Son Dakika
09.03.2018 - 03:52 | Güncelleme:

Kutsal Dert

 

“ACABA niçin yazarken zorlanıyorum?” diye kendi kendime düşünüp cevap ve çözümler arıyorum. Bazen “Metni oluştururken cümle ve kelimelerin yerli yerince olması, düzgün, dengeli ifadeleri seçme gayreti diyorum”, bazen de “Yazmanın konuşmaktan zor oluşu bilinen, kabullenilmiş bir realitedir, tabii ki zorlanacaksın, öyle kolay mı yazmak?” diye düşünüyorum. Mana bütünlüğü, bilgi, birikim falan filan... Ama bugünlerde biraz daha kafayı taktım galiba. Bu cevaplar çok sıradan geldi bana ve kalbim tatmin bulmadı, bu sorgulama ve zorluğun beni getirdiği çözüm fikirlerinden...

Sonraları bir şey fark ettim. Evet konuşmak kolay, yani yazmaya göre daha kolay. Yoksa saçmalamadan, sorumluluk, edep ve insani ölçülerde konuşmak elbette mühim ve çok önemli bir fiil. Ama konuşmayı kolay kılan şey galiba karşınızdaki insanı fark edebilmeniz, onun anlayışına, sizin dinleyiş ve durumuna göre muhatap bularak bu davranışı yapabilmeniz. Nitekim sizi hiç dinlemeyen yahut siz konuşurken tuhaf, rahatsız edici tavırlar içinde bulunan bir kimseyle de konuşamaz, sıkıntı çekersiniz. Konuşacak bir şey bulunamaz adeta. Kelimeler, cümleler tükenir, biter. Konuşmakla aktaramadığınızı belki yazarak, kısa not ve mesajlarla iletmek böylesi durumlarda daha pratik bile oluyor neredeyse...

Neyse yazı meselesine gelince... Burada kelimelerle sizin ifade etmeye çalıştığınız şeyi kimin okuyacağını, ne kadar ilgi duyacağını kestirememek işi zor kılıyor. Hikâye, hayal, nefsin hoşuna gidecek şeyler yazmak için fazla bir efora ihtiyaç yok. Çünkü hemen hemen herkes bu nevi duygu ve hislere hazır vaziyette. Bedeni zevkler için ekstra bir çaba gerekmiyor. Biraz gıdıklar, dürtüverirseniz hemen kıvamına geliyor. Ancak doğru, ruh ve kalbe ait bir hakikat satırlara dökülecekse içinizden bazen şöyle vehim ve vesveseler geçiyor:

“Yahu bırak bu işleri!.. Kim okur, kim takar bu sözleri... Adamın derdi mi var zannediyorsun? Umurunda mı? Para kazanma, eş bulma, iş becerme, zevk, eğlence, şehvet olmadan ne yapsın bu anlattıklarını? Reşit, sen söyle sen işit... Uğraşma kardeşim!..”

‘İNSANIN DEĞERİNİ DERDİ BELİRLER’

Hakikaten insan aslında derdiyle yani ne derdi varsa ona göre şekillenen, ihtiyaçlarını gören, hayat süren bir varlık. Hatta Hazret-i Mevlânâ’nın “İnsanın değerini derdi belirler” manasına gelen sözü ne müthiş bir gerçeği vurgular.

“Beden kalıbı içinde onu hareket ettiren ve kişiyi ebedi âleme çeken, hiç yerinde durmayan bir ruh varmış. Bana ne!

Kalbin yani etten, kandan ibaret olmayan bu beden kalbimizin izdüşümünde merhamet, muhabbet ve tecellilerin hatta tüm güzelliklerin yansıdığı, kendini gösterdiği gönül varmış... Ne yapayım?

Yemek, içmek, cinsellik, para, mal, mülk, çocuk derdi insanı insan yapmaz. Nereden gelip nereye gittiğini anlayıp o muazzam aşka ermek ile ancak insan olunurmuş.. Hocam bunlar ince iş ya, hiç kafam basmıyor..”

Kur’an-ı Kerim seni insan yapmak için geldi ve nasıl insan olunur onu da Efendimiz (SAS) ile aşikâr gösterdi. Sadece “ben” diye yaşama, insanlıktan çıkar, kan emici vahşileri bile utandıracak durumlara düşersin. Aklın, nefsin, neslin, malın ve bu dünyada sana verilen nice nimetlerin başına bela olmasını istemiyorsan gel kendini tanı, hakikati bul, o gerçek güzellikle ol...

“İyi de arkadaş yani daha ben hayatımın baharındayım. Elbet bunları da bir ara düşünürüm.. Hem ben aslında dini de çözdüm. Öyle fazla derine inmeyeceksin, durumu idare edeceksin işlem tamam...”

İşte bu telkinlere, her biri çok önemli haz ve hakikat ölçülerine böyle dertsiz, gamsız yaklaşan daha doğrusu yaklaşmayan kimseye düşünüp de bu hususta ne yazabilirsiniz? Neyse ki sizlerle bu köşede biraz olsun dertleşip sohbet imkânı bulabiliyoruz.

