Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Galatasaray, başını Ali Sami Yen’in çektiği, milletimize ilham veren Kin şiiri yazarı Emin Bülent’in de aralarında bulunduğu bir avuç idealist adamın, 1905’te kurduğu bir kulübümüz... Çanakkale Şehitliği’nde; Galatasaray Lisesi’nin onlarca öğrencisi yatmaktadır ve yine çokça futbolcusu; Çanakkale’de, Kafkaslar’da ve Trablusgarp’ta şehit düştü. O açıdan da meşruiyeti olan, temeli sağlam bir kulüp Galatasaray... Peki, bu camiaya atfedilen monşerlik nereden kaynaklanıyor?

        ★ ★ ★

        Mektepli-alaylı ayrımıyla kan davasına dönüşen ve kulüpte kalıcı bir husumete ve kavgaya sebep olan bu gelişmeler, bir türlü çözülemedi ne yazık ki. Ancak, 2000’de UEFA Kupası’nı Türkiye’ye kazandıran bu camianın, Şampiyonlar Ligi Kupası’nı getirmesi beklenirken, 17 yıldır, başarılarına rağmen geri gitmiş olmasını da herhalde bu kavgaya dayandırabiliriz. Grubumuzda Galatasaray uzmanı arkadaşlarımız var... Başkanvekilliği yapmış liseli Fatih Altaylı da, Habertürk Gazetesi Spor Müdürü Halil Özer de en iyi analizi yapacak insanlardır... En iyisi, sözü onlara bırakmak... Spor adamı kimliğimin yanında 20 yıl spor politikalarında hep Sayın Cumhurbaşkanımız'ın yanında bulunmuş, bütün olaylara şahit, konulara vakıf birisi olarak, birkaç anekdot paylaşmak istiyorum.

        ★ ★ ★

        1994 sonrası, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan’la gittiğimiz 4 büyüklerin maçlarının hepsinde alkış kopuyordu. Taraftarların, hepsi başkanı çok seviyordu... G.Saray Başkanı Faruk Süren ve yönetimi bir gün, Ali Sami Yen Stadı’nı yıkıp yerine altı alışveriş merkezi, üstü stat projesiyle geldi. Erdoğan da “Mecidiyeköy trafiği aksarsa bütün İstanbul kilitlenir, stat olur ancak alışveriş merkezini kaldırmaz... Biz size yer gösterelim orada daha büyük, daha geniş arazide yeni stadınızı yapın” diyor... Yönetimden kaynaklanmadığına inandığımız, “Tayyip Bey Fenerli, bizim büyümemizi istemiyor” diye fitne üretiliyor. Bazı yayın organlarında bu konunun işleneceği ve Erdoğan aleyhinde kampanyaya dönüşeceği söylentisi yayılıyor... Merhum Doğan Koloğlu, bize soruyor ve doğrusunu öğrenince de Milliyet’teki köşesinde bunları yazıyor. Biz, medyayı bilgilendiriyoruz, bütün bu algı tersine dönüyor...

        ★ ★ ★

        Sayın Erdoğan, 1999’da cezalandırılıp hapis yatıp çıktıktan sonraki süreçte, çok sevdiği maçları izlemeye gitmek istiyordu. Ancak, sporun spordan nasibini almamış yöneticileri, eski belediye başkanlarına yer verirken Erdoğan’a zorluk çıkarıyordu. O dönemde, en büyük yürekliliği gösteren, adamlık sınavını en iyi veren kişi, Avrupa şampiyonu G.Saray’ın başkanı Faruk Süren’di... Kendi özel locasını Erdoğan’a tahsis ediyordu ve ilgisini, nezaketini de esirgemiyordu...

        ★ ★ ★

        2002’de Erdoğan’lı hareket iktidara gelince, hemen kollar sıvandı ve ilk iş G.Saray’a verilen söz yerine getirildi... 22 bin kapasiteli stadyum ve 37 dönümlük arazi yerine, Seyrantepe’de 250 dönümlük bir arazi tahsisiyle ve başında olduğumuz GSGM ile TOKİ başta olmak üzere, devlet seferber edilerek 52 bin 500 kapasiteli Türk Telekom Arena tamamlandı... F.Bahçe, stadını tamamen kendi bütçesiyle yaptığı halde F.Bahçeli Başbakan döneminde, G.Saray, bir kuruş harcamadan dünya çapında bir stada kavuştu... Başkan merhum Özhan Canaydın’ın bizimle el ele, ne büyük bir çaba harcadığını belirtmek ve Ergun Gürsoy, Adnan Polat ile Işın Çelebi’nin katkısını da vurgulamak gerekiyor... Açılış töreninde yaşananlar belki de başkan Adnan Polat’a yapılan bir sabotajdı ama bütün Galatasaraylılar’a mal edilmeyecek büyük bir provokasyon vardı. Sayın Erdoğan’a teşekkür edilmesi gerekirken yuhalandı... Hak edilmeyen bu tatsızlıklar, o gün bugündür hala devam ediyor ne yazık ki...

        ★ ★ ★

        Hakan Şükür, G.Saray ve Milli Takım için başarı ve gol rekorları kırarken bile camianın bir kısmı tarafından kabullenilmediğini, hep duyuyorduk... Nihayet de bir gün geldi, kulüpten dışlandı ve gönderildi... Mağdur edildiğini düşünen Başbakanımız da sahiplenme duygusuyla onu milletvekili yaptı. İddia edildiği gibi, Pensilvanya’nın telkiniyle değil...O ise kanunla terör örgütü olmasına rağmen FETÖ’den yana tercih yapınca, ipler koptu... Şimdi ise, onu rencide ederek ve kulüpten ağlatarak gönderen camia, bu sefer sahiplendi, kulüpten ihraç talebini reddetti... Hubb-i Ali değil, Buğz-i Muaviye... Hakan’a olan sevgi değil, lüzumsuz Erdoğan nefreti...

        ★ ★ ★

        Bakan Çağatay Kılıç’ın babası, G.Saray’da eskiden yöneticilik de yapan ve hükümetle köprü vazifesi gören çok değerli bir isim Sinan Kılıç, Cumhurbaşkanı’na teşekkür ediyor, yine bir grup tarafından yuhalanıyor... Büyük haksızlık bu... Hiçbir devlet adamı, bir kulübe bu kadar katkı yapmamıştır tarihte... Olacak şey değil... Yıllardır kan davasına dönüşen bu anlayışa bir son vermek gerekir... Ne tüm G.Saraylılar’a mal etmeli, ne de Cumhurbaşkanı ve hükümetin spora desteği aksamalı... Olsa olsa delegeleri de tuzağa düşüren bir grubun organizasyonu ve provokasyonu... Başta G.Saray yönetimi ve camiası, olumsuzlukları bertaraf etmeli ve Cumhurbaşkanı’na teşekkür vazifesini yerine getirmeli.

        Diğer Yazılar