerem Akça

[javascript protected email address]

Yaz sezonunda Mars Dağıtım’ın Soundspace International’ın katkılarıyla Cinemaximum salonlarında vizyona soktuğu dört Bollywood filminin toplam seyircisi 20.000 kişiyi geçemedi. “Yakışıklı Rocky”, “Sultan”, “Kim Kadın Kim Koca” ve “Hayran”, salonları boş yere mi işgal etti? Yoksa gerçekten Bollywood kitlesini yakalama olanağı buldular mı? Peki ya Hindistan’da bildiğimiz popüler sinema geleneği yerinde duruyor mu? Onca şaşaanın arkası dolu mu? Yaz boyu kafa kurcalayan bu soruları ele almak şart.

1940-1960 arasında altın çağını yaşayan Bollywood, bugünlerde daha gelişmiş bir endüstriye sahip. Senede iki milyar doları aşkın gelir, 1500’ü geçen film, 2.5 milyarı deviren bilet satışı ile birçok piyasayı geçiyor. Sadece Hollywood’a karşı çıkarken zorlanıyor. Özellikle yeni milenyumda 10 milyon doların üzerine çıkabilen şaşaalı prodüksiyonlar, bambaşka türlerdeki işlere de kayabiliyor. Bunların içinde süper kahraman filmi ve bilimkurgu filmi de var.

‘LAGAAN’ VE ‘DEVDAS’ ÖRNEK TEŞKİL EDECEK BOLLYWOOD FİLMLERİ

Bollywood, 1950’lerde Raj Kapoor’un “Avare” (“Awaara”, 1951) gibi filmleriyle bildiğimiz genelde otantik bir müzikal türünün sahibidir... 1940’larda dans ve koreografiyi iç içe geçirirken, melodramı da unutmayan bir eğlence kültürü başlatmıştı. 1970’lerde modernleşmeyle birlikte ise ‘masala film’ gibi kültürel türlerin bambaşka türlerle iç içe geçmesi, 2.35:1’de çekilmiş görkemli filmlere sebebiyet verdi. ‘Epik müzikal’ denemelerinin alıcısı çoktu.

2001’de “Lagaan”ın, süresi dört saati bulan bir spor müzikalinin, Oscar adayı olması bir kapı açtı. Aamir Khan’ın katkısının devamı geldi. Bu yoldan ülkenin aile değerlerini gözler önüne seren aşk ve melodram yüklü bol şarkılı “Devdas” (2002), Sanjay Leela Bhansali isimli yetenekli bir yönetmeni duyuruyordu. “Kırmızı Değirmen” (“Moulin Rouge!”, 2001) ve “Milyoner” (“Slumdog Millionaire”, 2008) bu kaynaktan beslenerek sükse yaptılar.

Ama 1950’lerde Paralel Sinema ve Hint Yeni Dalgası içerisinde Satyajit Ray gibi bir auteur de çıkmıştı. Onun sosyal insan hikayeleri De Sica’dan beslenerek Hint kültürünü ‘gerçekçi’ bir bakış açısıyla yansıtıyordu. Özellikle Apu Üçlemesi önemliydi. Son 25 yılda ise Mira Nair gibi ülkesinde başarılı olup festivallerde yer bulduktan sonra Hollywood’a sıçrayan isimler oldu. Yani paralel olarak sanatsal filmi üretimi de devam ediyor. Renkli, otantik dururken, ayrıksı açılarla görkemi bambaşka bir dokuda canlandıran popüler işlerin şaşaasından kopan denemeler olabiliyor.

BOLLYWOOD KİTLESİ 10.000’İ GEÇMİYOR

Ülkemizde Bollywood filmleri artık pek ilgi görmüyor. Rakam tutulmayan Raj Kapoor dönemi artık kapandı. 2014’te Tanweer’in Pinema’nın altında getirdiği “Dhoom 3”, az hafta vizyonda kalmasına karşın 20.118 kişiye ulaşmıştı. Ki seri, dünya çapında 122 milyon dolara ulaşarak bu konuda Bollywood tarihinde lider. Cinemaximum, sahibi olduğu Mars Dağıtım’ı devreye sokup Soundspace International ile bir anlaşma yaparak bu filmleri içeren güncel bir paket aldı. Bu sayede de “Yakışıklı Rocky” (“Rocky Handsome”, 2016), “Hayran” (“Fan”, 2016), “Kim Kadın Kim Koca” (“Ki and Ka”, 2016) ve “Sultan” (2016) vizyona girdi. Açıkçası sonuncusunun 87 milyon dolarla Hindistan’da tüm zamanların en çok izlenen dördüncü filmi tahtını kaptığı düşünülürse, bunlar arasında ülkemizde en tatminkar hasılatı yakalayanı olması da gayet doğal. “Hayran” 28, “Kim Kadın Kim Koca” 5.8, “Yakışıklı Rocky” 3.7 milyon dolarla onu izliyor.

