Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İlk kez 1892’de sahnelenen ‘Fındıkkıran’ balesi, E.T.A. Hoffmann’ın kısa öyküsünün Çaykovski’nin bestelerinden destek almasıyla nesiller boyu dillerden düşmeyen bir sanat eserine dönüşmüştür. “Sihirli Oyuncaklar”da ise bu kaynağın modern bir uyarlamayla ‘peri masalı filmi’ne çevrildiğini görebiliyoruz. Müziklerin ‘müzikal sahneleri’yle temsil bulduğu bu dünya, fındıkkıran ile fare insanların mücadelesine “Oz Büyücüsü” ile “Oyuncak Hikayesi”nin orta yerinden bakış atıyor. Öyküyü 20. yüzyıla transfer ederek de bir adım atan eser, alt türe hafif ‘modası geçmiş’ gibi görünen bir yorum getirse de bunu detaycı sanat yönetimi, kostüm ve sinematografi çalışmasıyla hissettirmiyor… Ülkemizde orijinal dilinde değil de Türkçe dublajlı veya bambaşka bir dilde vizyona giren kurmaca filmleri kaleme almama geleneğimi “Sihirli Oyuncaklar” için de sürdürmüştüm. Neyse ki filmin DVD’si çıktı ve sağlıklı bir inceleme yapma olanağı buldum.

        70’lerden beri kendi anavatanında veya başka ülkelerde filmler çekerek bol çeşnili bir portföy oluşturan Andrey Konchalovsky, kelimenin tam anlamıyla memur bir yönetmendir. Savaşın ve siyasi dayatmaların insanları içine düşürdüğü durumları eşelediği filmler de memuriyet yapıp kitleleri içine alan eserler de çekmiştir. Bu yaklaşımından asla taviz vermeyerek beğendiği öyküyü seçip senaryolaştırma arzusunu her daim sürdürmüştür.

        Yüksek bütçe Tarkovsky’nin senaristine ağır gelmemiş

        Zira şimdilerde 76 yaşına basan yönetmen, esasen Tarkovsky’nin senaristi olarak parlak bir kariyer başlangıcına sahiptir. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse filmleriyle iz bırakmaktan ziyade bu etiketle anılmıştır. “Sihirli Oyuncaklar” (“The Nutcracker”, 2009), onun çok aşina olmadığı fantastik sinema alanına girmesine önayak olması bir tarafa aynı zamanda da en yüksek bütçeli filmi olarak dikkat çekiyor. 90 milyon dolarlık bütçesiyle dikkat çeken bu ortak yapım, büyük oranda ‘peri masalı filmi’nin ‘müzikal’le harmanlanan dönemine dair bir şablon sunuyor.

        “Oz Büyücüsü”nün (“The Wizard of Oz”, 1939) yapısını akla getirirken “Gökten İnen Melek” (“Mary Poppins”, 1964) ve “Harika Otomobil” (“Chitty Chitty Bang Bang”, 1968) gibi ‘aile filmi müzikali’ melez tabanına da yanaşmayı ihmal etmiyor. 1920’ler Viyana’sında burjuva sınıfına mensup bir ailenin küçük kızının bakış açısına odaklanan eser, Nathan Lane’iyle, John Turturro’suyla, Richard E. Grant’iyle profesyonel bir kadrodan güç alıyor.

        “Oyuncak Hikayesi”ne benzer bir tanımı var

        Tabanındaki eserle “Oyuncak Hikayesi”ne (“Toy Story”, 1995) bir miras bıraktığını gösteren film, ‘fare insanlar’ın ‘fındıkkıran Napolyon’a karşı mücadelesini ‘iyi-kötü ayrımı’ olarak değerlendiriyor. Turturro’nun zalim fare kral tiplemesi bir tarafa canlanan oyuncağın prensleşmesiyle de ‘Kurbağa Prens’ masalının işleyişini akla getiriyor. Dokuz yaşındaki ana karakterin noel arifesinde bunları yaşaması ise mucize kelimesinin etrafını bütün hatlarıyla çiziyor.

        Konchalovsky, fare insanların dünyayı ele geçirmesini ele alırken sanki o kötü tiplemeyi bir büyücü gibi konumlandırıp “Oz Büyücüsü”nün kötü cadısının ‘uçan maymun askerler’ini de fareye çeviriyor. Bu durum üç boyutun derinliğinde rollercoaster etkisiyle başlayan öteki dünyaya ya da yukarıya ışınlanma için zemin hazırlıyor. Müzikal sahneleri büyük oranda görkemli bir koreografiden ziyade iyi işlenmiş bir yan motife dönüşüyor.

        Çaykovski’nin balesine konu olmuş hikayenin uyarlama yetisi takdir edilmeli

        Böylece 19. yüzyıldaki eserleriyle bilinen Alman fantezi yazarı E.T.A. Hoffmann’ın ‘Fındıkkıran ve Fareler Kralı’ (‘Der Nııssnacker und der Mâusekönig’) adlı kısa öyküsünün Çaykosvki’nin klasik bestelerinden güç alan bale eseri tanımı, farklı bir anlam kazanıyor. Daha önce gördüğü ‘film’ temsillerinin ötesinde bir vurguya kavuşuyor. Genelde TV filmleri ya da animasyonlarda çocuklara uygun bir yaklaşımına tanıklık ettiğimiz şablon, elimize ‘incelenecek’ bir malzeme veriyor.

        Bunun devamında ‘Fındıkkıran’ın modern uyarlaması metne belki de en yetkin sinema temsillerinden birini yaşatırken, bale tarafını tamamen devre dışı bırakıyor. Evreninden gelen ışıltıyla da aslında müzikal, fantastik, aile filmi ve dönem filmi arasından çıkıp ‘geleneksel anlatı’ya uyum sağlayan bir yaklaşımla ‘kitle sineması’ndan zevk almamızı sağlıyor. Çaykovsky’nin ve balenin ‘sıkıcı’ etkisi ise masal tanımına çevrilip bu zaafından arınıyor.

        “Sihirli Oyuncaklar”, oyuncakların canlanmasına tutunan 1920’ler Viyana’sından bir kızın Dorothy’vari mücadelesini müzikalle iç içe geçirip ‘zamanı geçmiş’ izlenimi yaratıyor. Ancak uyarlama olarak bu ‘rötuş’ filmi düzlüğe çıkarıyor. Dünyasını ‘odadaki maket evin/sarayın içindekiler’ın ötesinde açılan bir yaratıcılığa emanet ediyor. Napoleon’un döneminde ortaya çıkan monarşik düzeni ve totaliter kavgayı değerli kılmayı da beceriyor.

        FİLMİN NOTU: 6

        Künye:

        Sihirli Oyuncaklar (The Nutcracker)

        Yönetmen: Andrei Konchalovsky

        Oyuncular: Elle Fanning, John Turturro, Charlie Rowe, Nathan Lane, Richard E. Grant

        Süre: 103 Dk.

        Yapım Yılı: 2009

        Diğer Yazılar