DERT OLMADAN DERMAN, DEVA VE ŞİFA VERİR Mİ?

Bugünlerde ajanslara bir haber düştü. Eminim birçoğunuz duymuş, görmüşsünüzdür. Hani şehit annesini azarlayan otobüs şoförünün düştüğü kepaze durum. Kadıncağız, “Ben şehit annesiyim, kanun bana ücretsiz ulaşım hakkı tanıdı” diyor. O herif de “Ne yapayım şehit annesiysen, ben vergi veriyorum, para kazanmak zorundayım” diyerek hem ahlak ve insanlıktan hem de ticaret ve basit matematik hesabı yapmaktan aciz bir durum sergiliyor. Ne kadar vahim ve acı değil mi?

İşte ulvi, kutsal derdi olmayan insanlar ne kadar basit, adi şeyleri hemencecik kutsayıveriyor. İçimizde o şehitlik arzusu ve şehit yavrunun acısını, derdini hissedebildiğimiz içindir ki biz bu çarpık zihniyeti fark edebiliyoruz. Ama bu dert olmasaydı belki bizler de insanlıktan uzak bu davranışa, “Adam haklı” diyecek seviyesizliğe düşebilirdik. Kutsal dertlerimiz bizi insan yapıyor. Bu arada bu nevi kimselere çok güzel emsal teşkil edebilecek dâhiyane cezayı veren hâkim kardeşimi de tebrik etmek istiyorum. Hani şu 12.33’te imza atma meselesi. Gerçekten harika...

Dert gerçek değilse, yeni tabirle “sanal” ise derman da “sanal” oluyor. İstediğiniz kadar “artırılabilir gerçeklik” formülleri uygulayın. Samimi dert olmadan bu doğrular, hakikatler kişinin bırakın kalbini kılını bile oynatmıyor.

Belki bazıları şöyle diyecek. “Yahu hoca sen ne yapacaksın okunup okunmadığını, muhatap bulamamayı? Allah (CC) için yaz, vazifeni yap, gerisine karışma...”

“Evet iyi hoş da böyle olduktan sonra yazacağıma iki satır bir şey okur veya ne bileyim bir ibadet yahut hasta ziyareti, muhtaç bir kimsenin hizmeti gibi şeylerle meşgul olurum. Yazı yazmak farz mı vacip mi? Merak eden, arayan, soran, araştıran yoksa” diye cevaplar da geliyor bazen aklıma...

Allah Teâlâ bize şerefli, aziz, güzel ve “insan”a yakışan “dert” versin ki bizler de böylece dermana, bizi güzel insan eyleyen makamlara kavuşalım.

“Amin” sadasını duyamıyorum ama yazdığım için olsa gerek öyle değil mi? Yoksa dua tabii ki temiz kalbinizde yankı bulmuştur.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 19 Mart 2018 Pazartesi 12:38
    Allah razı olsun Fatih Çıtlak hocamızdan Selam ve hürmetlerimizi iletiyoruz Yazılarını severek takip ediyoruz.Bizlere güzel bir rota çiziyor Her türlü dünya oltalarının olduğu şu devirde bizleri hizaya getirmek için emeklerini İnşaallah zayi etmeyiz ve sözlerini başkalarına iletebiliriz Rabbim hizmetlerini daim eylesin En kısa zaman da Adapazarı na da bekleriz
  • Misafir 15 Mart 2018 Perşembe 08:20
    Amin ! hem yazilariniz hem konusmalariniz hiçbir itiraza yer bırakmayacak gerçeklikte Allah senden razı olsun hocam !!
  • Misafir 14 Mart 2018 Çarşamba 17:35
    Hocam okuyor, hissediyoruz.Yazmaya devam vesselam
  • Misafir 14 Mart 2018 Çarşamba 16:58
    Aminnnn hocam.
  • Misafir 12 Mart 2018 Pazartesi 12:20
    Amin amin amin! Allah razı olsun hocam.. elbette bir yankı bulacaktır.. nolur yazmaya devam edin. Allah'a emanet
  • Misafir 09 Mart 2018 Cuma 11:34
    Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur, Ne mutlu Türk'üm diyene.
  • Misafir 09 Mart 2018 Cuma 11:15
    Cok guuzel bir yazi. Yaradan ile olan iliskimizin aslinda hayatimizdaki en onemli meselesi oldugunu unutmakk bastan yanlis yone gitmek demek. Isteyen istedigi karari verebilir bu konu hakkinda amam onemli olan bunun "hayatin ana gundem maddesi" oldugunu gozden kacirmamak.
  • Misafir 09 Mart 2018 Cuma 11:07
    Amin diyoruz hocam merak etmeyin. Cumayı bekliyor, yazılarınızla inşirah buluyoruz.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Pazartesi 21 MPH 27°
Sağanak Yağışlı