Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Fenerbahçe hoca konusunda ince eleyip sık dokuyor. Kriterler belli.

        Öncelikle gelecek hoca bu sezonun önemini çok iyi kavrayacak. Olmazsa olmaz şart şampiyonluk. Bunu bilecek, buna inanacak. Kadro sadece Türkiye ligi için güçlendirilmiyor elbette. Ancak ilk hedef Avrupa değil. İlk hedef Galatasaray'a 4. yıldızı taktırmamak.

        Bir başka kriter, mazeret üretmeyecek isim. "Türkiye'ye adapte olamadım, takıma alışamadım, Türkiye Ligi çok sert. Hakem hatalarıydı, sakatlıktı v.s. gibi mazeretler yaratmayacak. Bir cebinde mazereti bir cebinde de istifası olmayacak.

        Son adımlar atılıyor. Onlarca isimle görüştüler. Hepsi de önemli teknik adamlar. Temasa geçilen yabancıların tümü isim yapmış hocalar. Türk alternatifler ise ilk günden beri Mustafa Denizli ile Ersun Yanal'dı.

        Aslında yerlisi-yabancısı Fenerbahçe'nin hocası olmak için can atıyor. Örneğin Löw, gelmeyi çok istiyor ama 2014 Dünya Kupası engel oluyor. Capello'nun hem Rusya'yı hem Fenerbahçe'yi çalıştırma düşüncesini Fenerbahçe kabul etmiyor. Heynckes ise teknik adamlığı bıraktığı için teklifi kabul etmedi. Şu andaki en ciddi yabancı aday Lucescu. Elbette bu isme kimse itiraz edemez. Ama maliyeti yüksek, ikna edilmeye çalışılıyor.

        Alternatifi de Ersun Yanal. Ersun Hoca'nın sunumu, analizi başkan ve yöneticileri de etkilemiş. Hoca ise büyük bir heyecan içinde yöneticilerden gelecek telefonu bekliyor. Fenerbahçe'yi çalıştırmak için çok ama çok istekli. Dostlarına "Bu kadro ile rekorlar kırarım. 100 golden fazla atarım. Başaramazsam diplomamı yırtarım" diyecek kadar da iddialı ve kendine güveniyor.

        G.Saray'ın 1 numarası boş konuşmamalı

        Ünal Aysal yine durduk yerde ortalığı karıştırdı. Çok konuşmanın faturası. Bu kez de Fenerbahçe'yi karşısında buldu.

        Fenerbahçe'de savcılığa suç duyurusunda bulundu. Haklılar.

        "Mahkeme sonunda Fenerbahçe de Aziz Yıldırım da ceza alacak" diyorsanız bir bildiğiniz var demektir. Bu kadar kesin ve net ifadeler kullanıyorsanız ciddi kaynaklarınız olmalı.

        Galatasaray'ın 1 numarası konuşuyorsa boş konuşmamalı, dayanağı olmalı.

        Gerçi ertesi günü Fenerbahçeliler'in de dediği gibi 'kuru temizleme' yaptı ama kimse yemedi. Savcılık yakında çağırır, Ünal Aysal da bildiklerini anlatır, hepimizi aydınlatır.

        Gelelim Fenerbahçe'nin, Aysal'dan şikayetçi olmasına rağmen, Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'na cevap vermemesine.

        Öncelikle iki camia arasındaki gerginliği daha da tırmandırmak, başkanlar düzeyinde karşılıklı atışmaya çanak tutmak istemiyorlar.

        Ayrıca biri başkan, diğeri başkan adayı. Ünal Aysal o sözleri kullandığı gün Galatasaray başkanlığından istifa etmişti, bugün ise başkan adayı. Yani şu anda Galatasaray Başkanı değil. Suç duyurusu da Aysal'ın şahsı adına yapıldı, Galatasaray'ın değil, Aysal'ın cezalandırılması istendi.

        Yüreğiniz yetiyorsa açıklayın

        Söz Galatasaray'a ve Ünal Aysal'a gelmişken devam edelim. Geçen hafta Saray'ın iç yüzünü yazdım, siteden açıklama yaptılar. Belli ki kızmışlar. Kusura bakmasınlar cevabım biraz gecikti.

        Benim için demişler ki, "Hangi amaçlara hizmet etmeye çalıştığı ortada olan..."

        Öncelikle orası Galatasaray Kulübü. Kişisel tepkinizi ortaya koyarken bunu isminizle, cisminizle yapın, kulübü kullanmayın.

        Sonra.. Yüreğiniz mi yetmiyor? Bu kadar mı korkaksınız? Madem bir amaca hizmet ediyorum, net olarak açıklayın.

        Sağda solda konuşurken menfaat sağlamakla suçladığınız isimlerle de kendinizle de beni karıştırmayın. Haddinizi aşan iddialarda bulunup yarınlarda başınızı ağrıtmayın.

        Yandaşınız olmadığım, borazanınız olmadığım için de rahatsızlık duymayın.

        İktidar hırsı mı yok yoksa gitmeye mi niyeti yok?

        Ünal Aysal'ın artık muhalefete alışması lazım. Başkanın eleştiriye tahammülü yok. Eleştireni ya mahkemeye veriyor ya da Disiplin Kurulu'na sevk ediyor.

        Göreve geldiği günden beri "İktidar hırsım yok" diyor da nedense kimseye inandırıcı gelmiyor. Bence aslında gitmeye niyeti yok. Bir yandan da korkuyor, tehlikeli gördüğü isimleri tek tek saf dışı bırakıyor. "Ben ne dersem o" havası da yarattı ki; en tehlikelisi de bu gibi.

        Yöneticilik teklifi götürdüğü isimlerden hiçbirinden ret yanıtı almadığını da iddia ediyor ki, o da doğru değil.

        Örnek mi? 2. başkanlık teklif ettiği bir büyüğü.

        "Ben 2. başkan olacaksam başkanın beni çağırıp 'Yönetime girmesini istediğin isimler var mı?' diye sorması gerekir. Benden habersiz yönetim kurulu yapılması benim prensiplerime aykırı" diyerek görev kabul etmeyen eski bir başkan.

        Diğer Yazılar