   

Bizdeki rakamlar da bunlara paralel aslında… “Yakışıklı Rocky”yi 20 Mayıs’ta 18 salonda 2.151, “Kim Kadın Kim Koca”yı 10 Haziran’da 12 salonda 3.748 kişi, “Sultan”ı 15 Temmuz’da 66 salonda 9.466 kişi, “Hayran”ı 5 Ağustos’ta 15 salonda 1.881 kişi izledi. Bu dönemdeki filmlere bakarsak “Hain” (“Our Kind of Traitor”) gibi Cinemaximum kitlesine uygun filmler birkaç salon daha az yer bulabildi bu sayede. Belki de “Colonia”, bunları düşünerek vizyonu iptal etti. Genel anlamda bazı filmler beklenenden çabuk çıkabildi en dolu salonlardan…

KİTLE VARSA ‘DHOOM 3’E YAZIK OLDU

Sadece “Sultan”, o da en şaşaalı ve uzun film diye daha şanslıydı. Belki darbe girişiminden de zarar gördü. Ama bunun ötesinde Türkçe dublajlı ve İngilizce altyazılı fragmanları dönen filmlerin kemik kitlesinin 10.000 üzerinde olmadığı açığa çıktı. Zamanında Japon animeleri için denenen Türkçe dublaj yöntemleri nasıl tutmadıysa, Bollywood ürünleri için de deneme başarılı olmadı. Ülkemizin kitlesinin isteklerini doğru analiz etmek şart. Duyduğumuza göre bu dört Hint filmi, VPF (sanal kopya) ücreti ve iki haftalık vizyon sözüyle Soundspace Inetrnational’la yapılan anlaşmayla oynatıldı. Hint hükümeti de destekledi.

Bu konudaki kalite düşüklüğünü, haksız rekabeti yorumlamak seyirciye kalıyor. Ama bize kalırsa yavaş yavaş salon adedinin azalması hakkaniyetli idi. Bu sebeple de ‘deneme yapıldı, tamamlandı’ stratejisi uygulanırsa itiraz edemeyiz. Ama başka dağıtımcıdan giren 30.000-50.000 arasına yerleşebilecek “Dhoom 3”e yazık olduğu bir gerçek…

İKİ ORTA KARAR, İKİ KÖTÜ FİLM

Filmlerden gidersek, “Yakışıklı Rocky”, “Yakışıklı Johnny”ye (“Johnny Handsome”, 1989) gönderme yapan bir suçlu öyküsüydü. Dinamik bir kurguyla müzikal koreografilerini ve aksiyon sahnelerini harmanlarken Bollywood dokusunun sırıtmamasıyla ‘tutarlı’ durdu. Ama iş geleneksel aşka geldiğinde “Kim Kadın Kim Koca”nın iddialı senaryosunu kaldıracak bir üslubu yoktu. 130 dakikayı bulan süresiyle onu zedeleyip çöp seviyesine gerilerken, pembe dizi izlenimi bırakan bir romantik-komediye dönüşüyordu. Müzikal sahnesi olmaması filmin en büyük zaafıydı.

“Sultan” ise üç saati bulan görkemli bir biyografik güreş filmiydi. Bu başarı hikayesinin başrolünde ise Khan ailesinden Salman Khan vardı. Açıkçası bize uygun bir spor filmi damarı uygulanıyordu. Ama görsel açıdan eksiklikler, boşluklar da göze çarpıyordu ister istemez. Bu sayede de zamanla ‘kickboks filmi’ne geçiş, “Gladyatör”ü (“Gladiator”, 2000) andıran sahnelerle verilen starta karşın ‘Kan Sporu’ (‘Bloodsport’) serisinin yapaylığına kayabiliyordu.

      

Yine aynı aileden Shah Rukh Kahn’ın oynadığı “Hayran” ise, bir bakıma Van Damme’ın kült “İkiz Kan”ının (“Double Impact”, 1991) Bollywood semalarına uyarlanmış versiyonuydu. Aynı camp doku yine var. ‘Hayranlık’ meselesini ‘hayran-ünlü ilişkisine odaklanan çiftgezer filmi’yle yorumlamak çok çılgın.

Yönetmenin zayıflığı bir yana, sahneye çıkılıp müziğin yükseldiği birkaç an dışında film bayağılıkta son boyut gibi. Sanki ‘melodram’ ve ‘müzikal’in yerini iddialı şeylerin alması Bollywood’daki ‘fark yaratma’ çabasına iyi gelmiyor. Elbette filmin finali de ‘kült’e dönüşeceği hayranları için alkışa değerdi. Van Damme’ın albenisini de içermeyince çekiciliği azalan bir ucuzluktu uygulanan…

BOLLYWOOD’U BEKLEYEN CİDDİ TEHLİKE

Türkiye’den Bollywood filmleri geçti. Ama eski samimiyeti görmediğimizden “Mahkeme” (“Court”, 2014) gibi gerçekçi adalet sistemi eleştirilerini tercih ederiz. “Sultan” ve “Yakışıklı Rocky” dışındaki iki eserin zor temalara odaklanırken kendini ciddiye alması ‘bu ne özgüven!’ dedirtiyor. 50’ler Bollywood’u kalmamış gibi. İş seri üretime bağlanmış.

Bu durum ister istemez güncel müzik dünyasıyla ilişkiyi, boyutsuz video kliplere teğet geçen bir dokuya kaydırıyor. Üçüncü dünya ülkesi ucuzluğu da bunun devamında geliyor. Zamanında TV sektörü gelişmediğinden böyle bir tehlike yoktu. Şimdi ise çok ciddi bir tehdit bu. Eğer tuhaf türler sırf filmler 120 milyon dolar yapabiliyor diye (ki bilimkurgu-komedi “PK” 2014’te bu rekoru kırdı) bu kadar aktifse geleneğe yazık olabilir. Önemli olan müzikal alışkanlığının kültürel bir dokuya uyumlu bir şekilde sirayet etmesi. Ama bu dört örnekten sadece ikisi bu tanıma zaman zaman uyuyor.

YAZIN VİZYONA GİREN BOLLYWOOD FİLMLERİNİN PUANLARI

HAYRAN: 3.5

KİM KADIN KİM KOCA: 2

SULTAN: 4.9

YAKIŞIKLI JOHNNY: 5.1

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN