05 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
21 Eylül 2016 Çarşamba, 15:08:00 Güncelleme:15:08:12

‘Gece Yarısı Çılgınlığı’nın şanına yakışan bir kapanış

Toronto Film Festivali’nin ‘Gece Yarısı Çılgınlığı’ bölümünün Cumartesi yapılan kapanışında ‘Halka’ ve ‘Garez’ serisinin ünlü kötülerini yüzleştiren “Sadako vs. Kayako” gösterildi. Tarihe geçecek bir organizasyon vardı… Seyircileri iki ekibe dahil edecek özel hazırlanmış şapkalar dağıtılırken, kahramanlar da kırmızı halıya ve sunuma katıldı. Böylece kült gece tadından yenmez bir hale geldi. Gece Yarısı Çılgınlığı bölümü bu sene etkinlikler açısından hareketli geçti. 41. Toronto Film Festivali’ndeki korku filmleri arasında ise “The Autopsy of Jane Doe” ve “The Limehouse Golem” en dikkat çekici işlerdi.

Toronto’nun korku sinemasına ayrılan bölümüne bu yıl filmlerden ziyade organizasyonlar damga vurdu. Elbette “Free Fire”ın dünya prömiyerini almak beceriydi. Ama “Blair Witch”in çıkışında yanan gerçek haçlarla karşılaşmak herkesi ürpertti. Aynı zamanda da seyircilerin kült eğilimlerini harekete geçirdi ve fotoğraf çekme arzusunu depreştirdi.

ŞAPKANIZI SEÇİN: SADAKO MU, KAYAKO MU?

Kapanış filmi “Sadako vs. Kayako”nun (“Sadako v Kayako”, 2016) öncesinde ‘Team Kayako’ ve ‘Team Sadako’ adlarıyla ayrılmış kırmızı ve mavi şapkalar dağıtıldı. Kazanan ekibe dahil olmak herkesin arzusuydu! Filmin ‘hayalet komedisi’ ya da ‘hayalet filmi parodisi’ olarak ilerlemesi şaşırtmadı. Hem de işin cılkını çıkarmadan…

Bu seneki gece yarısı kitlesinin tam ruhuna uygun bir filmdi. Seyirci ödülü “Free Fire”a gitse de “Sadako vs. Kayako”, alanında “Freddy Jason’a Karşı”yı (“Freddy vs. Jason”, 2003) aratmayan bir korku-komedi. “Batman v Superman: Adaletin Şafağı”nı (“Batman v Superman: Dawn of Justice”, 2016) de pabucunu kolaylıkla dama attı.

Sadako ile Kayako’yu oynatan ve adeta kontrolden çıkaran anlatı ve parodi objeleri görülmeye değerdi. Karakterlerin tarihine hakimiyet de dikkat çekiciydi. Yönetmen Nakata kadar bilinçli gibiydi. Kôji Shiraishi iyi sınav verdi. ‘Sadako’ ve ‘Kayako’yu destekeyen kitlelerin hazin savaşının galibi ise size kaldı.

ALT TÜRLERİNDE KEYİF VEREN FİLMLER

Bu bölümle paralel giden ‘Vanguard’ı da dahil edince, “The Autopsy of Jane Doe”, “The Girl With All The Gifts”, “The Limehouse Golem” gibi telekinetik korku filmi, zombi filmi, doğaüstü korku filmi alanlarında faaliyet göstermesi tesadüf değil. Özellikle André Øvredal ve Juan Carlos Medina, ilk İngilizce filmlerinde büyük başarı sağladılar. Medina’nın “Cehennemden Gelen” (“From Hell”, 2001) ile Hammer korkuları arasında kurduğu bağ, Øvredal’ın ise body-horror ile telekineziyi iç içe geçirme şekli ilgi çekiciydi.

Schrader’ın Dafoe’lu, Cage’li “Dog Eat Dog”u ise kült olabilir… ‘Stoner film’ (keş filmi) damarı fazlasıyla çılgın ve iddialı başlasa da zamanla tutuklaşıyor. Bu durum karşısında da ‘camp durmanın anlamını çıkaran’ anlarla yüzleşebiliyoruz. Film, zaman zaman video kalitesine kayabilen bir çeşit “Taksi Şoförü” (“The Taxi Driver”, 1976) anti-tezi.

“Buster’s Mal Heart”, “Without Name” gibi bilinçaltıyla uğraşma furyasına katılan gizem filmi örneklerinde sanki biraz fazla kontrolden çıkma sorunu vardı. Ama elbette ikisinin de kahramanları içine çekerken ‘mı acaba?’ dedirtti. Yönetmenlerinin taze yeteneğine dikkat çeken filmler, senaryo zafiyetini özellikle hissettirdi.

KÜLT OLACAK FİLMLER SENESİ

James Gunn-Greg McLean birlikteliği oyunlu bilimkurgu “Belko Experiment” ilginçti evet. Belki de film, ‘The Office’ ile “Ölüm Oyunu”nu (“Batoru Rowaiaru”, 2000) birleştiren akıcı bir eğlence yumağı. Ama oyun mantığında senaryoya ve sinematografiye kafa yormayınca amaçlarına ulaşamamış gibiydi.

Endonezya sineması iki kitsch tür filmiyle temsil edildi: “Interchange” ve “Headshot”… İlki ‘bilinçaltı’na yüklenen ‘kültürel ve fantastik damarı’nı açığa çıkarıyordu. Endonezya polisiyesinin fantastikle aşık atması, mitolojiden beslenmesi bile keyifli anlar duyurup, egzotik yapıyı önemli olmasa da ‘antolojik’ hale getirebiliyor. Bir bakıma bu türün ‘Anka Kuşu’ yorumuna paralel olarak devreye giren eksantrik efektlerle yüzleşme olanağı bulduk.

Stambol-Tjahjanto ikilisinin “Headshot”ı ise dövüş koreografileriyle dikkat çekse de didaktik diyaloglarda dramatik yapısını ‘ilkokul birinci sınıf’ seviyesine kaydırıyordu. Koreografi haricince ciddiye alınmayacak, ama süresini inatla iki saate uzatan bir çalışma. Hayranları olacaktır.

Bu iki örnek bile 2016’nın ‘kült olma adayı filmler’ yılı olduğuna işaret etti. Yıllar sonra gelen “Blair Witch” orijinalini sömürüp efektlere yüklenirken, “Colossal”, “The Bad Batch” gibi kadın merkezli bilimkurgular ‘fikir’le kaldılar.

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Pazartesi 20 MPH
Az Bulutlu