SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

El Bab’dan önce...

31 Ağustos 2016 Çarşamba, 01:59:23 Güncelleme:08:43:57
Muharrem Sarıkaya

Muharrem Sarıkaya

[javascript protected email address]

 

Coğrafya ve alan koşullarına göre, askeri harekâta katılan birlik ve silah sayısı, siyasi direktifi gösterir.

Yani, harekâta katılan tank, zırhlı ve asker sayısına bakılıp siyasi otoritenin hangi büyüklükteki alana hâkim olunmasını istediği okunabilir.

Bu öğretiden yola çıkılarak, ihtiyat birlikleri de dikkate alındığında Türkiye, Suriye içinde nereye kadar ilerleyecek?

Belirlemiş olduğu, “En fazla 40 km uzunluğundaki derinlik” nerede son bulacak?

Fırat Kalkanı operasyonunun yapıldığı alana defalarca girip çıkmış, bölgeyi köylerine kadar bilenlerle iki gündür sohbet ediyorum.

Operasyon başladıktan sonra da alana gidip ÖSO bileşenlerini oluşturan muhalif güçlerin komutanlarıyla görüşmüşler.

Operasyon sahasında oldukları için şu aşamada isimlerinin yazılmasını istemediler; ancak akademisyen olduklarını belirtebilirim.

İlginç gözlemleri var...

Bunun başında da bölgede savaşan ve yaklaşık 10 kadar güçten oluşan OSÖ bileşenleri geliyor.

Aktardıklarına göre, uzun süredir bir araya gelmelerinde ve birlikte savaşmalarında sıkıntı yaşanan muhalif güçler, Türk askerinin komutası altında düzenli ordu savaşına başlamış.

Plansız davrananlar ise anında uyarılıp başka bir güçle takviye edildiği için, şu aşamada büyük oranda disiplinli hareket ediyormuş.

Örneğin, bazıları girdikleri köyde yağmaya kalkınca Türk askerinin sert uyarısıyla karşılaşmış, vazgeçmiş.

 

FIRAT KENARINDAN

ÖSO ile birlikte rejim muhalifi grupların da Azez-Çobanbey hattında batıya doğru ilerlemesi IŞİD unsurlarının süpürülmesini de kolaylaştırmış.

İlk anlarında istenildiği gibi ilerleyen operasyonu son günlerde yavaşlatan ise Menbiç’ten çekileceği açıklanmasına karşın direnen YPG güçleri olmuş.

YPG’den gelen saldırıya karşılık verilirken ilerlemekte temkinli davranılınca bir miktar hız kesilmiş.

Ancak sahada olanlar, operasyonun askeri dehasına övgüde bulunuyor...

Buna neden de bölgede geniş bir alana yayılıp savaşmak yerine, Fırat’ı soluna alıp güneye doğru ince bir hattan bıçak gibi keserek, Fırat’a dik akan Sucur Nehri’ne kadar uzanan taktik.

Fırat’ın kenarından bir duvar gibi ilerleyen kolun, ana kıtası saydığı doğudaki Kobani bölgesiyle bağının koparıldığını gören YPG, Menbiç bölgesinin kuzeybatısındaki çok daha geniş alanları terk etmeye başlamış.

Özetle, sinideki baklava dilimini keser gibi davranılmış, çok daha az eforla çok daha büyük alan koparılmış.

 

KABASİN’İ ALMAK

Ancak yine de operasyonun bundan sonraki aşamalarının rahat olacağı söylenemez.

Hatta Menbiç ve El Bab’a yaklaştıkça zorluk derecesinin artacağı da burada yer tutan IŞİD, YPG, SAA (Şam güçleri) dikkate alındığında net görülüyor.

Belki de bundan dolayı El Bab’ın kuzeyinde bulunan küçük kasaba Kabasin hedefe konulmuş.

Çünkü bu ilçe de El Bab kadar önemli kavşakta duruyor.

Çobanbey (El Rai) ile birlikte, Tall Rifat, Mare, Azez ve Afrin’e giden yolu tutulması açısından da önem kazanıyor.

Bu bölgenin alınması PYD’nin güneyden bile olsa koridor halinde üç kantonunu birleştirmesini de imkânsız hale getiriyor.

Görünen o ki atasözündeki anlamını çağrıştıran ses yansımasıyla “önce ‘Kabasın’ı alacaklar”...

 

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN