Son Dakika
07.04.2018 - 04:01 | Güncelleme:

3300 yıllık gemideki fare DNA'sından son limana

 

UNESCO’nun 2014 tarihli raporuna göre bugüne kadar dünya denizlerinde yaklaşık 3 milyon deniz kazası oldu. Tarih araştırmacısı Stewart Gordon, 10 bin yıl öncesine uzanan bir zaman diliminde bu kazaların 16’sını aldı, söz konusu batıklar üzerinden dünya tarihini yeniden yazdı. Keşif, bilim, siyaset ve insanlık literatürüne farklı ufuklar açan, heyecan verici bir kitap

Fotoğrafçı Peter Throckmorton 1950’lerin ortalarında büyük bir Yunan heykelinin sahile vurduğu söylentisine kapılıp Türkiye’nin batı kıyılarına geldi. Tanıştığı kaptan ona, Ege’de birkaç antik batıktan söz etti. ABD’ye dönen fotoğrafçının çabalarıyla 1960’larda batıktan amforalar, çanak çömlekler, külçeler çıkarıldı. Ama bu kadardı. Keşfi yapan Türk ve Amerikalı ekibin üyeleri daha sonra yıllarca yerel süngercilerle görüştü, onlara antik bir batığın nasıl görünebileceğine dair resimler gösterdi. Ancak 20 yıl boyunca hiç ses çıkmadı.

1982’de genç bir süngerci teknesinin kaptanına Gelidonya’nın 80 km batısındaki Uluburun açıklarında, dik bir sualtı rampasında gördüğü dört kollu metal külçelerin resmini çizip verdi. Hemen Bodrum Müzesi ile temasa geçildi, bir sonraki yıl ilk dalış yapıldı; tekne 46 metre derinlikteydi. 1984’te batığa 1300 dalış gerçekleştirildi ve 3300 yıl el değmeden kalan, daha sonra Doğu Akdeniz ticareti ve kültürü üzerine muhteşem bilgiler sunan Uluburun batığı yavaş yavaş günışığına çıkarılmaya başlandı. Teknenin, denizcilikte tahta çivili yuva ve zıvana dili eklemli bilinen ilk örnek olduğu anlaşıldı. 14 metre uzunluğundaydı ve 14 ton kargo taşıma kapasitesi vardı. İçinde zamanında sadece Hazar Denizi civarında ekilen nar, yemeklik zeytin, fil ve suaygırı dişi, Nil deltasında üretildiği sonradan anlaşılan cam külçe, parfüm için ağaç reçinesi ve seçkin içki kapları olduğu keşfedildi. Bu, Uluburun batığının, Doğu Akdeniz’in büyük bölümünde paylaşılan seçkin bir yaşam tarzına hammadde taşıdığını gösteriyordu. Hem de çok geniş bir coğrafyadan çok geniş bir coğrafyaya... Peki en son hangi limandan yola çıkmıştı bu tekne? Bunu da gemideki bir yiyecek kabında sıkışıp kalan bir sıçanın kemikleri söyledi. Sıçan DNA’sı Doğu Akdeniz’in çeşitli limanlarında küçük ama belirgin farklar gösteriyordu. Uluburun sıçanının DNA’sının yalnızca Suriye’nin kuzey sahilindeki Ugarit sıçanıyla uyumlu olması, geminin son limanının Suriye’de olduğunu işaret ediyordu...

On Altı Batıkta Dünya Tarihi - Stewart Gordon / Çev: Zülal Kılıç Kitap Yayınevi

KANODAN BUHARLIYA

Michigan Üniversitesi bünyesinde araştırmalar yapan Stewart Gordon, kendine üç kriter belirleyip 16 batık seçti. 1) Batık, insanlık tarihine önemli bir etki yapmış olacak. 2) Dünyanın farklı denizleri gözetilecek. 3) Söz konusu gemi kazası geminin yol aldığı coğrafyaları, ekonomileri, göçleri, siyasi hareketleri ve savaşları betimleyecek şekilde iyi belgelendirilmiş olacak. Gordon’un bu kriterlerden yola çıkarak seçtiği batıklar arasında 1987’de Nijerya’da bir kuyunun dibinde bulunan 8 bin yıllık “Dufuna Oyma Kanosu” ve 1952’de Büyük Piza Piramidi’nin tabanında bulunan MÖ 2600 tarihli “Khufu Teknesi” de var, 1634’te Kolombiya açıklarında batan “Los Tres Reyes” adlı İspanyol kalyonu ve 1844’te Kentucky’de Ohio Irmağı’nda büyük bir patlamayla batan “Lucy Walker” adlı yandan çarklı buharlı gemi de.

Yazar, her tekne özelinde keşif öykülerini, kazanın veya batışın detaylarını, gemide ne olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, finansmanının kim tarafından yapıldığını anlatmakla kalmıyor, bu gemilerden yola çıkarak dönemin toplum yapılarını, ticaret ağlarını ve o batıkların dünya denizcilik tarihinde nasıl bir dönüm noktası teşkil ettiklerini de layıkıyla gösteriyor bize. Biraz ıslak ama son derece önemli bir mikro tarih çalışması.

‘AGUCUK GUGUCUK’U SEVEMEYENLER

1989’da bir grup sosyolog 412 beyaz ve siyah Amerikalı ebeveyne çocuk sahibi olma konusundaki görüşlerini sormuş. Olumsuz cevapları da sıralamışlar. Aşağıdaki pişmanlık ifadeleri dile getirilmiş: “Çocuklara bakma sorumluluğu zamanımın çok büyük kısmını kaplıyor.” “Çocuklarım çok fazla strese ve endişeye yol açıyor.” “Bazen ebeveyn olmadığım döneme dönebilmeyi diliyorum.” “Keşke ilk çocuğuma sahip olmadan daha fazla bekleseydim...”

Abartılmış Annelik Bastırılmış Kadınlık - Orna Donath / Çev: Bilge Yalçın Baştimur Destek Yayınları

İsrailli Orna Donath ise bir kadının ortalama üç çocuk doğurduğu ülkesinde bu pişmanlıkların neredeyse hiç söze dökülmediğini tespit edip yola koyulmuş. 2008-13 arasında anne olmaktan pişman olan, içlerinden birkaçı büyükanne olmuş farklı sosyal gruplardan kadınları dinlemiş. Çocuklarının annesi olmuş olmalarına rağmen kimsenin annesi olmamayı dileyen bu kadınların yaşadıkları çelişkileri, acıları kavramsallaştırmış. Bakın 15-20 yaşlarında iki çocuk annesi Helen ne diyor: “Bana göre değildi, hiç hoşlanmadım. Saatlerce agucuk gugucuk demekten ya da elimde çıngırak oturmaktan hoşlanmadım. Bazıları bunları seviyor. Ben sevmedim. Bana eziyet oldu.” Bir başkası, yaşları 20-25 arasında değişen üç çocuk annesi Brenda’ya kulak verelim: “Çocuklarımı doğurduktan kısa süre sonra kendimi ne tip bir çukura soktuğumu anlamaya başladım. Geceler gündüze karıştığında ve herkesin sözünü ettiği şu ‘mutluluk, tatmin ve yeniden doğum’u bulmak için çaresiz bir arayışın içinde kaybolduğumda, o duygunun kırıntısını bile bulamadım.” Donath’ın konuştuğu kadınlar arasında çocuklarını bırakıp gidenler, bütün sorumluluğu kocalarına yıkanlar ve çocuklarına neredeyse şiddet uygulamayı düşündüklerini söyleyenler de var. Tamam, kızalım ama bütün bunların sebebi ne? Annelik çok fazla yüceltildiği; “Çocuk doğurmazsan pişman olacaksın” bir tehdide dönüştüğü için mi bazı anneler böyle hissediyor? Ve bu yüzden mi bu pişmanlıklar görmezden geliniyor? Meslek kaygısı veya toplumsal baskıyla anne olmanın giderek zorlaştığı dünyada, “bu kutsal vazifeyle” ilgili farklı ve sarsıcı bir bakışı görmek isteyenlere...

