28 MART 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
01 Ocak 2017 Pazar, 01:09:01 Güncelleme:09:17:57

2016’nın en iyi 10 filmi

 

2016’yı keşke sadece güzel yanlarıyla hatırlayabilsek... Kuşkusuz mümkün değil ama en azından hafızamızda iz bırakan filmleri yeniden hatırlayabiliriz. İşte 2016’da Türkiye’de ticari gösterime giren yapımlar arasından belirlediğimiz en iyi 10 film.

1 Âşıklar Şehri

(La La Land) Yönetmen: Damien Chazelle

1950’lerin görkemli müzikalleri seyirciye gerçeklerden hayal dünyasına kaçış imkanı verirdi... “Âşıklar Şehri” ise müzikal sahnelerin neşeli enerjisiyle hayatın tatsız gerçekleri arasında gidip gelerek, Los Angeles’ta yaşanan buruk bir aşk hikâyesi anlatıyor. Mia’nın (Emma Stone) oyunculuğa, Sebastian’ın (Ryan Gosling) caz müziğine duyduğu tutku yönetmen Chazelle’in müzikal tutkusuyla birleşiyor ve ortaya unutulmaz bir film çıkıyor.

2 Geliş

(Arrival) Yönetmen: Denis Villeneuve

Dünyayı ziyaret eden uzaylılarla iletişim kurmaya çalışan dilbilimcinin öyküsü... Yabancı paranoyasının militarizmi beslediği bir çağda tek çözümün iletişim olduğunu vurgulayan film, son yılların en iyi bilimkurgularından biri... Villeneuve filmde hafıza, sevgi, iletişim ve zaman boyutu arasında daha önce benzerini pek görmediğimiz bir bağ kuruyor. Louise ile uzaylılar arasında kurulan iletişimin lineer zaman akışının ötesine geçmesi etkileyici.

3 Spotlight

Yönetmen: Tom McCarthy

Katolik Kilisesi’nin çocukları taciz eden rahipleri sistematik olarak koruduğunu açığa çıkarmaya çalışan bir grup araştırmacı gazetecinin gerçek öyküsü. Hedefte sadece Kilise yok. Tacizci rahipleri koruyan bütün bir sistem deşifre ediliyor. Filmin en iyi yanı, kimseyi kötü adam ya da kahraman yapma derdinde olmaması... Tam aksine, vicdanlı ve ahlaklı adamların bile “sistem”e nasıl dahil olabileceğini göstermeyi hedefliyor.

4 Gece Hayvanları

(Nocturnal Animals) Yönetmen: Tom Ford

Sanatçının gerçek hayatıyla hayal dünyası arasındaki ilişkiler... Susan, eski kocası Edward’ın romanını okurken geçmişe döner, kendisiyle hesaplaşır. Edward’ın romanı, Susan’la olan ilişkisinin bir yansımasıdır... Romanı Susan’ın hayalgücünden takip ederiz. Yönetmen filmin görsel dilini, her şeyin Susan’ın zihninde geçtiği fikrinden yola çıkarak oluşturuyor. Biçim, bütünüyle filmin hikâyesine hizmet ediyor. Resimler ve renkler, en az sözler kadar anlamlı...

5 Büyük Açık

(The Big Short) Yönetmen: Adam McKay

2008 finans krizini önceden görenlerin hikâyesini anlatan filmde iyi adamlar ya da kahramanlar yok. Filme felaket habercisi kâhinler ile onlara hiç aldırmayan kralların öyküsü olarak bakmak mümkün. Mizah, ana karakterlerin zekâsı ve uyumsuzluğu ile finans sektörünün kendini beğenmişliğinden besleniyor. Yönetmen McKay, anlatıcılar ve kameraya konuşan karakterler gibi belgesel trüklerini etkili dramatik sahnelerle birleştiriyor.

6 Carol

Yönetmen: Todd Haynes

1950’li yılların ABD’sinde geçen film, ikiyüzlü hayatlara teslim olmamak için direnen, iki âşık kadının öyküsü. Kocası ve toplum karşısında kendini yeterince güçlü hissetmeyen Carol arzularını bastırmaya alışmış bir kuşağa ait. Sakin ve sessiz Therese ise gençliğin verdiği cesaretle daha güçlü bir âşık. Yönetmen, görüntüler üzerinden sözlerin ötesine geçerek karakterlerin ruhunu yakalıyor, aşkı ve hüznü perdede adeta görünür kılıyor: Buğulu camlar, uçuşan karlar, pencerelerdeki yansımalar, küçük otel odaları ve tenha kafeler..

7 Deadpool

Yönetmen: Tim Miller

X-Men evreninin en sevilen süper “anti kahramanı”, ilk solo filmiyle gönlümüzü fethetti. Aslında kötü biri değil, sadece iyi olmayı sevmiyor... Mizahi zekâsıyla birleşen o muhteşem gevezeliğinden hiç vazgeçmeyen çıkan Deadpool, film boyunca sinema, müzik ve popüler kültür üzerinden adeta bir “stand up” gösterisi yapıyor; sadece diğer karakterlerle değil seyirciyle de konuşuyor. Aksiyon sahneleri ve özel efektler açısından da parlak ve yaratıcı bir film. Özellikle jeneriği mükemmel..

8 Gençlik

(Youth) Yönetmen: Paulo Sorrentino

Alpler’deki bir otelde farklı arayışlar içindeki karakterlerle tanışıyoruz. Aslında çoğu göründüğü gibi değil... Telafisi mümkün olmayan kayıplar, gerçekleşmeyecek arzular ve mutluluk arayışları üzerine bir film bu. Evet, gençlik geri gelmiyor, bazı yaralar asla kapanmıyor ve insan üstüne yapışan etiketlerden hayat boyu kurtulamıyor. Ama kurtuluş, kaçmakta ya da yalana sığınmakta değil; yüzleşmekte ve yeniden denemekte. Hüzün ve ironinin sanat tutkusuyla birleştiği bir film.

9 Saul’un Oğlu

(Saul Fia) Yönetmen: Laszlo Nemes

Auschwitz toplama kampında cenaze töreni düzenlemek isteyen Saul, bir bakıma soykırım gerçekliğini reddeden bir adam. Bu “akıl dışı” davranışıyla ruhunu özgürleştirdiği dahi söylenebilir. Hareketli kamerasını film boyunca Saul’un yanından hiç ayırmayan yönetmenin amacı, seyircinin soykırıma yönelttiği her tür röntgenci bakışı kısıtlamak. Kadrajı en dar görüntü formatı olan 1.37:1’e indirgerken, sadece Saul’a ve onun amacına odaklanmamızı istiyor.

10 O Kadın (Elle) Yönetmen: Paul Verhoeven Gerilim, cinsellik ve şiddet alternatif bir aile dramıyla birleşiyor... Başarılı işkadını Michele’in tecavüze uğramasıyla başlayan öykü, çok farklı noktalara ilerliyor. Finalde ahlak dersi beklemiyor sizi. Hiç kimse bildiğimiz anlamda iyi ya da kötü değil. Ruhundaki karanlık yanlara şahit olduğumuz Michele’in kendine ve insanlara karşı dürüst kalmaya çalışması, genel geçer ahlak yargılarını dert etmeden doğruyu bulmak istemesi etkileyici bir yan taşıyor.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Salı 11 MPH 13°
Güneşli