NEREYE DÖNSEN BAŞKA KADIN HİKÂYESİ

çinde Maria Franceschina ve iki erkek iki kız dört çocuğunun da bulunduğu gemi, 1559’da Venedik’ten Arnavutluk sahiline ilerlerken karşılarına korsanlar çıktı. Anne ve kızlar fidyeyle kurtulup Venedik’e dönerken iki erkek Osmanlı’ya götürüldü. 10 yaşındaki büyük Gazanfer, küçük ise Cafer oldu. Cafer bir süre sonra öldü, Gazanfer ise iğdiş edildikten sonra kapı ağası yapıldı. II. Selim, III. Murad ve III. Mehmed döneminde Gazanfer Ağa olarak nüfuzunu artırdıkça artırdı. Bu sırada kardeşi Beatrice Venedik’te evlenmiş, iki oğlan doğurmuştu. Kocası veremden ölünce 30’unda dul kaldı. Yeniden evlenen dul, o dönemin Venedik’inde ‘kötü kadın’ muamelesi görüyordu ama aldırmadı. Yeni kocası Venedikli bir tacirdi. Bir kız daha doğurdu ancak kocasının açgözlülüğü onu mutsuz etti. 1591’de hepsini bırakıp kardeşi Gazanfer’in yanına, İstanbul’a, Saray’a geldi. Birkaç gün geçmeden de dinini değiştirip İslam’a döndü. Adı Fatma oldu. “Osmanlı kadınları istenmeyen evlilikleri boşanmak, ayrılmak ve feshetmek yoluyla daha kolay sona erdirebiliyordu. Gelenekleri normalde boşanmalarına izin vermeyen gayrimüslim kadınlar için İslam’ı benimsemek, istemedikleri eşten kurtulmanın kolay ve yaygın bir yoluydu” diyor yazar. Beatrice yani Fatma’nın (Fatma Hatun) bunun için mi İslam’ı seçtiğini bilmiyoruz ama bu dönüşümden sonra şahsi ve ailevi statüsünü epeyce yükseltti. Amerikalı tarihçi ve felsefeci Eric R. Dursteler “Dönme Kadınlar”da, erken modern dönemde doğdukları yerleri, ailelerini ve dinlerini bırakan Akdenizli kadınların toplumsal ve siyasi alanda oynadıkları rolü anlatıyor. Fatma’nınkinden başka iki hikâye daha var kitapta. Birinde 1586’da doğan Hıristiyan Venedikli Elena Civalelli ve ondan 20 yıl sonra doğan Müslüman Osmanlı Mihale Şatoroviç’in erken yaşta evlendirilmek istenmeleri ve buna direnmeleri anlatılıyor. Diğerinde ise Yunan adası Milos’tan kaçan Müslüman Maria Gozzadini ile üç kızının (Ayşe, Emine, Hatice) Korfu’ya sığınmaları ve bu kez Hıristiyanlığa dönmelerine tanıklık ediyoruz. Dursteller’in ilk Türkçe baskısı beş yıl önce yapılan kitabı, Osmanlı’nın bir döneminin farklı okumasını yapmak bakımından da ilginç.

 

 

Dönme Kadınlar - Eric R. Dursteler / Çev: Deniz Koç Koç Üniversitesi Yayınları

Uluburun batığının bir benzeri 360 Derece Araştırma Grubu tarafından inşa edilerek yüzdürülmüş ve daha sonra 2006’da Kaş açıklarında tekrar batırılmıştı.

İKİ TAVSİYE

Yitirilen bir babanın akılda kalan hatıralarını, acıtmadan ama gözleri ıslatarak yazmış Orçun Türkay. Bu nasıl tezat diyorsunuz ama öyle; yoğun empati kuracağınız müthiş bir anlatı. Diğer kitap çocuklara bir ilk roman. Londra’dan taşraya taşınan bir çocuğu anlatıyor. 10 yaş üzeri okuyabilir.

Tunç Bey Orçun Türkay Yapı Kredi Yayınları

Bülbül Korusu’nun Gizemi Lucy Strange Çev: Bilge Zileli Alkım Hep Kitap 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Perşembe 13 MPH 28°
Güneşli